Meselenin bilimsel özüne değinen Büyükakın, sera gazlarının yeryüzünden yansıyan ışınları tutmasıyla küresel çapta bir ısı artışı ölçüldüğünü belirtti. Bilim dünyasındaki farklı tahminlere dikkat çeken Büyükakın, “Herkes farklı bir şeyler söylüyor ama şu konuda herkes hemfikir: Küre ısınıyor. Böyle devam ederse küre ısınmaya devam ederse işimiz kötü. Denizlerdeki su seviyesinin 18 metreye kadar yükseleceğini söyleyen de var, daha düşük tahminler yapanlar da var” ifadelerini kullandı.

KURAKLIK, SU KRİZİ VE KÜRESEL GÖÇ TEHLİKESİ
İklim değişikliğinin sadece sıcaklık artışından ibaret olmadığını vurgulayan Büyükakın, beklenen diğer büyük tehlikeleri şu sözlerle sıraladı:
“Daha kötü tahminlerde, mesela bu iklim değişikliği ile birlikte bir çölleşme olacak. Yağış rejimlerinin değişmesiyle birlikte, eskiden verimli alanların kuraklaşacağı, çölleşeceği, oralarda artık tarım yapılamayacağı; gıda krizinin, su krizinin ortaya çıkacağı ve bunların küresel ölçekte savaşlara, göçlere yol açacağı gibi tahminler yapılıyor.”

1970’LERDEN COP 31’E ÇEVRE DİPLOMASİSİ
Çevre meselelerinin uluslararası arenadaki geçmişine de değinen Büyükakın, küresel çapta düzenlenen ilk toplantıların 1970’lerin başında başladığını hatırlatarak, “İlk toplantı öyle çok da yeni değil. 1970’lerin başında bir toplantı yapılıyor, ardından 1979’u bulan bir konferans daha var. Ama o zamanki konferanslarda bir yaptırım yok, alınmış bir karar yok, bunu takip eden bir kurum yok” dedi.

Sürecin kurumsallaşmasının 1988’de Birleşmiş Milletler bünyesindeki teşkilatlanmayla başladığını ve 1992’deki konferanslarla devam ettiğini belirten Büyükakın, bugün gelinen noktada taraflar konferansı olan COP buluşmalarının 31.’sine (COP 31) doğru gidildiğini ifade etti.
“Kocaeli ve ilçelerindeki en güncel gelişmeleri kaçırmamak için bizi takip edin. En sıcak Kocaeli haber akışı, asayiş olayları ve yerel duyurular için ana sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.”
