2004 ve 2014 yılları arasında sanayi üretimindeki artışlarda Polonya ve Danimarka gibi ülkelerin arkasından geliyoruz. Bu ülkeler küçük olmasına rağmen teknolojisi gelişmiş, bazı konularda bizlerden ileri. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, dikkat edilirse Avrupa’daki küçük ve büyük devletler hiçbir badire ile karşılaşmadı. Terörle, komşular arası sorunlar yaşamadı. Hristiyan birliği olan AB gibi birlik kurdular. Komşularından gelebilecek göç dalgası yaşamadılar. İç siyasi kargaşalıklar yaşamadılar. Yalnız pandemi döneminde Avrupa ülkelerinin çoğu sınıfta kaldı. Ukrayna-Rusya savaşa tutuşunca ne yapacaklarını şaşırdılar. Rahata alışık bu devletler ekonomide krize sürüklendi. Ukrayna’dan gelen az bir göç dalgası huzurlarını kaçırdı.
Bizim elli yılı bulan terör belası; Suriye, Irak, İran, Gazze gibi dibimizde meydana gelen savaşlar, göçler onların alışık olmadıkları bir durum. Avrupa’nın hiçbir ülkesi bizim yaşadığımız bu olumsuz durumlara maruz kalmadı. Ülkemizde bu kadar olumsuz durumlara rağmen ekonomide fazla sıkıntılı günler olmadı. Sanayide istenilen kalkınmayı sağlayamadık fakat fazla da yavaşlamadı.
Dört milyon din kardeşimiz hiçbir şeylerini almadan sırtındaki elbiselerle bize sığındılar. Onları bağrımıza bastık. Almanya, İngiltere, Fransa meslek sahibi olanları kabul etmek istedi. Fakat İran-ABD-İsrail savaşında ekonomileri güçlü olmalarına rağmen darboğaza girdiler.
Bizler “Veren el alan elden üstündür” hadisinin mükafatı olarak hem kalkınmamızı sağlıyoruz hem birliğimizi devam ettirebildik. 2014 yılından sonra orta ve yüksek teknoloji ürünleri seri üretmeye ve satmaya başladık. Toplam ihracattaki payı yüzde kırk bir seviyesinde. OECD ülkelerine göre düşük. Bizler geç kaldık ama zararın neresinden dönülürse kârdır.
Olumlu olan yönlerimizin yanında eksik kalan, yapılamayan, yanlış yapılan olumsuzlukları bir tarafa bırakmak olmaz. Ülkemizde maalesef tacirlere, orta ve yüksek ölçekli sanayicilere verilen faiz oranları yüksek. Merkez Bankası bunu dikkate almakta neden zorlanıyor? Ülkemizde maalesef enflasyon yüksek. Böyle olunca da büyüme oranı istenilen seviyeye ulaşamıyor. Tüketim mallarına %20 KDV oranı çok. Enflasyon bu şekilde nasıl düşürülür? Millet nasıl ekonomik rahata kavuşur? Petrolde bile KDV aynı oranda.
Ülkemizde yaşama oranı yetmişin üzerine çıktı. Emekli sayısı artıyor. Bir de erken emeklilik çıkarıldı. 45 yaşında delikanlı çağında insanlar emekli oldu. Onların maaşlarını, hastane giderlerini sigorta karşılayamıyor, yüklü miktarda hazine yardımı yapılıyor. Devlet hangi konuda nasıl yatırım yapacak? Yüz seneden beri köklü değişiklik bekleyen konular var.
Vatandaşlarımız dibimizde olan petrol savaşlarının yarattığı sıkıntının farkında. Savunma sanayine ayrılan payın yüklü miktarda olduğunu biliyor. Müslüman devletler kasalarına milyar dolarların aktığı zamanlarda savunma sanayilerini geliştirselerdi, şimdi onlarda bizlerde sıkıntıya girmezdik.
Cenab-ı Allah zengin petrol ve yer altı kaynaklarını Müslüman ülkelere nasip etmiş, toprakları verimli ama rahatlıktan maraz doğuyor. Tembellik, uyuşukluk yüzünden verilen nimetin kıymeti bilinmiyor. Hazır sofraya oturan çok olur. Herkes hazır yemekten bir kaşık fazla kapmaya çalışır. Cenab-ı Allah (c.c.): “Şükrederseniz nimetimi artırırım. Nankörlük ederseniz azabım şiddetli olur” buyuruyor.
Güç sadece parayla, başkasından alınan silahla, para ile tutulan bekçilerle olmuyor. Eldeki nimetlerin kadir kıymetini bilemezsek ağlanmaya kimsenin hakkı olamaz. Elin adamı gelir hazır kurulmuş petrol sofrasının başına oturmaya çalışır. Çünkü bekçilik görevi dolar karşılığı ona verilmiş.
Yarabbi, yöneticilerimize doğru karar vermelerini lütfeyle. Bölgemizi, Türkiye’mizi siyonizmin oyunlarından tez zamanda kurtulabilmesini nasip eyle. AMİN.

YORUMLAR