Kocaeli Haber

Cenab-ı Allah Müslüman’a Yapılan Haksızlığı Ve Zulmü de Hesaba KATAR !

Serhat Yılmaz

Serhat Yılmaz

Geçtiğimiz hafta bütün dünya güne Katar krizi ile uyanmıştı.Hal böyle olunca vakanın güncel oluşu ve Katar devleti ile ülkemizin yakın ilişkileri sizlere yazacak olduğum bugün ki köşe yazıma konu olmuştur…

Yaklaşık 2 milyon 500 bin nüfusa sahip olan Katar’ın nüfusunun hemen hemen yüzde 80’i dışardan gelen göçmenlerden oluşmaktadır. Yüz ölçümü olarakta bizim Denizli ili ile hemen hemen aynı m2 ye sahip, kendi küçük ama imkanları çok çok büyük olan ve dünyadaki en çok gaz rezervlerine sahip ülkeler arasındadır ! sanırım meselenin tamda ne olduğunu anlamışsınızdır…

Her geçen gün dünyada artan petrol fiyatları ve sahip olduğu doğalgaz rezervleri sayesinde Katar kişi başına düşen milli gelir sıralamasına göre dünyanın en zengin ülkesi konumundadır. Kişi başı gelir hemen hemen yıllık 150 bin dolar gibi müthiş bir rakamdır.Ve bunun yanısıra her yıl 50 milyar dolar gibi korkunç bir rakamda ticaret fazlası olmaktadır.

 

Gelelim sorunun temel kaynağına!

Peki böylesi güce sahip bir ülke kim tarafından yönetiliyordu ? Katar Osmanlı döneminde cihan devletimize bağlı bir kaymakamlıktı.Ne zamana kadar bu durum böyle sürdü Osmanlı Devletinin 29 Temmuz 1913 tarihinde Katar üzerindeki var olan haklarından vazgeçtiğini beyan edene dek.Bu durum neticesinde en son Türk askeri birliğinide Ağustos 1915’te çekmişti Osmanlı Katar’dan.Buna müteakip gelişen Birinci Dünya Savaşı ile 3 Kasım 1916’da İngilizlerin işgali altına girdi.3 Eylül 1971 tarihindede İngiliz işgaliye hakimiyetinden ayrılmak suretiyle kendini resmen bağımsız bir devlet ilan etmişti Katar.

 

Bu kısa hatırlatmalardan sonra gelelim esas konuya peki bu yaşanan Katar krizi ne anlama gelmekte idi ?

Gerçekçi bir gözle bakarsanız aylar öncesinde bu krizin oluşacağına dair işaretleri görebilirsiniz. Yani Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn ülkelerinin Mart ayı başında Katar büyük elçilerini çekmiş olmaları bu gelişmelerin tırmanacağını ayan beyan tahmin ettiriyordu ve nihayet Katar ile Suudi Arabistan’ın başını çektiği altı Arap ülkesi Mısır, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen ve Libya’dan oluşan ortak ve sert bir kararla son buldu yani Katar bölgede tecrit edildi, abluka altına alındı.Yani Müslüman olmayan hain güç odaklarının kanlı ve kirli elleriyle Müslüman bir devlete ,Müslüman olan diğer kardeş devletler tarafından ambargo uygulandı.Devlet elçilerinin ülkelerini terk etmesi istendi ve değişik saçma sapan süreler verildi. Peki ya Körfez ülkelerinin Katar’la olan diplomatik ilişkileri kesme kararı o ülkelerin kendince aldığı bir kararmıydı ?Katar’ı baskı altına almak üzere atılan bu adımlarla Katar Devletine ya söylediğimiz çizgiye gelirsin ya da yönetimin devrilir ve darbe olur mesajı verilmek istendi.

 

Yaptığımız bunca beyin jimnastiği ve tespitten devamla aslında Amerikan devletinin Trump’ın işbaşına gelmesiyle birlikte yürürlüğe soktuğu İran’ın kuşatılması politikasının hayata geçirilmesi hedefleniyordu.Hatırlarsanız Trump kısa bir süre önce Suudi Arabistan ziyaretinde bu kirli politikayı öne çıkararak Suudi Arabistan’ı İran kuşatmasının merkezi haline getirmişti. Suudi Arabistan ile yapılan yüz milyarlarca dolarlık silah anlaşması da ne yazık ki bunun sonucu yansıtmakta idi.

