Marmara Denizi’nde son dönemde kaydedilen düşük yoğunluklu sismik faaliyetler, bölgedeki deprem riskini bir kez daha kamuoyunun gündemine taşıdı. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre, Orta Marmara Çukuru’nda büyüklüğü 3.5’in altında kalan çok sayıda mikro deprem meydana geliyor. Uzmanlar, yaşanan bu hareketliliğin sismik açıdan yakından takip edilmesi gerektiği uyarısında bulunurken, önümüzdeki bir haftalık sürece işaret ediyor.
”Marmara Konuşuyor”
Karadeniz Teknik Üniversitesi Eski Öğretim Üyesi ve Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada, Marmara Denizi tabanındaki sismik kümelenmeleri mercek altına aldı. Küçük çaplı bu sarsıntıların, fay hatlarındaki gerilim transferine işaret ettiğini belirten Bektaş, “Marmara konuşuyor” diyerek şu değerlendirmelerde bulundu:
”Ancak Orta Marmara’nın güncel davranışını anlamak açısından dikkatle izlenmelidir.”
Önümüzdeki 3-7 Günlük Süreç Kritik
Yaşanan mikro deprem aktivitelerinin ardından önümüzdeki günlerin sismik kırılmalar açısından belirleyici olacağını ifade eden Prof. Dr. Osman Bektaş, büyüklüğü 4’ün üzerindeki olası hareketliliklere dikkat çekti. Bektaş, bu kümenin önümüzdeki 3–7 gün içinde büyüklüğü 4 üstü olan depremin üretip üretmeyeceği bilimsel açıdan en kritik göstergelerden biri olacağını vurguladı.
Büyük Depremin Habercisi mi?
Bölge halkı arasında endişe yaratan “Bu sarsıntılar büyük Marmara depreminin habercisi mi?” sorusuna da açıklık getiren jeoloji uzmanı, mikro deprem kümelenmelerinin tek başına yıkıcı bir depremin öncüsü olarak kabul edilemeyeceğini ifade etti.
”İstanbul İçin Tek Bir Senaryo Yok”
İstanbul’u etkilemesi beklenen sismik risklere ilişkin tek bir modele bağlı kalınmaması gerektiğini savunan Prof. Dr. Osman Bektaş, ezber bozan bir çıkış yaparak deniz tabanındaki veri maskelenmelerine ve fayın mekanik davranışına şu sözlerle dikkat çekti:
”Marmara’da deprem tehlikesi tek bir modele indirgenemez!
Doğu Marmara ve Adalar Fayı’nın “tam kilitli” olduğu bir kesinlik değil, mevcut verilerle üretilmiş bir senaryodur. Kalın ve suya doygun sediman örtüsü; derindeki ana fayın davranışını belirleyen GPS, InSAR ve deniz tabanı akustik verilerini maskeliyor olabilir.

Tekrarlayan depremlerin (repeating) görülmemesi de tek başına kilitlenme kanıtı değildir. Fayın kilitli mi yoksa krip (creep) mi yaptığını doğru yorumlamak, İstanbul’un sismik riskini ve üretebileceği maksimum deprem büyüklüğünü doğrudan etkiler. SONUÇ; İstanbul için 7 den büyük tek deprem modeline sıkışmak yerine, çoklu modelleri tartışmalıyız.”
Kocaeli ve ilçelerindeki en güncel gelişmeleri kaçırmamak için bizi takip edin. En sıcak Kocaeli haber akışı, asayiş olayları ve yerel duyurular için ana sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.


