Konuşmasında ünlü edebiyatçı Cengiz Aytmatov’un “Gün Olur Asra Bedel” romanına atıfta bulunan Büyükakın, 15 Temmuz’da yaşananların sıradan bir darbe girişiminin çok ötesinde, derin bir kimliksizleştirme operasyonu olduğunu belirtti. En büyük tehlikenin insanın kendi özünden, kültüründen ve ailesinden koparılması olduğunu ifade eden Büyükakın, şu ifadeleri kullandı:
“15 Temmuz, bu milletin öz evlatlarının mankurtlaştırılıp kendi insanına, tarihine ve değerlerine silah çekecek hale getirilmesiydi. Asıl uyanık olmamız gereken nokta tam olarak burasıdır.”
Karanlık gecede bu kirli zihniyete teslim olmayan kahramanların sokakları ve meydanları doldurarak darbeyi canları pahasına püskürttüğünü hatırlattı.

“BURADA BİR AN BİLE GAFLETE DÜŞERSENİZ ÖLÜRSÜNÜZ”
Anadolu coğrafyasının yüklediği tarihi sorumluluklara ve zorluklara değinen Büyükakın, bu topraklarda rehavete yer olmadığını çok sert ve net sözlerle dile getirdi:
“Anadolu öyle bir coğrafya ki, burada bir an bile gaflete düşerseniz ölürsünüz. Bu topraklarda uyumak, dondurucu soğukta uykuya dalmak gibidir; bir daha uyanamazsınız. Bizim asıl mücadelemiz hatırlama, unutmama ve unutturmama mücadelesidir. 10 yıl önce bu meydan nasıl dolduysa, bugün de aynı şuur ve kararlılıkla yine dimdik ayakta.”
