Firma yetkililerinin kendilerine yaş sınırı konusunda yanıltıcı bilgi verdiğini ve alelacele ödeme alma telaşına düştüğünü belirten anne Katalıoğlu, güvenlik önlemlerinin hiçe sayıldığını vurguladı:
“Köye gittikten sonra hızlıca eğitim vermeleri gerekiyordu ancak hiçbir eğitim vermediler. Can yelekleri o kadar eski ve yıpranmıştı ki çocuğumun omzundan kayıyordu, kask kafasına tam oturmuyordu. Hemen para telaşına girdiler, gayriresmi bir kağıda isimlerimizi yazdırıp imza attırdılar. Nehir kenarına çok tehlikeli, sarp bir yoldan indirildik. Komutlar anlatılmadı, herkesi coşturma derdindeydiler; hiçbir profesyonellik yoktu.”
“ELİNİ YAKALADIM AMA SU BENİ ALTINA ÇEKTİ”
Turun başlamasından hemen sonra botun devrildiğini belirten acılı anne, oğluyla yaşadığı son anları gözyaşlarıyla aktardı:
“Bot ters döndü ve akıntıya kapıldım. O tehlikeli kayada oğlumu gördüm, bana elini uzattı ve elini yakaladım. Göz göze geldik. Ardından gelen şiddetli su beni altına çekip savurdu. Çamaşır makinesinin sıkma devri gibi kayadan kayaya vurdu. Sudan çıktığımda oğlumun ayağının kayaya sıkıştığını gördüm. Çocuğumun can yeleği yukarı toplanmıştı, kafasını suyun üstünde tutamadılar. Eğitmenlerden biri ‘Can yeleğini çıkarsanıza’ diye bağırdı. Yelek çıkarılınca oğlum suya savruldu ama çok geçti.”
“ÖLÜM HABERİNİN ARDINDAN HİZMET BEDELİ DİYE PARA İADE ETTİLER”
Sudan çıkarılan oğluna 1,5 saat boyunca kalp masajı yapıldığını ve hastanede hayatını kaybettiğini öğrenen anne Katalıoğlu, sonrasında yaşanan para iadesi skandalına isyan etti:
“Hastanede oğlumun durumunu benden saklamaya çalıştılar, ardından acı haberi aldım. Çocuğumun ölümünün hemen ardından hesabıma tur parasını geri yatırdılar. Aradığımda önce ‘yanlışlıkla gönderdik’ dediler, ardından köyün muhtarı ‘Hizmet tamamlanamadığı için hizmet bedeli iade edildi’ dedi. O nehir bir yetişkinin bile rafting yapabileceği bir yer değil; suyun altı kaynıyor ve kayalık dolu. Sorumluların en ağır cezayı almasını ve o işletmenin tamamen kapatılmasını istiyorum.”



