Türkiye’de iç siyasette yaşanan hukuki ve siyasi hareketlilik, finansal piyasalarda taşları yerinden oynattı. Ekonomistler, artan makroekonomik baskılarla birlikte borsa, döviz ve değerli metallerde yeni bir projeksiyon çiziyor. Özellikle Borsa İstanbul’daki sert kayıplar ve altındaki tarihi zirve beklentileri, yatırımcının ajandasını tamamen değiştirdi.
Borsa İstanbul’da “Sert Düşüş” Şoku: 13 Bin Puan Kritik Eşik
Siyasi gündemin yarattığı belirsizlik, Borsa İstanbul’da (BIST 100) paniğe neden oldu. Endeks, günü yüzde 6’lık sert bir kayıpla 13 bin 163 puandan kapattı. Analistler, yerli yatırımcının piyasadan büyük ölçüde çekildiği 2025 yılında, borsanın artık yabancı yatırımcı ağırlıklı bir yapıya büründüğüne dikkat çekiyor. Orta vadede 13 bin puanın altının test edilmesinin “sürpriz olmayacağı” vurgulanırken, yatırımcıyı koruyacak yeni teşvik mekanizmalarının devreye girmesi bekleniyor.
Dövizde “Kontrollü Seyir” ve Rezerv Alarmı
Borsadaki yangına rağmen dolar kurunun 45 TL seviyelerinde yatay kalması, uzmanlar tarafından “kontrollü baskılama” olarak nitelendiriliyor. Merkez Bankası’nın rezerv kullanımıyla kuru dengede tutmaya çalıştığı ifade edilirken, Mart ayındaki 74 milyar dolarlık nakit ihtiyacının rezervler üzerindeki baskıyı artırabileceği uyarısı yapıldı. Yıl sonu dolar öngörüsü ise 50-52 TL bandındaki yerini koruyor.
Güvenli Liman Altın: Ons Altında 5 Bin 880 Dolar İhtimali
Küresel ve yerel risklerden kaçan yatırımcıların adresi yine altın oldu. Ekonomistlerin paylaştığı güncel analizlere göre:
- Ons Altın: Kısa vadede 4.400 – 4.800 dolar aralığında dalgalanma beklense de yıl içinde 5 bin 880 dolar seviyesi hedef dahilinde.
- Gram Altın: İç piyasada 6 bin 500 ile 7 bin TL bandının korunacağı öngörülüyor.
- Gümüş: 74 dolarlık güçlü destek noktasını koruyan gümüşte, uzun vadeli hedef 96 dolar olarak belirlendi.
Yatırımcıya “Sabır” Uyarısı: Kısa Vadeli İşlemler Riskli
Piyasalardaki manipülasyon riskine ve sert dalgalanmalara dikkat çeken uzmanlar, bireysel yatırımcılara kritik bir uyarıda bulundu. Fiyat odaklı günlük işlemler yerine, belirsizlik dönemlerinde “uzun vadeli birikim” stratejisinin benimsenmesi gerektiği ifade edildi.

2027 Projeksiyonu: Erken Seçim ve Seçim Ekonomisi
Siyasi gelişmelerin erken seçim ihtimalini masaya yatırdığını belirten ekonomistler, Türkiye’nin 2027 yılı itibarıyla yeniden bir “seçim ekonomisi modeli”ne geçebileceğini öngörüyor. Bu durumun enflasyon beklentilerinde yukarı yönlü revizyonları beraberinde getirebileceği ve makroekonomik dengeleri yeniden şekillendireceği kaydediliyor.


