Kocaeli Haber

SÖZÜN GÜCÜ MÜ, SÖZÜN GÖÇÜ MÜ?

Nurettin YİĞİT

Nurettin YİĞİT

Sözünü bilen kişinin, yüzünü ak ede bir söz!

Sözünü pişirip diyenin, işini sağ ede bir söz! (Yunus Emre)

Konuşmak, millet olarak günlük hayatımızda nefes alıp vermekten sonra belki de en çok severek tükettiğimiz bir nimettir.

Söz tüketmeye bu kadar meraklı oluşumuz, toplum olarak hayatta sahip olduğumuz güzellikleri yaşarken, ortaya çıkan sorunlarımızı da bir taraftan sözün gücünden istifade ederek çözmeye çalıştığımız anlamına geliyor.

Konuşmaya yönelik bu hiper aktifliğimiz, klasik çerçevede bugün hepimizin şikayet ettiği gibi sözel potansiyelimiz, bizleri çoğunlukla sessiz sanal dünyada sayısala hizmet eder bir esarete düçar etmiş ve bazen belirli, bazen de belirsiz alemlere yolculuğa kaptırdığımız hakikatinin yanında yine de ruhsal bir terapi işlevini kaybetmemiştir bence.

Ancak ne var ki, insanı rahatlatan ya da kendisini ifade vitrinine çıkartan diğer hayati argümanlar gibi yazılı konuşma ve söz sanatında da sazı eline alıp beste yapmamak, var olan kişisel yaşam enerjimizi de uçurumdan rüzgarlara salmak diye de anlayabiliriz.

Yaydan çıkan ve hedefe ulaşamayan her ok sermayeden bir kayıp olduğu gibi, kontrolsüz güç kullanım furyasına dönüşecek lafazanlık ta, yazılı veya sözlü arşivimizden bir şeyler eksiltip kişilik hanemize eksi puan yazdıracaktır.

Gereğinden fazla uzun, nadide bir beste bile ruh kabımızı taşırdıktan sonra kuru bir kalabalık ritmine dönüşmeye mahkûm kaldığı gibi muhatabın beklenti ve özlemini karşılayacak dozdan ötelere doğru sözü de uzattığımızda kendi şahsi değerimizle birlikte sözün de kıymet diyarından göçtüğüne şahitlik ederiz.

Üstad Bediüzzaman der ki:  Her söylediğin hak olsun fakat her hakkı söylemeye de hissedar değilsin!

Yüce Yaradan “Biz sizleri çift, çift yarattık!” derken “Yarattığım bir hak senin ise, bir diğeri de kendisiyle yalnızlığını giderdiğin halvetdaşınındır!” diye gönül hissiyatımıza ilham etmektedir.

Ne mutlu o bahtiyar insana ki önce dinlemeyi, sonra da sözün erdemini kendine öz bilmiştir.

Evet, Değerli okur dostlarım!

Söz ve kelam, hayattaki potansiyel ve işlevine göre bugün biraz gücünü kaybetmiş ve arasıra aramızdan göçüp, yerini vitrinlik imaj ve görüntülere bırakır gibi gözükse de bu geçici ve arızi med-cezirlere aldanmadan yaratılışın özümüzdeki coşkusunu idealistçe dile getirmek ve yarına dair özlemlerimizi umutla haykırmak gerekir.

Bu meramda şiirsel olarak arada bir kendime de mırıldandığım şu dizeleri sizlerle paylaşmak istedim:

BİR SÖZ SÖYLE

Bir söz söyle ki;

Dudağı değil sadece, gönlü de terk edecek!

Bir söz söyle!

Seni, beni değil sadece, dünyayı da fethedecek!

Bir söz söyle!

Maddeyle manayı ve öteleri de geçecek!

Bir söz söyle!

Yerinde duran taşı ve gözlerden akan yaşı da ihya edecek!

Bir söz söyle!

 “Ben”deki karmaşayı, “Sen”deki çocuksuluğu da anlayıverecek!

Bir söz söyle!

Duygulardan öte suçluluğu ve derinlerdeki suskunluğu da bozacak!

Bir söz söyle!

Öylesine çıkıversin işte! Belki de anlamsız!

Ama susma ne olursun!

Bir söz söyle!

Ruhen ve bedenen sağlıcakla kalın,

Hafta boyu güzellikleri benliğinizde toparlayın!

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.