Değerli okurlar,
Hayatımız boyunca birçok karar alırız. Peki, bu kararları alırken kendimize hiç “neden?” sorusunu soruyor muyuz?
Neden sebze ve meyvenin en iyisini almak isteriz?
Neden bir giysiyi alırken kalitesine ve fiyatına bakarız?
Neden bir elektronik cihazın ömrünü, servisini, yedek parça durumunu araştırırız?
Çünkü hayatımızı kolaylaştırmak, konforumuzu artırmak ve uzun ömürlü, sağlıklı tercihler yapmak isteriz. Kendimize sorarız, çevremizden fikir alırız ve öyle sahip oluruz istediğimize.
Aynı şekilde çocuklarımızın daha iyi eğitim alması için, bizlerin kazançlı işlerde çalışması için “hangi okul daha iyi?”, “nereden ev alırsam mantıklı olur?”, “hangi araba neden daha iyidir?” gibi sorular sorarız.
Ama soruyor muyuz kendimize gerçekten en önemli “neden”leri?
Neden bu hayatta varız?
Amacımız nedir?
Nasıl bir yaşam istiyoruz?
İlişkilerimizde samimi miyiz?
İş yerinde hakkıyla çalışıyor muyuz?
İnançlarımızda gerçekten dürüst ve içten miyiz?
Bir de bu ülkeye özgü bir “neden” var:
“Neden bende yok?”
“Neden sen yapamıyorsun?”
“Neden biz böyleyiz?”
Aslında sormamız gereken en temel “neden”leri unutuyoruz:
Neden bu toplumda ahlak ve kişilik olarak değerlerimizi kaybettik?
Bir tarafta lüks hayatlar, şaşalı kazançlar…
Diğer tarafta hayata tutunmaya çalışan, yaşam mücadelesi veren insanlar.
Ve biz hâlâ kendimize bu uçurumun “neden”ini sormuyoruz.
Ekonomimiz neden hâlâ düzelmiyor?
Neden asgari ücret yoksulluk sınırının altında?
Neden emekliler ikinci bir iş yapmak zorunda kalıyor?
Oysa emeklilik, hayatın tadının çıkarılması gereken bir dönem değil mi?
Neden onların dinlenmesi gereken yılları, hastane kuyruklarında geçiyor?
Üniversitelerimiz neden bilim üretmiyor?
Neden gençler sadece ezber yapıyor, proje üretmiyor?
Neden inançlarımız bireylerin çıkarlarına göre yorumlanıyor?
Neden “senin adamın-benim adamım” düzeni devam ediyor?
Neden iş ehline verilmiyor?
Neden çocuk istismarları, kadın cinayetleri aynı hızla sürüyor?
Neden sokakta insanlar birbirine saygı duymuyor?
Neden hukuk sarsıldı?
Neden insanlar kendi adaletini sağlamaya çalışıyor?
“Adalet mülkün temelidir” sözü artık bize bir şey ifade etmiyor mu?
Unutmayalım:
Birliğin ve düzenin harcı adalettir.
Adaletin olmadığı yerde devlet de, birlik de, huzur da kalmaz.
Kutsal kitabımız bize bunu defalarca hatırlatır:
“Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka değildir! Âhiret yurdu ise Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?”
(En’âm / 32. Ayet)
Anayasamızda haklarımız açık. İnancımızda sorumluluklarımız belli. Peki neden hâlâ bunları uygulamıyoruz?
Neden insan onuruna yakışır şekilde yaşayamıyoruz bu güzel ülkede?
Lütfen artık “neden” kelimesi sizin için bir anlam ifade etsin.
Adaleti, liyakati, dürüstlüğü ve vicdanı önceleyen tüm insanlara saygılarımla…

YORUMLAR