Güne Malatya’dan gelen deprem haberleriyle başlayan Türkiye, Battalgazi merkezli bir dakika arayla gerçekleşen 3.9 ve 4.4 büyüklüğündeki sarsıntılarla sarsıldı. Elazığ, Adıyaman ve Diyarbakır’da da hissedilen bu depremlerin ardından gözler uzmanlara çevrildi. Prof. Dr. Naci Görür, Malatya’daki sarsıntının yaklaşık 20 kilometre uzunluğunda, daha önce haritalarda tanımlanmamış bir fay üzerinde gerçekleştiğini belirterek, mevcut durumda endişe edilecek bir tablo olmadığını ifade etti.

GECİKMELİ STRES TRANSFERİNE DİKKAT
Prof. Dr. Osman Bektaş ise bölgedeki hareketliliği daha geniş bir çerçeveden değerlendirdi. Malatya’daki sarsıntıların 6 Şubat Maraş depremleri sonrası bölgenin henüz statik dengeye ulaşmadığının bir kanıtı olduğunu belirten Bektaş, “gecikmeli stres transferi” sürecinin devam ettiğini vurguladı. Bektaş’a göre bu hareketlilik, bölgedeki fay hatları için kritik birer uyarı niteliği taşıyor.
“DEPREMLER DURDUK YERE ARTMAZ”
Son dönemde Anadolu’nun dört bir yanından gelen deprem haberlerini değerlendiren Prof. Dr. Naci Görür, levha hareketlerine dikkat çekti. Yer kabuğunu oluşturan levhaların sürekli hareket halinde olduğunu hatırlatan Görür, “Depremler durduk yere artmaz. Hareket ettikçe faylar içindeki enerji birikir. Son zamanlardaki bu artış, 2023 Maraş depreminin yarattığı büyük enerji boşalımının çevre levhalar üzerindeki hareketliliği tetiklemesine bağlanabilir,” dedi.
RİSKLİ BÖLGELER İÇİN ÖNCELİK SIRALAMASI
Deprem hareketliliğinin Anadolu genelinde bir stres dağılımı yarattığını belirten uzmanlar, şu anki tablonun büyük bir felaketin doğrudan habercisi olmasa da yüksek riskin sürdüğünü hatırlattı. Yapılan analizlere göre Türkiye’nin deprem risk haritasında şu noktalar öne çıkıyor:

-
Marmara Bölgesi: En yüksek stratejik risk alanı olmaya devam ediyor.
-
Yedisu Segmenti: Doğu Anadolu’da kırılması beklenen en kritik hat olarak görülüyor.
-
Ege-Girit Hattı: Sismik aktivitenin en sık yaşandığı bölge olarak kayıtlara geçiyor.
-
Batı Anadolu: Levha hareketlerine bağlı olarak sürekli dinamizmini koruyor.
Uzmanlar, sarsıntıların yoğunlaştığı bu süreçte panik yerine bilinçli hazırlığın hayati önem taşıdığının altını çiziyor.
