Haramdan beslenen servet, yine aynı yoldan büyük acı vererek kaybolur gider.
Buğday tarlasında büyüyen civciv toprağı eşelemeyi nereden bilsin. Zahmet çekmeden önünde yemini bulur.
İnsanlık tarihinde haram yollardan servet edinenlerin hiçbirinin sonu iyi olmamıştır.
Haramın girdiği mideden, cüzdanda bulunan helal para kaçar.
Helali kabul etmeyen mideler, insanı insanlıktan mahrum eder.
Helal haram kavramının olmadığı yerlerde insanlar ne yiyip içtiğine, nasıl para kazandığına bakmadan yaşayarak bozulurlar.
Haram yoldan kazanılan paranın ahlakı olmaz. Ahlakı sağlam olmayan kimsenin bedeni sağlam olmaz. Çünkü duyguları, düşünceleri, inançları çürüktür.
Haram kazanç ile ahlakı birlikte anmak, ahlak kurallarına kötülük etmek olur.
Gayri müslimin malını yemekte ne mahsur olur denilebilir. Kazancın, rızkın, dini milliyeti, dili ırkı olmaz. Haram haramdır, helal helaldir. Böyle düşünenlerin karşı milletlere saygıları yoktur, sadece servet peşinde koşan açlardır.
“Ahlakın olmadığı yerde devletin masrafı çok olur.” Bu bizim atasözümüzdür. Anlamı çok geniştir. Çoğumuzun bilerek, bilmeyerek yaptığımız hata. Doktora gidince nasıl olsa ilaca para vermiyoruz düşüncesi ile fazladan ilaç yazdırmak. Devleti zarara uğratmak değilmidir? Devletin arabasını çalışanların kendi hizmetinde kullanmaları hakmıdır?
Gayri meşru yollardan edinilen servetin ne ailemize veya şirkete, kuruluşa fayda getirmez. Asla sonu iyi olmaz. Ne var canım azıcık bir şeyden ne zarar gelir düşüncesi, daha büyük haksızlıklara alışkanlık yapar. Başkaları yapıyor benim az bir şey istifadem oldu bir şey olmaz düşüncesi yanlıştır.
İnsanların kendilerine göre adaleti ister doğru ister yanlış olsun esas adalet sahibi ALLAH. Kuran’ı Kerim Zilzal suresi son ayetlerinde “Zerre kadar iyiliğin, zerre kadar kötülüğün hesabı sorulacağı (kıyamet) günü” olarak belirtilir.
Helal haram konusuna Müslüman olarak inanmamız yetmez. Müslüman kalabilmemiz için uygulamamız şarttır.
Bir atasözümüzde “Dedesi ekşi yemişse torununun dişi kamaşır” Çocuklarımızdan da ileri torunumuz bile onun sıkıntısını çeker. Yarabbi bizim biriktirdiğimiz haram kazançlardan evlatlarımızı sorumlu tutma diye dua etmekten başka çare bulunmaz.
Osmanlı Padişahlarından Sultan Süleyman sefere çıkmış. Bahçelerde meyvelerin bol olduğu zengin bölgelerden geçerken orduya günlük erzak dağıtılmamış. Sonraki gün erzak dağıtılmadan komutanlara askerin torbalarında ne gibi yiyecek var diye tek tek bakılmasını emreder. Askerin torbalarında yoldaki bağlardan toplanan hiçbir yiyecek çıkmayınca komutanlarına; “Ben bu ordu ile fethedemeyeceğim bir yer yoktur.” Buyurmuştur.
Peygamberimiz Hz. Muhammed sav. Sefere gönderdiği ordu komutanlarına şöyle tavsiyede bulunurdu. “Hak dini kabul edene silah çekmeyeceksin. Eman dileyeni öldürmeyeceksin. Yaşlılara, çocuklara, kadınlara dokunmayacaksın. Şehirleri, köyleri yağmalamayacaksın. Hak etmediğiniz ganimetleri gasbetmeyeceksiniz.
Cenaze namazından önce ölen kişi için helallik alınır. Kul hakkı ile kabre girmesin diye. Milletin hakkından alan, haksız yere milletin malından müsriflik yapan, kul hakkı, haram yiyenler helalleşmeden tevbeleri kabul olmaz. Kabrine yediği haramlar ile girmiş olur. Günahların en büyüğü, helalleşmeden affı olmayan haram mal elde etmektir.
Peygamberimiz sav. ruhunu teslim etmeden önce Mescidde; “Benden alacağı olan varsa gelsin alsın. Hiçbir kul hakkı ile Rabbime kavuşmak istemiyorum” buyurdu.
Boynuzsuz koyunun boynuzlu koyundan hakkını alacağı (kıyamet) gün. Müslümanların şiarı olmalıdır.
Haram- helal, adalet duygusu insanları, Milletleri ayakta tutan önemli unsurdur
Karun gibi zenginler, mevki sahipleride 2 metrekare toprak, beş metre beyaz bez (kefen) ile gömülmektedir.
Akıllı olan insan, hakkına razı olandır. Vesselam.

Gene günümüz için manifesto niteliğinde bir yazı yazmışsın. Bir de merak ediyorum kamu malına el uzatanın tövbesi nasıl olacak. Haksız elde ettiklerini kime verip helallik alacak