Son yıllarda Türkiye’de inşaat sektörü umulmadık bir şekilde gelişerek Avrupa ve dünya standartlarını yakalamayı başarmak üzere belki de yakın zamanda yakalayacak ve geçecek. Büyük şehirlerden başlayarak daha lüks konutlar binalar, iş merkezleri ve rezidanslar yapılmaya başlandı.
Şehrimizde de inşaat sektörü aldı başını gidiyor. Şu sıralar şehir ekonomisini ayakta tutan tek sektör inşaat sektörü.
Gerçi biraz adaletsizlik var müteahhitlerle
KENT KONUT
arasında. Kent konuta sınırsız imkan veren kanunlar maalesef müteahhitlere maksimum 4.5 katla sınırlandırmış. Deprem bölgesi olan şehrimizde beklide haklı olarak fazla kat verilmiyor ama
KENT KONUT
20 kata kadar yapıyor. Onu nasıl denetliyorsanız müteahhiti de aynı şekilde denetleyerek onlara karşı da hiç olmazsa biraz daha insaflı olabilir kanunlar.
Bir de
KİRALAR
var tabi. Ev sahiplerini ve iş yeri sahiplerini de anlamak mümkün değil. Konutu kiraya verenler bir nebze de hele dükkanını yerini kiraya veren mülk sahipleri eğer dükkanı bir de ana cadde üstünde ise inanılmaz kiralar istiyorlar.
Aslında yüksek kiralar yüzünden esnafta zor duruma düşüyor. Senede 2 ay dükkan boş kalsa yüksek kira yüzünden yine ortalama düşüyor ve mülk sahibinin cebine aynı para giriyor.
Bir de mülk sahibinin ödemesi gereken stopaj vergisini kiracıya yükleyenler % 99 oranlarında. Doğal olarak ta kirayı 4 te bir fiyatından gösterip stopajı düşük yatırıyorlar. Yani mülk sahibi ve kiracı birlik olup devleti zarara uğratıyorlar. Devlet te bunu bildiği halde göz yummak zorunda kalıyor.
Neyse bu konulara fazla girip MÜLK SAHİPLERİNİ kızdırmayalım.
Mutlu, umutlu ve her zamankinden farklı ve güzel bir hafta sonu dilerim. Sevgi ve saygılarımla….
