Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Mehmet Saburlu
Mehmet Saburlu

EL- DİL- KALP BİRLİĞİ

Üstat, Müslümanı kötüye itmekte ve iyiye çalışmakta üç silahı vardır. “EL- DİL VE KALBİ” der.

Kişinin kalp niyeti, iradesi kuvvetli ise dilini ve elini güçlendirir. Müslümana bu üç silahı birleştirerek hareket etmesi emredilmiştir. Eli ve kolu bağlı olduğu zaman susmayı kullanmak; Son ana kadar mücadelede başarılı olamazsa o zaman duaya baş vurmalıdır. Dua Mü’mi’nin silahıdır. Ama yerinde ve zamanında kullanırsa.

Kalbin niyeti var, irade zayıf. Mücadele ruhu yok ise, eliyle diliyle mücadele edemiyorsa, nasıl dua edecek? Elini kaldır, yalvar yakar, dinleyenler Amin diye bağırsın. Allah cc korusun, bu durum imanın en zayıf mertebesidir. Müslümanı günahın eşiğine kadar sürükleyip iman ve ahlak zaafına götürür.

Kötülüklere, küfre ses çıkarmayıp rıza göstermek Müslümanı nereye götürür?  Herkes ne yaparsa yapsın bana ne demek küfre rıza göstermek olmaz mı?

Hepimiz evlerimizde söz sahibi olmalıyız. Koca hanımına, baba çocuklarına sözünü geçirmelidir. Bir anne çocuklarına doğru olanı yaptırmalıdır. Hak olan konularda toleranslı davranmak olmaz. İman, amel ve ahlak konusunda hane halkına müsamaha gösterirsek, bizde iman eksikliği var demektir. Eğrinin gölgesi de eğridir. Küfre rıza, evin dış kapısını açık bırakmak gibidir. Kötülükleri yalnız kalbimizle reddetmek yetmez. Fiili ve sözlü olarak ta müdahale etmek gerekir.

Kendimizi bir hesaba çekelim. Anne mesture kıyafetli, kızının göbeği açık, kısacık etek. Eliyle diliyle kızını ikaz etmeye çalışmadan Allah hidayet versin demesi kendini kandırmaktır. Belki de annenin içinden gelen bir özentidir. Evin reisi babadır. Baba, kızım hevesini alınca bu huyundan vaz geçer diye düşünürse, çare üretmez ise suçlu babadır. O hanede bir daha kızına, oğluna söz geçiremez olurlar. İşte buna dünyevileşme (seküler yaşam) deriz. Avrupalı gibi herkes kendini düşünür, aile düzeni bozulur gider. Sonra ben nerede yanlış yaptım…

Camilerimizde on sene öncesine kadar namazdan sonra dua içten okunurdu. Şimdi imamlar her namaz sonunda sesli olarak vatan, millet, sağlık, mutluluk, evlatlarımızı İslam üzere yetişmesi için dua ederler. Tamam: peki bizler elimizle, dilimizle, cebimizle, aşkla ne yaptık ki aziz olan duada bağırarak bunları istiyoruz. Yahudiler Hz. Musa ya o kadar azgınlık yapmışlardı ki; Allah cc. bize bıldırcın yumurtasından yemek göndersin demişlerdi. Allah cc. Bizleri af etsin, Kalpten içten gelerek boynumuzu bükerek dua etsek, hatalarımızı fark edip tövbe edebilsek.

DUANIN SIRRINI İCRAATIMIZDA ARAMAK BİR HİKMET NOKTASIDIR.

Onun için kalbimiz, gönlümüz, aklımız Allah’ın emrettiği şekilde hareket edecek.

Medine de Hendek harbinde beş bin beş yüz metre uzunluğunda 3 metre derinliğinde 9 metre genişliğinde hendek kazıldı. Üç hafta muhasara altında Müslümanlar canlarını feda edercesine mücadele ettiler. Dillerinden dua etmeyi düşürmediler. Nihayetinde kuvvetli esen rüzgar düşmanı perişan etti. Hepsi bir yere savruldu. Mallarını bile alamadan kaçtılar.  Cenabı Allah hak edene yardımını esirgemez.

Hepimiz elinde cep telefonundan mesaj çekmekle İslam’a hizmet etmiş sayılmayız.  Hepimiz elimizi çenemize koyup düşünelim. Evimizde, köyümüzde, şehrimizde Müslümanlara faydalı bir şey yapabildik mi? Oğlumu, karımı, kızımı kıramıyorum, talebelerime söz geçiremiyorum demek imanımızın zayıflığını gösterir.

Kalplerimizde iman ateşi zayıfladığından, elimizle dilimizle bir şey yapamıyoruz. Kimseyi kırmadan, Peygamberimizin gösterdiği şekilde davranırsak, başarılı olmamızı hiçbir kuvvet engelleyemez.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER