Kocaeli Haber

MESELE İNSAN KALABİLMEKTE !

Serhat Yılmaz

Serhat Yılmaz

Hayata anne rahminden insan olarak doğmak mı yoksa hayattaki varlığını insani hissiyat ile insan kalarak sürdürmek mi önemlidir ?

İnsan sayılabilmek için insan doğabilmek yeterli midir bana göre yeterli değildir insan olabilmek beraberinde merhameti, vefayı, adaleti içinde barındırabilmekle mümkündür ancak.

Şöyle bir çevremize dönüp bakalım ve soralım kim insan olarak doğduğu hayatı insan kalarak sürdürme gayretinde ?

Cevap mı?  Kime sorsan herkes adil, herkes merhametli, herkes vefalı, herkes insan.

Ne zamana kadar ta ki gerçekten adaletini, vefasını, merhametini göstereceği bir olay vuku bulana kadar. Peki ya sonrasında işte sonrası hakkaten tam bir muamma.Bana göre bütün mesele Allah’ın bir lütfu ile İnsan olarak doğduğumuz bu hayatta devamında yine insan olarak kalabilmektir en büyük meziyet aslında.

Kendinden başkasının derdine dertlenmeyen, birlikte çıktığı yolda, çıkarları uğruna yanındakileri yarı yolda bırakabilen, vefayı soğuk bir kelimeden ibaret görenler insan olduğunu iddia eder durumda.

Ne yazık ki gün geçtikçe de dünya insanlıktan hızla uzaklaşmakta.Günümüz koşullarında menfaatin karşılandığı yöne doğru yol almak bir erdem olarak görülüyor.

İkiyüzlü yaklaşımlar malesef kabul görüyor. Bireyler öyle sevgisiz ve yalnızlar ki yalandan da olsa, sevilmediklerini düşünseler dahi övülmekten hoşlanıyor ve sevmedikleri kişilerin yanında yer almayı yeğliyebiliyorlar.

Doğruları savunan, rol yapmayanlar da zamanla yalnızlığa yürüyorlar ve aslına bakarsan tükeniyorlar. Mağlum günümüzde doğrucu insanlara rağbet edenler, egolarını kontrol altına alabilmeyi başarabilenler oluyor en başta.

İnsan olarak kalabilen ve çizgisinden ödün vermeyenler, eninde sonunda bu hayatta layık olduklarını yaşıyorlar muhakkak. Lakin diğerleri gibi kısa zamanda kestirme yoldan değil. Hayat çizgisi onlar için daha meşakkatli.

Duruşları göze batıyor, gerçekçi yaklaşımları ukalalık olarak algılanıyor, hatta çoğu zaman saf oldukları bile düşünülebiliyor…

Bir kötülüğe karşı tepki koyabilmek, toplumsal bir yanlışa karşı durabilmek için çoğunlukla kendi canının yanmasını sıranın kendisine gelmesini bekler insanoğlu. “Bana dokunmayan bin yaşasın” mantığı her geçen gün daha da yayılmakta ne yazık ki bu acınası vaziyet. Herkes merhametten bahsederken birçok olaya kör olabiliyor yani.

Kendi başı dara düşmeden etrafta olan bitene karşı kör sağır ve dilsiz kalabiliyor.

Oysa ki bu hayatta sevinçlerin paylaşılarak çoğalacağı, acıların ve hüzünlerin ise paylaşıldığı ölçüde azalacağı öğretilmemiş miydi bizlere ?

Hangi mevki de olursa olsun, hangi hayatı yaşarsa yaşasın, elindeki her şeyin Cenab-ı Allah‘ın birer emaneti olduğunu anlayabilen birey insan kalabilmeyi başaranlardan olur.

Çevresindeki olan bitene kör kalmaz çünkü daha çok kazanma, daha çok başarma, daha çok vs. vs. hırsları yoktur. Mevcudun bâki olmadığını çözen kişi, burnu havada dolaşıp dünyanın sadece kendi etrafında döndüğünü düşünmez.

Hiçbir olayda vefasını da merhametini de kaybetmez. Menfaati uğruna haksızı haklı gibi göstermekten kaçınır.  Doğrunun yanında yer almaya çalışır.

Yani uzun lafın kısası “mutlu günlerin insanı olabilmek kolaydır arkadaş; marifet zor zamanlarda arananlardan kalabilmektir”…

 

 

“ Sevgi, saygı, hoşgörü ile kalın sağlıcakla…”

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.