Şehir hayatında her imkana sahip olunuyor fakat stresli bir hayat yaşanıyor. Yollarda insan kalabalığı; otomobillerden, motosikletlerden kaçınmak gerekiyor. Korna seslerinden beynimiz zonkluyor. Bu kısacık ömrümüzde hep koşturmaca bir hayat yaşıyoruz. Köyü olanlar “yaz gelse de köye gidip bahçede temiz havada şöyle bir uzanıp yatsam” diye düşünür. İnsan köyünde, yaylada, deniz kıyısında bir haftada bile şehir hayatını unutuyor.
Aslında unutmak biz insanlar için bir nimet. Unutmak olmasa başımızdan geçen felaketler, hastalıklar, ölümler, borçlarımız bize kafayı oynattırır. Allah’ın (c.c.) takdiri ile altı aya varmadan üzüntüler azalıyor, unutulmaya, üzeri örtülmeye başlıyor. Bunun için yaş ilerlemeye başlayınca unutkanlık da artıyor. Unutuyoruz diye bazen sıkıntı yaparız ama demek faydası da var. Bu yüzden toprakla uğraşmak, üzerinde yalın ayak yürümek, arık içinde serin serin yatmak, birkaç gün de olsa dertleri unutmak ne kadar hoş. Tatil için kalabalık yerlere, lüks otellere gitmek insanı fazla dinlendirir mi acaba?
Birkaç yıldan beri şehre yakın köy yerlerinde küçük evler, barakalar yapılıyor. Bazı insanlarımız da villa tipi evler yapıyorlar. Amaçları emekli olunca köye gidip oturmak. Fakat senede on gün bile oturamıyorlar. Gençler köye gidip bahçede çalışmak istemiyor, yaşlıların da çalışmaya gücü yetmiyor. Yapılan masraflar boşuna gibi geliyor bana. Yine de yaz günü dağda, yaylada, denize yakın sakin yerlerde kafayı dinlemek, zihnimizi boşaltmak büyük nimet. Geçmişe sünger çekip yeni bir hayata başlamak…
Köyde yetişen gençler sakin ruhlu oluyor. Yaşantılarında stres olayı diye bir şey yok. Açık havada, sakin bir ortamda, günlük fazla sıkıntılı hayat olmayınca unutkanlık olmuyor. Şehirde insanlar 60 yaşını geçince unutkanlıktan şikayet ederler. 80 yaş ve üzeri olanların yarısı bu hastalıktan muzdarip; hafıza kaybı yarıyı buluyor.
Bunun için ruh bilimcileri, unutkanlığı önlemek adına fırsat buldukça doğaya çıkmayı öneriyorlar.
Unutkanlığa çare olarak dua ezberlemek, ibadet etmek, şiir okumak, ilahi söylemek hafızayı güçlendiriyormuş.
Her yaşta, ama özellikle yaşlanmaya başlayınca beslenmeye dikkat etmek bizler için önemli. Bunun için köyümüze gitmek, bahçemizde çiçek yetiştirmek, kendi yetiştirdiğimiz domatesi yemek ne kadar güzel.
İngiltere’de yapılan bir araştırmada; işlenmiş gıda ile beslenen, beyaz gıdalara ağırlık veren yiyeceklerin sadece vücuttaki damarlara değil, beyin damarlarına da zarar verdiği ispatlanmış.
Tatil beldelerinde işlenmiş gıdalardan yapılan, göze hoş gelen yemekler, genç yaşlı demeden her kesime zarar veriyor.
Köylerimize yaptığımız küçücük evlerimizde evlatlarla, torunlarla köy yumurtası ve salatası ile yapacağımız ziyafetler, en güzel lokantalarda yediğimiz yemeklerden daha lezzetli gelecektir. Huzurlu yaşamak biraz da kendi elimizdedir. Vesselam.

YORUMLAR