Kocaeli Haber

UMUDUNUZU KAYBETMEYİN!

Reyyan Uzar

Reyyan Uzar

Terör faaliyetlerinin psikolojimiz üzerindeki olumsuz etkilerinden ve bu etkilerle baş edebilmenin ilk adımının olumsuz duyguları kabullenmek ve ne hissettiğinin farkında olmak olduğundan bahsettikten sonra nihayet baş etmek için neler yapılabilir kısmına geldik.

Ülke vatandaşları olarak çoğumuz sıklığı artan terör olayları yüzünden bir sonraki saldırının ne zaman, nerede, ne kadar yakınımızda olacağını tedirgin bir halde bekler olduk. Çünkü bir süredir maalesef bu saldırılar hayatımızın bir parçası oldu. Yakın bir zamanda tekrar hain bir saldırının gerçekleşeceğinden adeta emin gibiyiz. Peki teröristlerin de hedefi bu değil mi zaten? Bizleri saldırıların sıklığına alıştırmak, günlük yaşam rutinimizi bozmak, bizleri evlerimizden çıkmaya, kalabalığa karışmaya korkar hale getirmek. Sindirmek! Bunda terör eylemlerinin hedef kitlesinin ve mekan seçiminin belirli bir tutarlılık arz etmemesi de etkili olmaktadır. Peki ya ne yapmalı? Evlerden çıkmamak, kalabalığa karışmamak doğru bir yol olabilir mi? Yoksa böyle olaylar hiç yaşanmıyormuş gibi hiçbir şekilde davranışlarımıza kısıtlama koymadan, önlem almadan yaşamaya devam mı edelim?

Hayat devam ediyor

Terör saldırılarının daha yeni gerçekleştiği günlerde evden çıkmamayı, kalabalığa karışmamayı seçmek çoğumuzun verdiği ilk tepkiler arasındadır. Fakat bu tepkilerin etkisini uzun süre gösteriyor olması sağlıklı bir tablo oluşturmayacaktır.  Elbette ki hayat devam ediyor, etmeli de. Evlerimize kapanıp sürekli olayları düşünmek, kalabalık ortamlardan kaçınmak hatta sevdiklerimizi de sürekli tetikte olmaları için uyarmak kaygılarımızı oldukça arttıracaktır. Böyle kaygı verici zamanlarda olabildiğince günlük rutinlerimizi devam ettirmek, işe gitmek, vakit geçirmekten hoşlandığımız arkadaşlarımızla görüşmek, evdeki düzenimizi devam ettirmek hem kendimizin hem de aile bireylerinin kaygılarını yatıştırmaya yardımcı olacaktır. Fakat tabi ki tedbirli de davranmalıyız. Belirli bir zaman veya mekan için olası bir terör saldırısıyla ilgili uyarı yapıldığında dikkate almamak doğru olmaz. Böyle zamanlarda kendimizi ve sevdiklerimizi korumak adına gerekli önlemleri almak faydalı olacaktır.

Duygularınızı paylaşın

Psikoloji alanında yapılan araştırmalar sayesinde biliyoruz ki duygularını paylaşmayan, bastıran kişilerde psikolojik hastalık belirtilerinin ortaya çıkma olasılığı daha yüksek. Aynı zamanda yaşadığı olumsuz duyguları, kaygı ve stresini dile getiren insanlar çevresinden sosyal destek alma açısından daha şanslı konumdadırlar. Özellikle kaygı verici durumların yaşandığı zamanlarda aile bireyleri ve yakınlarımızla duygularımızı paylaşmak bize yalnız olmadığımızı hissettirir. Hissettiğimiz kaygı, stres gibi duyguları sadece bizim yaşamadığımızı fark etmemizi, bu durumun normal bir tepki olduğunu fark etmemizi sağlar. Aile içinde bireylerin birbirine sağladığı sosyal ve duygusal destek dışardan gelebilecek tehditlere karşı daha dirençli olunmasına yardımcı olur.

Güvenlik güçleri tarafından korunuyoruz

Zedelenen güvenlik duygumuzu onarmak için hem kendimize hem de çocuklarımıza bizleri koruyan güvenlik güçlerinin varlığını hatırlatmalıyız. Öngörülemeyip engellenemeyen saldırılar olsa da birçok hain saldırının da kahraman Türk polisi ve askeri tarafından engellendiğini unutmayalım. Bizlerin huzur içinde yaşaması için özveriyle çalışan güvenlik güçleri sayesinde korunuyoruz ve korunmaya da devam edeceğiz.

İyilik tohumlarını yaygınlaştırmak

Hemen her gün kötü haberler alıyoruz. Zihinlerimize sürekli olumsuz bilgiler kodlanıyor. Bununla mücadele etmenin en etkili yolu kuşkusuz iyilik yapmak ve çevremizdeki insanlara bu yönde örnek olmaktır. Ülkemizde olan, tanık olduğunuz iyi haberleri ailenizden ve yakın çevrenizden başlayarak paylaşın. Olumsuz haberlere karşı iyi haberleri daha çok ön plana çıkarmaya çalışın. Böylece zihniniz sadece olumsuz olaylara odaklanmayacak, daha olumlu düşünüyor olacaksınız.

Faydalı olacak yollar arayın

İnsanlara faydalı olacak şeyler yapmak eli kolu bağlı olma duygusuyla baş edebilmemize yardımcı olur. Özellikle terör olaylarından zarar görmüş, yardıma ihtiyacı olan insanlara elimizden geldiğince yardım etmek ve destek olmak bizleri birbirimize yakınlaştıracağı gibi birlik beraberlik duyularımızı güçlendirir. Aynı zamanda her ne iş yapıyorsak işimizi en iyi şekilde yapmalıyız. Değer üretip ülkemize fayda sağlayarak ülkemizi daha güçlü bir konuma getirmeli, uzun vadede bizlere zarar vermek isteyen terör odaklarıyla mücadeleye katkı sağlamalıyız. 

Umudunuzu kaybetmeyin

Psikolojideki araştırmalar bize gösteriyor ki ruhsal durumlarımızla bağışıklık sistemimiz arasında ciddi bir ilişki var. Eğer hayattan beklentinizi yitirmişseniz, umudunuzu kaybetmişseniz bağışıklık sisteminiz bu durumdan doğrudan etkilenir. Umut ve cesaretin yitirilmesi bağışık sisteminin çökmesine yol açarak bizleri hastalıklara açık hale getirir. Aynı şekilde bizler ülkemizin akıbetiyle alakalı umudumuzu yitirip inancımızı kaybedersek ülkemiz de o düzeyde dış tehditlere açık hale gelir. Terör faaliyetlerinin asıl amacı tam da budur. Toplumun bağdaşık yapısını bozarak ayrışmalar meydana getirmek, bireylerin ülkelerinin geleceğiyle ilgili ciddi kaygılar geliştirmesine sebep olmak. Böylece ülkeyi dış tehditlere, bölünmeye, kargaşa ve kaosa açık hale getirmek.

Bizler… Evet, teker teker her birimiz üzerimize düşen görevleri en iyi şekilde yerine getirerek, ülkemizin geleceği için değer üreterek, her gün aldığımız kötü haberlere inat iyiliğin yayılması için çalışarak, aramızdaki ayrılıkları belirginleştirmek yerine ortak paydalarda kenetlenmeye çabalayarak bu kötü günlerin üstesinden gelebiliriz. Yeter ki umudumuzu ve ülkemize olan inancımızı kaybetmeyelim.

 

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