Hukukun siyasallaşmaması gerektiğine dikkat çekilen tarihi çıkışın tüm detayları:
“BU KARAR YALNIZCA BİR PARTİNİN İÇ İŞLEYİŞİ OLARAK GÖRÜLEMEZ”
Kocaeli Barosu, mahkemenin verdiği iptal kararının sıradan bir parti içi anlaşmazlık davası olmadığının altını çizdi. Alınan kararın doğrudan Türk demokrasi düzenini ve seçim güvenliğini sarsacak potansiyele sahip olduğu belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bölge Adliye Mahkemesince Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultayına ilişkin verilen mutlak butlan kararı; yalnızca bir siyasi partinin iç işleyişine dair hukuki bir tartışma olarak değerlendirilemez. Bu karar; demokratik hukuk devleti ilkesi, seçim güvenliği, hukuki öngörülebilirlik ve yurttaşların seçimlere duyduğu güven bakımından son derece ciddi sonuçlar doğurma potansiyeli taşımaktadır.”
“YSK DENETİMİNDEN GEÇMİŞ SÜREÇLERİN TARTIŞILMASI HUKUKU ZEDELER”
Siyasi partilerin kongre süreçlerinin doğrudan halk iradesinin bir yansıması olduğunu hatırlatan Baro yönetimi, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) denetimiyle kesinleşmiş bir kurultayın iki yıl sonra yargı eliyle iptal edilmesini sert bir dille eleştirdi:
-
Hukuk Güvenliği Tehlikede: “Özellikle seçim hukukunun merkezinde yer alan ve kararları kesin nitelik taşıyan Yüksek Seçim Kurulu denetiminden geçmiş süreçlerin, uzun süre sonra yargısal müdahalelerle tartışmalı hale getirilmesi; hukuk güvenliği ilkesini zedeleyebilecek, demokratik istikrar bakımından ciddi tereddütler yaratabilecek bir durumdur.”
-
Geleceği Etkileyecek Bir Belirsizlik: “Seçim süreçlerinin kesinleşmesinden sonra ortaya çıkan ve siyasi hayatı doğrudan etkileyen bu tür kararlar, yalnızca bugünü değil, gelecekteki tüm demokratik süreçleri etkileyebilecek sonuçlar doğurur.”
“HUKUKUN AMACI BELİRSİZLİK ÜRETMEK DEĞİLDİR”
Yurttaşların sandığa ve seçim kurumlarına olan güveninin korunmasının hayati önemde olduğunu belirten Kocaeli Barosu, adaletin temel misyonunun kaos ve belirsizlik üretmek değil, toplumsal güveni inşa etmek olduğunu şu çarpıcı cümlelerle aktardı:
“Hukukun temel amacı; belirsizlik üretmek değil, toplumsal güveni sağlamaktır. Yurttaşların sandığa, seçim süreçlerine ve seçim kurumlarına olan güveninin korunması; demokratik düzenin devamı açısından hayati önemdedir.”
“DEMOKRASİ YALNIZCA SANDIĞIN KURULMASI DEĞİLDİR”
Açıklamanın son bölümünde hukukun siyasi kavgalara alet edilmemesi gerektiği vurgulanırken, kurumsal güvencenin önemine dikkat çekildi. Baro, toplumsal barış uyarısı yaparak bildirisini şöyle noktaladı:
-
Siyasi Araç Vurgusu: “Kocaeli Barosu olarak; hukukun siyasal tartışmaların aracı haline getirilmediği, demokratik meşruiyetin korunabildiği, seçim hukukunda öngörülebilirliğin esas alındığı bir hukuk düzeninin önemini bir kez daha vurguluyoruz.”
-
İradeye Saygı Şart: “Demokrasi; yalnızca sandığın kurulması değil, ortaya çıkan iradeye duyulan hukuki ve kurumsal güvencenin korunmasıdır. Hukuki güvenilirliğin zedelendiği bir ortamda, toplumsal barışın ve demokrasiye olan inancın korunması da güçleşecektir.”


