ABD’ yi ABD yapan yalnız ekonomi, sanayi ve askeri büyüklüğü değil; bir asırdır dünyanın her yerinden parlak beyinleri ülkesine çekmesidir. Dünya nüfusunun ancak yüzde ikisi parlak zekaya sahip.
Küresel üstünlüğü insan kaynaklarından gelişti. Parlak beyinler MIT, Berkley gibi üniversitelerde yetişti ve ekonomiye, sanayi ye ve askeriye ye kazandırdı. Laboratuvarlarda çoğunlukla yabancı bilim insanları. Bu ABD için kültürel zenginlikten öte bilimsel yaratıcılığın en önemli kaynağıdır.
Şimdi ABD yabancı öğrencilerin çokluğuna doymuş, sınırlama getiriyor. 2024 yılında ABD ye giriş yapan öğrenci 1,8 milyonmuş. Bu oranı fazla buluyor. Gelenlerde ülkelerine geri dönmek istemiyor. Kendi vatandaşları üst seviyeye çıkamıyormuş. Alınan bu kararın doğruluk derecesini tartışıyorlar.
Endülüs ve Osmanlı kalkınma dönemlerinde diğer ülkelerden öğrenci kabul ediyordu. Osmanlı son dönemde Abdülhamit Han tarafından Fransa’ya 100 bin öğrenci gönderdi. Fakat gidenlerden geri dönenler ülkeye verimli olmadılar. Aksine Fransız kültürünü ülkeye getirmişlerdi.
Aslında yabancı öğrenciler yük değil, geleceğe yatırımdır. Ülkemizde bu konu tartışılmaya başladı. Nobel ve bilimsel ödüllerin, patentlerin önemli bir kısmında yabancı bilim insanlarının çalışmaları vardır.
ABD’nin yaptığı beyin ithalatı belki de tarihte kurulmuş en başarılı kalkınma stratejisidir. Bu yapılacak kısıtlama Türkiye’miz dahil diğer gelişmekte olan ülkelere yarayacaktır.
Bugün ülkemizde Afrika ve Asya dan gelen uluslararası öğrenci sayısı 380 bini bulmuş. Türk Üniversiteleri Erasmus, Mevlana ve ikili anlaşmalar ile görünür hale geldi. Belki bu misafir öğrencilere ekonomik destek veriliyor, fakat maddi ve manevi getirisi daha fazla olmaktadır. Özel Üniversiteler bu öğrencilerle dolu. Bunun gerçek değeri sahada anlaşılmaya başlandı. Suriye, Afganistan, Sudan ve diğer ülkelerde, Türkiye de eğitim görmüş devlet adamları, yönetici, girişimci, iş insanları var. Türkiye onların ikinci vatanı gibi. İlişkilerinde ilk önce akıllarına Türkiye geliyor. Aslında bu durum çok güzel bir güçtür.
Bugün eğitim ihracatı yanlızca döviz kazandıran bir sektör değildir. Kültür, dil, güven ve nüfus ihracatıdır. O İnsanlar ülkeler arası bir köprüdür.
BİR ÜLKENİN GELECEĞİ, YALNIZ SİLAH, SAVUNMA SANAYİ DEĞİL, ÜNİVERSİTELER ARASINDA KURULAN DOSTLUKLARDA BELİRLİYOR.
Yabancı öğrenci olayı iyi bir bakışla ele alınmalıdır. Onlar ülkelerinde fahri elçi olacaklar.
TÜRKİYE DÜNYANIN PARLAK BEYİNLERİNİ ÇEKEN CAZİBE MERKEZİ NEDEN OLMASIN.
Amerika liderliğini büyük ölçüde yabancı bilim insanı sayesinde gerçekleştirdi. Amerika’da üniversiteler vakıfların elindedir. MIT 1861 yılında şehir büyüklüğünde bir arazi üzerine kurulmuş. Bünyesinde kurulan şirketlerde ortaklık payı var. Talebeler şirketlerde stajlarını yapıyor. 105 Nobel, 41 Astronot, 8 yabancı devlet başkanı, 120 binden fazla mezun vermiş. Devlete yükü yok. Şirketlerden para yağmur gibi yağıyor. Hocaları nasıl olsa devlet garantim var fazla yorulmama gerek yok diyemiyor. Vakıf yönetimi başarısız hocaya yol verebiliyor.
Ağır sanayinin gelişmesi Üniversiteler sayesinde olmuş. Dünyaca ünlü 10’ dan fazla üniversitesi var. Hepsi vakıf ve kar amacı güdülmüyor. Özel olarak atanan kurul tarafından yönetiliyorlar. Hiçbir sorun gizli tutulmuyor.
Osmanlı vakıf devleti olarak anılır. 600 yıl ayakta kalmasının birinci sebebi budur. Vakıfları zayıfladı, dünyadaki gelişmeleri yeterince takip edemedi ve yıkıldı.
ABD, Osmanlı’nın ve Endülüs’ün iyi yönlerini araştırıp uyguladıklarını ilim adamları yazıyor. Bizler eski gücümüze dönebilmek için atalarımızın ve Müslümanlığın çizdiği yoldan yürümeliyiz. Vesselam

YORUMLAR