Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Gökçe Albayrak

“İnsanı açlık öldürmez alışmış olduğu mevcut tokluk öldürür.”

İbni Haldun’un Mukaddime adlı eserinde geçen bu cümle birçok mevcut durumun özeti gibi geldi bana. Bundan 648 sene önce toplumları gözlemleyip böyle vurucu bir sonuca varıp üstelik dolma kalemin icadından 450 yıl kadar önce bir kamış kalemle yaptı bunu. Belki de tüm bu gözlemlerden bile daha etkileyici olanı da budur; eliyle mürekkebe daldır çıkar daldır çıkar bin sayfa kadar bir şeyler yazabilmek. Hele bir de ayarı tutturamayıp sağa sola üste ve başa kim bilir belki de yüze göze bulaşan mürekkebe rağmen. Ve bizlere çağımızın en büyük problemi sandığımız konforun aslında bütün çağların en büyük problemi olduğunu gösterdi. İnsanı, toplumları, devletleri belki de olması gerekenden çok daha önce öldüren şey; konfor ve günümüzde bütün şirketlerin bize vaat ettiği şey; konfor. Rahat bir ölüm olması gerekenden daha önce bizi sona götürecek olsa bile tercih edilecek bir şey midir?

Çarlık Rusya’da 1891-1892 arasında Büyük Rus Kıtlığı yaşandı. Kuraklık, kötü yönetim derken belgelenmiş yamyamlık vakaları yaşanmaya başladı. İnsanların ölmüş çocuklarını veya komşularının çocuklarını yediği kayıt altına alındı. Bunun İbni Haldun’un “ açlık değil alışılmış tokluk öldürür” sözüyle bağlantısı nedir peki? Şöyle söyleyeyim tokluğa alışmış bir medeniyet en ufak bir kriz anında bütük ahlaki değerlerini bir kenara bırakabilir. Gerçi İbni Haldun’un da oldukça pragmatist bir adam olduğunu tarih bize söyler. Yani belki kendisi de böyle bir durumda komşu çocuğundan bir lokma alırdı bunu bilemeyiz ama bize söylediği şey dünyada yaşanan bütün çöküşlerin nedenini ortaya koyuyor. Bir toplum konfora, refaha alışırsa bu toplum başına gelebilecek herhangi bir felakete karşı direnç gösteremez ve yozlaşır.

Bu örnekler için aslında çok da uzağa gitmemize gerek yok Gazze’de iki seneden beri süregelen katliama insanların bu denli kayıtsız kalmalarının sebebi de alışagelmiş tokluktan başka bir şey değildir. Bir yanda medeniyet kisvesi altında yaşayan ama bir katliama susan tok toplumlar öbür tarafta ise her türlü açlığa, yıkıma ve ölüme direnen bir toplum. İşte İbni Haldun’un da söylemek istediği tam olarak buydu bence alışılmış konforun insanı içten içe çürütmesi, yozlaştırması ve hatta belki de başka bir şeye dönüştürmesi. Ruhsuz bir şeye… Kendisinden başka hiçbir şeyin onu gerçekten etkilemediği parlak ayakkabılı bir narsiste…

Refah ve konfor insanı uyuşturur, bencilleştirir, köreltir ve kendisine köleleştirir. Kendi arzularının kölesi olmuş bir insan ise toplumsal çürümeyi başlatacak olan bir küf tanesidir. Ve ne yazık ki her küf tanesi her bir kar tanesi gibi kendisine özgü değildir. Benzer bir tokluk ve onun getirdiği konfordan oluşur.  Ve bütün bu konforun sonucunda insan başına gelebilecek en ufak tatsızlıklarda çürümeye başlar. Yani özellikle çağımızın dayattığı bu sözde rahatlık ve tüketim anlayışı insanın ruhsal ölümünü hızlandırmaktan başka bir işe yaramaz. Emlak reklamlarının tüyleri diken diken eden o üstenci “ ayrıcalıklı ve konforlu yaşam” mottosunun içinde bulursunuz kendinizi bilmem kaç katlı bir dairede artık doyurmakta zorlandığınız bir mide ve beş yüz bin açıdan denenmiş sonunda en güzel ışığın yakalandığı ve ne olursa olsun bir müddet sonra burnunuzun gözünüze batacağı bir selfie ile.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER