DSÖ, mevcut salgına yol açan virüs türünün Bundibugyo virüsü olduğunu açıkladı. Bu türün en tehlikeli yanı, tıp dünyasında henüz onaylanmış net bir ilacının veya koruyucu aşısının bulunmamasıdır. Uzmanlar, hastalığın ilk etapta sıradan bir enfeksiyon gibi yüksek ateş, kas ağrısı, halsizlik ve boğaz ağrısı ile başladığını belirtiyor. Hastalık ilerledikçe bu belirtilere kusma, ishal, cilt döküntüleri ve en ölümcül evre olan iç-dış kanamalar eşlik ediyor.
SALGIN ŞEHİR MERKEZLERİNE VE BAŞKENTE SIÇRADI
Salgının merkez üssü DKC’nin doğusundaki Ituri eyaleti olarak açıklandı. Şu ana kadar laboratuvar ortamında kesinleşmiş 8 vaka bulunurken; eyalet başkenti Bunia ile altın madenciliğiyle bilinen Mongwalu ve Rwampara kasabalarında şüpheli vakalar hızla artıyor. En kritik gelişmelerden biri ise virüsün Ituri bölgesinden dönen bir hasta aracılığıyla ülkenin milyarlarca nüfuslu başkenti Kinşasa’ya taşınması ve burada bir vakanın resmen doğrulanması oldu.
Virüsün sınırları aşarak Uganda’da da 2 kişide doğrulanması, tehlikenin boyutunu büyüttü. Ugandalı yetkililer, hayatını kaybeden 59 yaşındaki bir erkeğin testinin pozitif çıktığını ve bu kişinin cenazesinin daha sonra ülkesi DKC’ye geri gönderildiğini duyurdu.

YAYILMA RİSKİNİ ARTIRAN REFAKATÇİ FAKTÖRLER
DSÖ, salgının kontrolden çıkma potansiyelinin şu an görünenden çok daha büyük olduğu uyarısını yapıyor. Bölgedeki süregelen güvenlik sorunları ve insani kriz, maden alanları ile kent merkezleri arasındaki yoğun nüfus hareketliliği ve çok sayıda kayıt dışı sağlık tesisinin bulunması virüsün yayılmasını kolaylaştırıyor. DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, gerçek enfekte kişi sayısı ve coğrafi yayılım konusunda şu an ciddi belirsizlikler yaşandığını vurguladı.
DSÖ’DEN ACİL EYLEM PLANI VE UYARILAR
Dünya Sağlık Örgütü, virüsün yayılımını durdurmak adına başta DKC ve Uganda olmak üzere tüm bölge ülkelerine acil durum operasyon merkezleri kurmalarını tavsiye etti. Yayılımı en aza indirmek için, doğrulanmış vakaların derhal izole edilmesi ve en az 48 saat arayla yapılan iki test de negatif çıkana kadar tedavi altında tutulması gerektiği belirtildi.
Bununla birlikte DSÖ, komşu ülkelerin panikle sınırları kapatmaması veya ticareti kısıtlamaması gerektiğinin altını çizdi. Kurum, bu tür önlemlerin bilimsel bir temeli olmadığını ve tamamen korku mantığıyla uygulandığını ifade etti.
![]()
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE EBOLA TEHLİKESİ
İlk kez 1976 yılında bugünkü Demokratik Kongo Cumhuriyeti topraklarında keşfedilen Ebola virüsünün, yarasalardan insanlara bulaştığı tahmin ediliyor. Bu salgın, ülkedeki 17. dalga olarak kayıtlara geçti. Vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla bulaşan ve organ yetmezliğine yol açan virüsün ortalama ölüm oranı yüzde 50 civarında seyrediyor. Son 50 yılda Afrika kıtasında bu virüs nedeniyle yaklaşık 15 bin insan hayatını kaybetti. DKC tarihindeki en büyük Ebola felaketini ise 2018-2020 yılları arasında yaşamış ve o dönem yaklaşık 2 bin 300 kişi yaşamını yitirmişti.
