Bizleri bu dünyada en çok nefsimizle ve onun ürünü hırsımızla mücadele etmek yıpratmaktadır. Nefsimizi ve hırsımızı dizginleyemezsek yıpranırız. “Kale en kolay dışarıdan değil, içeriden ele geçirilir.” Der atalarımız.
İnsanoğlu, yaratılışından bu yana en çok dış dünyadan değil, kendi iç aleminde yaşadığı mücadeleden zorlanmaktadır. Bizi bu sıkıntılara sokan nefsimiz ve hırsımızdır. Yüce kitabımız Kur’an-ı kerim Yusuf suresi 53. Ayette “Nefis aşırı şekilde kötülüğü emreder” buyurulur.
Bu ayet insanın en büyük imtihanının iç aleminde olduğunu bize haber veriyor. Yaşayan canlıların içinde nefsine ve hırsına en düşkün olan insanoğludur. Nefis gizlidir, sinsidir. İnsana hırs yaptırarak içten içe yer bitirir. İnsanın kalbinde (gönlünde) yer bulduğunda fark ettirmeden gaflete sürükler. Bilimin, tekniğin ve her türlü imkanların tavan yaptığı günümüzde nefsimize ve hırsımıza hakim olmak kolay değildir. Geçmişte imkanlar sınırlı idi. Televizyon, basın, alışveriş merkezleri, araba yoktu. Şehirler ve köylerde insanlar fazla kalabalık değil nüfusları azdı. Barınacak bir ev, sırtına giyecek bir elbise, karnını doyuracak yemek bulduğunda mutlu oluyordu. Daha fazlasına ihtiyaç duymuyorlardı. Günümüzde nefsimizi besleyecek her türlü imkanlar var. Reklamlar ve mağazalar sayesinde yemede, içmede, giyinmede, yaşam şartları insanın iştahını kabartıyor. Birde gösteriş, şöhret, makam, beğeni, bulunduğumuz ortamlar her gün gönlümüzdeki nefsi ve hırsı körüklüyor. Daha çok kazanmak, daha güzel giyinmek, beğenilmek arzusu.
Fakat bu yarış insanda iç huzur bırakmıyor. Bu hırs, modern dediğimiz çağımızın görünmez hastalığıdır. Kalplerimizi karartacak durumdadır. Bizlerden şükrü uzaklaştırır, kanaati yok eder. İnsanoğlunun gözünü ancak bir avuç toprak doyurur.
Aklımıza şöyle bir düşünce gelebilir. Adam çok zengin, sıhhati çok iyi, bedeni bakımlı. Ona özenebiliriz. Fakat iç huzuru varmı, nefsi rahat bırakıyormu? Şarkılarımızda -Herkesin bir derdi var durur içerisinde- diye. İnanç eksikliğinden nefsi ile savaşı ne durumdadır.
Dini terbiye görmemiş, hamlaşmış nefsin üç belirgin özelliği vardır. Kur’an-ı kerim Meariç 19-20-21. Ayetlerinde: 1-Gerçekten insan hırslı ve tez canlı yaratılmıştır. 2-Kendisine bir kötülük dokunduğunda sızlanır, feryat eder. 3-Bir iyiliye (makam, mala) kavuşunca cimrileşir, onu başkaları ile paylaşmak istemez.
Menfaate karşı şiddetli bir hırs, sabırsız, tahammülsüz olan nefsin; kendisine bir sıkıntı, kötülük dokunduğunda (hastalık, malının eksilmesi, makamının elinden alınması) dayanamaz feryat eder, ağlar, her gördüğünden yardım ister. Kendisine servet verildiğinde onu kimse ile paylaşmak istemez. Kıskanç, bencil olur. Dinden, İslam ahlakından uzak olan kimseler, yahut ameli zayıf olan dindar görünenler bile cimrilik, pintilik hastalığına tutulmuştur. Bu yüzden ki o çılgın ateş (cehennem) kıyamette onu kendine çağırır.
Bunun tedavisini Peygamberimiz Hz Muhammed sav. “Kesenin ağzını sıkma; Allah ta sana sıkarak verir.” “Malını Allah yolunda harca, sayıp durma, paranı çömlekte saklama, yoksa Allah’ta senden saklar, nimetini senden esirger.” buyurdu.
Nefsinin arzularına karşı direnemeyen insanlar, dünyaya sıkıca bağlanırlar. Özgürlüklerini nefislerine teslim ederler. Bu insanlar dışarıdan özgür görünseler de iç dünyaları zincirlerle bağlıdır.
Biraz etrafımızı gözlemlersek, kendini çağın modern insanı olarak görenler makamı, serveti ellerinden gidince hırslarının, nefislerinin esiri olduklarından girdikleri ortamları beğenmezler. Kabul edemezler.
İç huzuru sağlamanın en önemli yolu, ayetlerde ve hadisi şeriflerde belirtildiği gibi, nefsimizi imkanlar elimizde iken dizginlemeyi bilmektir. Bu da yaratanımıza “ALLAHA” teslimiyetle olur. Kalbi besleyen maneviyatı ihmal eden huzur bulamaz. Allah’ımız Rad suresi 28 de “Kalpler ancak Allah’ı anmakla, Kur’an-ın emirlerine uymakla huzur bulur.”
Güzel vasıflara sahip olabilmek için, bunların başında ilk sırayı namaz ve namaza devam etmek gelmektedir.
KANAAT- SABIR- ŞÜKÜR- YARATANA TESLİMİYET her yaşta en büyük ilacımızdır.
Biraz düşünelim. Dünyanın en zenginide toprağa karıştı, en fakiride. Dünya güzellik yarışmasını kazananda toprağa girdi, en çirkinide.
Dünyada ve ahırette huzurlu olmanın yolu, nefislerimize ve hırslarımıza hakim olmaktan geçmektedir. Vesselam.

YORUMLAR