1982 Anayasasının kurguladığı hükümet sisteminde iktidar kurumlar arasında bölünmüştür. Seçimle işbaşına gelen hükümetler tek başına hükümet kurabilecek çoğunluk ile seçilse de tam anlamıyla muktedir olması engellenmek istenmiştir. Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanı arasında paylaştırılan yürütme gücü denge ve denetleme mekanizması olarak düşünülmüş olsa da Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilir hale gelmesi dengeleri alt üst etmiş ve fiiliyatta hiçbir sorumluluk taşımadan Hükümeti kilitleme gücüne sahip bir Cumhurbaşkanı ile karşı karşıya kalınmıştır.
Son on yılda aynı siyasi gelenekten gelen Hükümetler ve Cumhurbaşkanı işbaşında olduğu için ciddi bir sorun yaşanmamış olsa da farklı bir siyasi tabloda sistemin çökeceği ve hatta felekte yol açabileceği ortadadır. Mevcut sistemde Muhalefet partilerinden birisinin tek başına iktidar olsa da muktedir olamayacağı açıktır. Hele ki muhalefetçe kurulacak bir koalisyon hükümeti tabloyu daha da içinden çıkılmaz bir hale getirecektir. Böyle bir tabloda yaşanacak iktidar savaşlarında muktedir olmak isteyen iktidar ortaklarının demokrasilerde kabul edilmeyecek yerlerden güç almaya zorlanacağı açıktır.
7 Haziran seçimleri sonrası yaşanan tabloda %16 oy almış bir partinin genel başkanına Başbakan olma teklifi yapıldığı ve kabul edilmediği malumunuzdur. Kabul edilmeme nedeni ise böyle bir koalisyonun HDP’nin desteğine muhtaç olması ve dolayısıyla PKK’nın da koalisyon ortağı olacağı düşüncesidir ki haklılık payı içermektedir. Oysa ki geçmişte bu tür teklifleri kabul edenler olduğu gibi gelecekte de kabul edenler olacaktır. 56. Hükümette %15 oyla Başbakan olmuş Bülent Ecevit’in ve ülkenin düştüğü hal ortadadır. Yine 57.Hükümetin yol açtığı facia da hafızalarımızda tazeliğini korumaktadır.
Seçimle işbaşına gelen iktidarlar tam anlamıyla muktedir olmalıdır. İktidarın bölünmesi çözüm getirmez hatta felaketlere yol açar. İktidarın muktedir olmasından korkmak anlamsızdır. Evrensel Hukuk devleti ilkelerine uyulduğu sürece iktidarların güçlü olması ve bu gücünü sadece milletinden aldığı oylara dayandırması en doğru olanıdır. Milletten yeterli desteği almadan iktidar olmak için de iktidarda kalmak için de nerelerden güç almak gerektiği düşünüldüğünde bu halin kabul edilebilir olmayacağı anlaşılacaktır.
Günümüz dünyasında Devletlerden daha güçlü küresel güçlerin olduğunu ve bu güçlerle baş edebilmek için güçlü iktidarlara mahkum olduğumuzu unutmayalım. İktidarlarımızı muktedir kılmadığımız takdirde küresel güçlerin oyunlarına açık bir ülke olacağımızı ve iktidarlarımızın bunlarca şekillendirileceğini unutmamalıyız. Sonuç olarak halkınıza güçlü bir iktidar seçtirmezseniz iktidarınızı başka güçlere teslim edersiniz.
Süleyman KIZILKAYA
