Günümüz demokrasileri için olmazsa olmaz şart kabul edilen Kuvvetler Ayrılığı ilkesi temelde devlet yönetiminde güç sahibi olan Yasama, Yürütme ve Yargı organlarının birbirinden ayrı ve birbirinden bağımsız olmasını ifade eder.
Eski dönem Krallık tipi yönetim sistemlerinde var olan Kral, Yasama yani kanun koyma ve yine kendi koyduğu kanunlara göre devleti idare etme yetkisini tek başına elinde tutmakta ve idari manada oluşacak uzlaşmazlıklarda da yine hüküm mercii olmaktadır. Bu yönetim biçiminde Kral’ın ülkeyi, kendi koyduğu kanunlara aykırı yönettiğini iddia etmenin de pek bir anlamı da bulunmamaktadır. Yargı ise temelde kişiler arası uyuşmazlıkları çözmek için vardır.
Hak ve özgürlük hareketlerinin zorlaması ve demokrasi anlayışının gelişmesi ile ortaya çıkan Kuvvetler Ayrılığı; temelde Yürütme Erki’nin Yasama Meclisince kabul edilen kanunlara uyarak devleti yönetmesi ve Yürütme Organının kanuna aykırı olduğu iddia edilen eylem ve işlemlerinin bağımsız Yargı organlarınca karar bağlanması ilkesidir. Bu ilkeye uygun yönetim sistemleri de başında hala bir Kral olsa da demokratik kabul edilmektedir. Başkanlık sistemlerinde bu kural çok daha katı bir şekilde uygulanırken parlamenter sistemlerde özellikle Yasama ve Yürütme arasında bir birliktelik gözlemlendiğini söyleyebiliriz. Parlamenter sistemlerde temelde sadece Yasama organı seçimi yapılır ve Yürütme üyeleri Yasama organı üyeleri arasından seçilir. Dolayısıyla yasama üyeleri arasından seçilen Yürütme üyelerini denetleme görevi de yasama meclislerinin yetki ve sorumluluğundadır.
Mevcut Türkiye örneğinde Yasama Meclisi’nin görevleri arasında Bakanlar Kurulunu ve Bakanları denetlemek vardır ve bu denetleme görevini Soru, Meclis Araştırması, Genel Görüşme, Gensoru ve Meclis Soruşturması yolları ile kullanır. Yürütme üyelerini kendi üyeleri arasından seçerek oluşturan Yasama Meclisinin bu üyeleri denetleme yetkisi olağandır. Oysa önerilen Cumhurbaşkanlığı sisteminde Yürütme üyeleri, Yasama Meclisi üyelerinden oluşmayacak ve Yürütme organının Başkanı ayrıca halk tarafından seçilecek ve hatta meclis üyelerinden Bakanlar Kurulu üyesi atanmak istenmesi halinde meclis üyeliği sona erecektir. Dolayısıyla Yasama Meclisi, Yürütme üzerinde yerindelik ve performans denetimi yapamayacaktır. Yerindelik ve performans denetimi seçim dönemlerinde halk tarafından yerine getirilecektir. Her iki sistemde de Yürütme Organı’nın eylem ve işlemlerinin kanunlara aykırılığı iddiasının bağımsız yargı organlarınca denetlenmesi esastır ve bu esas vazgeçilmez bir kuraldır.
Yargı bağımsızlığı ise çok daha karmaşık bir konu olup ideal sistem üzerine tartışmalar sona ermemiş ve sona ermeyecek gibi görünmektedir.
Süleyman KIZILKAYA
