Kur’an-ı yalnız okumak yeterli değil, emir ve yasakladıklarını uygulamakla olur.
Kur’an Arapça nazil olmuştur. Arapça bilmeyenler ayetlerin manalarını Türkçe tercümesinden bakarak anlayabilirler. Manasını bilmeden okumaktan haz alamıyorum diye düşünenler, bir kere baştan sona manasını okusalar genel bilgi edinmeleri yeterlidir.
Allah’ın c.c. kitabını okumak ibadettir. Eğer zaman ayırıp okumuyorsak o bizim sorunumuz. İbadet etmeye gayret eden Müslümanlar ellerinden Kur’an-ı bırakmazlar. Peygamberimiz sav. “Kur’an-ı okuyana her harfine on sevap vardır” buyurur. Manasını anlamadığım bir kitabı okumanın ne faydası olabilir diye düşünenlerin amaçlarına bakmak lazımdır.
Kur’an Müslümanların nefislerini eyitmek için en iyi ilaçtır.
Kur’an Arapça indi. Arapça harfleri öğrenip yanlış yapmadan okumak sünnettir. Sünnet: Peygamberimizin okuduğu şekilde okumaktır. Sünnet, Vahyin (Kur’an-ın) ete kemiğe bürünmüş halidir.
DİN: (İslam) Allah’ın c.c insanlara gönderdiği vahiydir. O nu bizzat uygulayan, Müslümanlara öğreten Hz. Muhammed’dir. İlk insan ve Peygamber olan Hz. Adem’den Hz. Muhammed’e kadar İslam esasları hiç değişmemiştir. Fakat insanoğlu şeytani fikirleri ile önceki ilahi kitapların içine insan sözü ve görüşlerini katmışlardır.
Kur’an okumak, anlamak, namaz kılmak, oruç tutmak, harama el uzatmamak, nefsimizin arzularına gem vurur. Ahlakımızı güzelleştirir. İnsanın ruhunu yüceltir.
Yiyip içmek, gezme, eylenme, şehvet, arzu, iştah hayvanlarda da vardır. İnsan bu güçlerini meşru ölçüde tutamazsa hayvanlardan farkı kalmaz. Kontrol edebilirse meleklerden üstün mertebeye erişir. İnsanda arzu/şehvet, akıl ve öfke gücü vardır. Bu üç gücünü kontrol ederse adaletli insan olur.
Mümin takva sahibidir. Tehlikeli, insanlara ve yaratılanlara zararlı olacak günah işlerden sakınır. Kötülüklerden korunur.
İnsanoğlu neden nefsine yenilir, gözü doymaz, kendini herkesten üstün görür. Zenginliği helalinden kazanmak varken harama yönelir. Makam için nice insanın hakkını gasp eder. Dünyalık edinmeye doymaz. Toprakta insanları içine almaya doymaz.
Müslümanım der oruç tutmaz. Müslümanım der Kur’an okumaz. Müslümanım der beş vakit namazla alakası olmaz, Cuma namazını bile kılmaz. Fakirlere, gariplere yardımcı olmaz. Hep ben-ben der. Hatalarından dolayı bir felaketle karşılaşınca suçu başkalarına atar. “Allah’ım beni affet, bana yardımcı ol” diye dua etmeye başlar.
Ramazan ayı Müslümanların kendilerini hesaba çekme ayıdır. Oruç tatmak tahammül gücünün ölçüldüğü aydır. Tahammül etmek sabır ister. Bunlar okumakla yazmakla olmaz. Yaşamakla olur. “ORUÇ SABRIN YARISIDIR. SABIRDA İMANIN YARISIDIR.” Sabrına hakim olamayıp bütün ömrünü parmaklıklar arasında geçirenler az değildir.
KALPTE MARİFET NE KADARSA GÖNÜLDE ALLAH SEVGİSİ O KADAR OLUR: Öyle kimseler vardır ki Kur’an okurken, yahut dinlerken kalpleri ürperir, çok hoşlanırlar.
Kur’an hikaye kitabı değildir. 60/4 “Yalnız sana tevekkül ettik. Yalnız sana yöneldik. Dönüşümüz yalnız sanadır.” Ayetini okurken Allah’a yöneliş hissini hissetmiyorsak hikayemi okuyoruz.
Kur’an-ı hakkıyla okumak, dil, akıl ve kalbin birlikteliği ile mümkündür. Vesselam

YORUMLAR