Yaşananlar gerçek mi şaka mı; ne yapıyoruz, ne söylüyoruz, kim doğru kim yanlış? “Gemisini yürüten kaptan” misali gerçeklerden o kadar uzak ve kendimizi soyutlamış durumdayız ki… Ahlaki olarak çökme noktasında sağlam adımlarla ilerleyen, hak ve adalet kavramlarını unutmuş, kendi adaletimizi kendimiz sağladığımız garip bir evrimleşme döngüsünün içindeyiz. İnandığımız inanç sisteminde insanların, inançlarına bağlı olan duygularını zamana ve kendi çıkarımlarına göre yaşadıkları bir ortamda; neye, ne kadar inandıklarını sorgulamaksızın yaşamaları çok acı.
Kitabımızda inen ilk ayet Alak Suresi’nde olmasına karşın, kutsal kitabımız Fatiha Suresi ile başlamakta. Oysa Yaratan “Oku!” derken; insanların gerçekleri yalın ve net görebilmeleri için kendilerini doğru bir şekilde geliştirmesini, bir Müslümanın nasıl olması ve hayatın içinde nasıl davranması gerektiğini daha iyi anlayıp uygulayabilmesini istemiş olması gerekmiyor mu?
Peki, bizler ne yapıyoruz?
Bizler ise sadece kendimize iyi ve güzel gelen şeylere yönelip bunlara sahip olurken yine kolaya kaçıyor ve haksız edinimlerde bulunuyoruz. Oysa herkes kendi gücüne, bilgisine, eğitimine ve becerisine göre neyi iyi yapabiliyorsa o konuda varlık göstermeli ve kendini geliştirmeliydi. Buna rağmen ehil olunmayan işlere haksız bir şekilde ulaşılması çok anlamsız.
Neden bu kadar verimli bir coğrafyada yaşarken, geçmiş kültürümüz ve geleneklerimiz bu kadar mükemmelken, inanç sistemimiz bize hiç durmamamız, her zaman daha iyiye ulaşmak için çalışmamız gerektiğini ve kazanımlarımızı adilce paylaşma noktasında olmamızı emrederken bizler neyi paylaşamıyoruz?
Bugün yaşam koşulları çok ağırlaşmışken toplumun büyük bir kısmı nereye evrimleştiğinin farkında bile değil. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığıyla kimse elini taşın altına koymak istemiyor. Oysa biz bu ülkeyi kolay kazanmadık; kaderimizin üzerinde ne kadar büyük bir sorumluluğumuz olduğunu anlamalıyız. Bu ülkenin üzerine oynanan oyunları görmek ve değerlendirmek zorundayız. O yüzden ilk ayet “Oku!” diye geldi.
Her zaman söylediğim gibi:
O yüzden bilgili olmalıyız; gelecek nesilleri adaletli, vicdanlı, dürüst, inançlarını doğru okuyup anlayan, kültür seviyesi yüksek, kandırılmayan gerçek aydın insanlar olarak yetiştirmeliyiz.
Nereye sürüklendiğimizin farkına varalım, bu güzel toprakların kıymetini ve değerini bilelim. Birbiriyle kavga eden değil, birbirine bildiklerini aktaran; bilmeyenlerin ise öğrenmek için çabaladığı bir toplum olamaz mıyız?
Zorluklar, sıkıntılar zamanla çözülür ama bu değerli topraklar, şehit kanlarıyla sulanmış bu değerli yurdumuz başka bir yerde yok. Yaşayacağımız, nefes alacağımız tek yer bu vatan.
“Vatan, çalışan insanların omuzları üstünde yükselir,” demiş Tevfik Fikret.
Söylenecek çok şey var ama sözün özü, Mustafa Kemal Atatürk’ün şu vecizesidir:
“Mevzubahis olan vatansa, gerisi teferruattır.”
Adaletli, liyakat sahibi ve sorumluluk duygusu yüksek bütün doğru insanlara saygılarımla.
“Kocaeli ve ilçelerindeki en güncel gelişmeleri kaçırmamak için bizi takip edin. En sıcak Kocaeli haber akışı, asayiş olayları ve yerel duyurular için ana sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.”

YORUMLAR