16 Nisan’da ülkemiz adına son derece önem arz eden anayasa değişikliği için referanduma sandık başına gidiyoruz. Bu seçim ile anayasal sistemde yapılması öngörülen değişiklik sürecini tamamen halkın kararı belirleyecek… Peki ya halk tarafında referandum süreci nasıl seyretmektedir ? Malumunuz hepimiz görüyoruz duyuyoruz birçok anket firması araştırma yapıyor, yazıyor, çiziyor ,araştırma verileri bize halk tarafında neticenin , Evet – Hayır noktasında dengeli bir denklem olduğunu söylüyor. Peki ya bu durumda sonucun belirlenmesinde hangi faktör etkin rol alacaktır? Burada da yine araştırma şirketleri verileri bize sonucu belirlemedeki etkin rolü %20 lik sandığa gitmeyecek ve kararsız seçmenin oluşturduğunu söylüyor. Hal böyle olunca bu seçmen kitlesi oldukça önem arz etmekte dolayısı ile siyasilerin bu süreçte izleyecekleri ikna taktikleri de aynı oranda önem arz etmektedir. Bu arada %20 lik kitle sandığa gitmeyeceğini ifade eden %5 ve kararsız fikir beyan eden %15 lik seçmenden oluşmaktadır. Peki seçimin sonucuna etki edecek olan bu %20 lik dilim hangi şartlarda sandığa gidip oy kullanmaya ikna edilebilecektir? İkna sürecinde izlenmesi gereken yol haritası ne olmalıdır?
Bana göre burada sonuca etki etmede izlenecek birinci yol evet ve hayırcı her iki tarafında yalın ve net bir dil kullanarak halkın anlayacağı şekilde yapılması öngörülen anayasal sistem değişikliklerini artısı ve eksisiyle kararsız kitleye anlatarak ikna etmesiyle mümkün olacaktır. İkinci yol ise ayrıştırıcı ve ötekileştirici bir tutum yerine gerginleşen ortamı yumuşatacak birleştirici ved e kucaklayıcı bir tutum sergileyerek dış güçlerin ekonomik krizi tetikleyişini, ülke güvenliğine kast etmek istediklerini ve bu doğrultuda tek çözümün istikrarın sürmesi ve daha güçlü bir ülke için anayasal sistem değişikliğine Evet denmesi gerektiğini izah eden herkesi kapsayıcı iktidar dili kullanmasıyla ve buna karşı olarak muhalefet cephesinin kararsız seçmende var olan endişelerini ortadan kaldıracak ve geleceğe dair ülkenin daha iyi bir yönetim anlayışı ile iktidar olmayı istediğini ve mevcut iktidara alternatif olabileceğini seçmene hissettireceği ve sade bir dille referanduma niçin Hayır denilmesi gerektiğini halka anlatması ile mümkün olacaktır. Şahsen ben tabloya baktığımda muhalefette iktidara alternatif olabilecek ve seçmende karşılık bulacak bu alternatifin olduğunu da sanmıyorum yani tabanı ile henüz birleşememiş bir muhalefet bence çok çok daha gayret göstermeli ve ülkenin yönetimine talip olduğunu halkına ciddi bir biçimde ispat etmelidir. Tabi ki tüm bu hesaplamalara rağmen şahsi kanaatim referandumda sonucu belirleyecek en önemli şeyin, tüm bu faktörleri ve analizleri tümüyle ters köşe yapacak bir halk tutumu olacaktır. Bu tutumu siyasi ve toplumsal atmosfer içindeki bana göre şu faktörler oluşturacaktır;
1-Ekonomik kriz kaygısı. 2-Dış güçlerin ülkeyi karıştırması korkusu. 3-Güvenlik endişesi. 4-Siyasette istikrar yani güçlü temsiliyet olmazsa ülkenin kaosa sürükleneceği düşüncesi.
Bu bileşenlerin ortak paydası ise hissiyat yani insan psikolojisi.Bu denklemde İnsan psikolojisini ciddi önemsemek gerekir. Çünkü siyasal tutuma çoğu zaman ağırlıklı olarak yön veren en etkili faktör hissiyat olabilmektedir.Bugün bu hissiyatı oluşturan daha çok ülkenin başına daha kötü şeyler gelebilir korkusu ve tedirginliğidir. Siyasal etkileşimlerin toplumsal bir yankı oluşturduğu durumlarda, seçmen daha fazla korku ve endişe üreten seçeneklere itibar etmemekte aksine kendisine daha kötü koşullara karşı mücadelede umudu ve olanağı oluşturacak seçeneklere ilgi duyacaktır. Bu tablo da, siyasi tercihleri kemikleşmemiş olan ve bulunduğu cepheye zayıf tutunan seçmeni, özellikle de kararsızları bana göre ağırlıklı bir şekilde Evet demeye yönlendirebilir. Ancak Hayırcı cephe bu bağlamda farklı bir etkileyecilik yaratabilir ve seçmenin davranışını etkileyebilirse bu durum yeniden yapılandırılabilir. Onunda oluşu ancak geleceğe dair umut oluşturacak daha iyi bir alternatifin ortaya konulması ve seçmende karşılık bulması ile mümkün olabilir. Yani korkutan, ürküten değil ülke yararına daha fazla katkı sunacağına inanılacak bir seçenek ile halkta daha iyi olabilir duygusu oluşturmasıdır. Şuanki tabloda bu mümkünmüdür bence değildir. Yani sonuç ne olursa olsun, ülke kaosa gider ,ekonomi biter ,iç savaş çıkar türü söylemlerle seçmeni korkutarak oluşturulacak bir seçim stratejisi tutmayacaktır. Aynı zamanda “O Evet diyorsa ben Hayır derim” mantığı yerine , neden Evet veya Hayır denmesi gerektiğini açıklayıcı bir dille anlatmaları daha isabetli olacaktır. Halkımız çözüm odaklı bir anlayışa kıymet vermektedir. Sorunları sürekli dile getiren fakat çözüm adına bir gayret üretmeyenler halkta kıymet görmemektedir. O zaman da referandum sonuçlarını etkileyecek olan % 20 lik kararsız seçmenin karar noktasında Hayır’cıları değil de Evet’çileri sevindireceği açık ve net ortadadır… Kalın sağlıcakla…
