Kocaeli Haber

İKTİDAR ODUNA BALTAYI VURUYOR, MUHALEFET “HIH!” DEMEKTEN Mİ USANIYOR!

Nurettin YİĞİT

Nurettin YİĞİT

Hoca büyük bir alimdir. Medrese mezunudur. Çok değerli bir ders arkadaşı ise şehirde kadı yani eskilerin mahkeme hakimidir. Kendisi ise köylerde gezici imamlık yaparmış.

Bir gün işsiz kalmış. Şehirdeki Kadı olan arkadaşından iş talebinde bulunmuş.
Arkadaşı da başından savmak için:
”Ben sana sonra haber veririm.” demiş. Hoca :
”Aklıma bir şey geldi. Ben sana gölge kadısı olayım” demiş.
”Bu nasıl olacak ? “ diye sorunca Kadı arkadaşı:
”Gölgenin sana bir zararı olmadığı gibi benim de sana bir zararım olmayacak. Halledemediğin davaları bana yollarsın“ der hoca.
Bu durum arkadaşının hoşuna gider. Hocaya bir oda hazırlanır. Kapısına “GÖLGE KADISI” yazılır. Birkaç gün sonra arkadaşı olan Kadıya iki kişi gelir. Birisi:
”Efendim!” der, “Bu adam bir zenginin odununu kesiyordu fakat oduna vururken “hıh “ sesini çıkarmıyordu. Bende ona yardımcı olmak için karşısına geçtim , her vuruşunda “ hıh “ dedim. “Hıh “ diye diye boğazım parçalandı. Fakat şimdi hakkımı vermiyor” demiş.
Odunları yaran adam zaten az para kazanmış .Kendisini savunmuş ama kadı şaşırıp kalmış. Hangisinden yana karar vereceğini kestirememiş. Nedense sonra aklına Gölge Kadı Nasrettin Hoca gelir ve der ki:
”Sizin davanız çok önemli. Şahsen bu davaya bakamam. En iyisi siz Gölge Kadı‘ya gidiniz.
Onlar da Hoca’nın yanına gelirler. Davacı Hoca’ya anlatır da anlatır. Hoca da:

”Haklısın senin hakkını vermek lazım” der.
Esas çalışan adam ise durumdan korkmaya başlar.

Sonra Hoca para kesesini alır ve davacıya kulağını yaklaştırmasını söyler.

Ardından para kesesini şıngırdatarak:

“İşte senin hakkın; bir işte gayret göstermeden sadece ses çıkaranın ücreti de ancak ücretin sesi olur” der ve böylece mahkeme hallolur.
…..

İşin latifesi bir yana ancak 16 yıllık bir iktidar için gayet tabii ki uzun zaman sayılacak bir dönemde, ülkemizde iktidar ile muhalefet arasındaki ilişki durumunu analiz ederken bazen bu anlamlı hikayeye benzetiyorum.

Şöyle ki zaman zaman her ne kadar hataları ve tıkandığı noktaları da olsa, bizim “çalışkan oduncu” gibi istikrarlı bir şekilde hem ekonomik olarak hem de küresel demokrasi çıtasında ülkeyi kalkındıran çalışmalara ve seçildiği günden beri bir çok başarıya imza atan ara ara zayıflama sinyali de verse “Yeni Cumhurbaşkanlığı Sistemi”  ile ortada gayet güçlü bir hükümet ve iktidar bulunuyor.

Bu uzun analiz cümlesini Türkiye Siyasi tarihini kısaca bir süzgeçten geçiren ve tarafsızca, objektif bir bakış açısına sahip her aydın değil sadece, eminim ki kendisini dünya vatandaşı olarak addeden her vakay-ı nüvisçi kurabilir.

Şu da var ki ülke yönetimindeki başarıya elbette herkesin katkısı da vardır ancak bugün üç-dört kulvara ayrılmış muhalefetin kendisi iktidar karşısında hep bazı odakları memnun etme işlevine soyundukça, esas katkı ve enerjisini kullanamamaktadır.

Bugün yürüttükleri yapıcı siyasetle bir buçuk milyar insandan oluşan halkının refah düzeyini her yönden geliştiren Çin medeniyetinin şu atasözü çok manidardır:

“Önünden gelen bir mızraktan korunmak kolaydır fakat, arkandan atılacak oktan korunamazsın!”

Özellikle Türkiyemiz gibi üç kıtaya hitap edebilecek bir potansiyele sahip bir ülkede muhalefet tarafında yapıcı siyaset yapmak, bence “işin kaymağını ye, etliye sütlüye dokunma” cinsinden gayet verimli bir ortam sağlamaktadır.

Yani sen muhalefet olarak ortaya proje at, iktidar uygulasın! Ya da iktidarın öne sürdüğü bir çalışmaya elinden gelen revizyonu uygula, paşa paşa siyasetine devam et!

Ne var ki bugünkü muhalif damarlarımız gerek toplumun gündemini oluşturmada veya tüzüklerinde öne sürdükleri hedefleri gerçekleştirmek için toplumdan destek isterken millet olarak bizlerin tasvip etmediği yol ve arayışlara girerek artık halkın muhalefeti olmaktan uzaklaşma eşiğine gelmişlerdir.

Bugün iktidarıyla, muhalefetiyle bizler Türk toplumu olarak yönetimde, ekonomide ve düşünce kulvarlarında tüm damarlarımızla dünya düzeninde yeni ve kalıcı bir sıçrayış yapmak istiyorsak, alternatif çarelerimizi esaslı bir şekilde keşfetmek için silkelenmeliyiz.

Bu yöndeki gayretimizi gerek milyonları topladığımız demokrasi meydanlarında gerekse çift şerit yol ve köprülerde adalet arayışlarıyla harekete geçirirken, elimizdeki emanetin sadece yapıcı işlere kullanıldığında fayda verdiğini ve zararlı yan etkilerden bizleri ancak böyle koruyacağının farkındalığını ortaya koymalıyız.

Ruhen ve bedenen sağlıcakla kalalım,

2019’a kadar ülke olarak dünya lideri olmak için gayretlerimizi bir araya toparlayalım!

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.