 

Katar, İran’la konumu gereği iyi ilişkiler kurmaya mecbur bir ülke.Petrolünü dünyaya satabilmek için ancak ve ancak Hürmüz Boğazından geçirmek zorunda ve Hürmüz Boğazı’da büyük oranda İran devletinin kontrolünde.Katar’ın kara sınırıda sadece Suudi Arabistan ile ve aralarında uzun zamandırda sorunlar yaşanmakta yani mevcut krizinde tetikleyicisi konumunda örnekleyecek olursak gözünün üstünde kaşın var mantığı ile üretilen uydurma bir durum. Yani bu nedenle İran Katar için son derece önemli ve hayati öneme haiz bir konumda.

 

Durumu özetlemek gerekirse; Katar’ın jeopolitik konumu İran ile birlikte hareket ettiğinde Körfez dengelerini etkileyebilecek durumda.İran’ı kuşatma politikasını hayata geçirenler yani Amerika Devleti ve batı ve bunlara destek verenler yani Suudi Arabistan, Mısır, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen ve Libya’nın işine gelmiyor.Bu nedenle Suudi Arabistan Katar’ı ya İran karşıtı koalisyonun içine çekecekti, ya da uygulanacak ambargo ile bölgedeki etkisini ciddi oranda kırmaya çalışacaktı ki gördüğümüz üzere ikincisini seçtiler.

 

Burada durum ne acıdır ki; Amerika ve Batı kendi çıkarları için İran’ı kuşatmaya çalışırken, Körfez Ülkelerini’de bu hain amacına ulaşmak için kullanmakta ve bunada mezhep farklılıkları ile teröre destek bahanesini bahane etmektedir.

 

Bu duruma Trump’tan gelen ilk yorum ise ; “Yakın geçmişte Ortadoğu’ya yaptığım ziyarette radikal ideolojiye maddi destek verilemeyeceğinin altını çizmiştim.Liderler de bana Katar’ı işaret etmişti.” ifadesi olmuş ve pişkin bir tutumla haysiyetsizce bakın ziyaretimin karşılığını nasılda aldım mesajı vermek olmuştu.

 

Esasında Arap ülkelerinin birbirleri ile olan ilişkileri yıllardır tabiri yerindeyse “arap saçı” tanımlamasına benzer nitelikte seyretmektedir.

 

Peki ya sorunun ülkemizle ilişkili olan tarafı neydi ?

 

Katar Türkiye bakımından son yıllarda oldukça önemli bir konumda bulunmaktadır.Katar’ın ülkemiz sınırları içerisinde satın aldığı taşınmaz mallar ve bölgesel toprak alımları bu önemin ve ülke gündeminde kalmasının temelini teşkil etmektedir.Ayrıca bütçe açığının kapanmasına destek olduğu söylentileri de kamu oyuna yansıyan bilgiler arasındadır.Bugün ki süreçte Türkiye Katar’da bir askeri üs kurma hazırlıkları içinde.

 

Ülke çıkarları açısından değerlendirmek gerekirse ortaya çıkan bu tür kriz ortamlarında tarafsız kalmak en mantıklı olandır. Üstelik bu tarafsızlık durumu bugüne dek yapılmış olan dış politika yanlışlarını ve hatalarını da telafi etme imkanı da sağlar.Yani ülkemiz bu krizi isterse kendi lehinde bir fırsata çevirebilir isterse de Ortadoğu’da giderek artan bataklığa saplanmaya devam edebilir.

 

Burada kritik olan soru şu ;

Katar ile Türkiye arasındaki sıkı ilişkiler Katar’a cephe alan ülkeleri Türkiye’ye de yönlendirebilir mi?

Bana göre şahsi fikrim Katara karşı oluşan cepheden ve gelişmelerden ülkemizin de olumsuz anlamda etkileneceğidir.İşte tam bu aşamada akıllı ve ülke menfaatlerini gözeten politikalara ihtiyaç bulunmaktadır.

 

Dış politika ile alakalı ülkem yöneticilerine nacizane önerim,

1-Ortadoğu ülkelerinin iç işlerine karışılmamasına dikkat edilmesi.

2-Rusya ile düzelen ilişkilerde hassas davranarak aradaki diyaloğu daha kuvvetli bir konuma eriştirilmesi.

3-Emperyalizmin peşine takılmadan kuvvetli ve üretken hamleler yapılmasıdır.

 

 

Sevgi ,saygı ve hoşgörü ile kalın sağlıcakla…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.