Kocaeli Haber

OKUYORUM; O HALDE BEN DE VARIM!

Nurettin YİĞİT

Nurettin YİĞİT

Okumak, bizler adına o kadar uzun soluklu ve çok renkli bir iş ki;

Neredeyse hayat boyu farklı şekillerde okuma ve öğrenim sürecini yaşarız hepimiz.

Anne rahminde cenin iken dinlemeyi öğrenir, sonrasında duygularımızla okumaya başlarız annemizin tatlı sesini.

Doğarken, ağlamakla şefkati okuruz, acizliğimizi anlatırız ebeveynlerimize ve çevremize.

Emeklerken ellerimiz, minnacık patilerimiz, yerin ve eşyanın yumuşaklığını, sertliğini tarar ve okur adeta.

İşte böyle başlar, insanlık tarihi boyunca sürecek olan okuma girdap ve hissiyatımız.

Şimdilerde ise; okumanın yazıya bakıp,  sadece simgeleri sese aktarmak olmadığını anlamış bulunmaktayız.

Önce doğayı, sonra evreni ve nihayet onun özündeki muhteşem varlık insanı; yapıp ettiklerini okuduk ve okuyoruz.

Bazen de okumadan seyredip, duygularımızı biriktiriyor ve hayatın acısıyla, bazende hikmetiyle bütünleştirip bir besteye döküveriyoruz.

 Bir zamanlar yazı diye bir hazinemiz yok iken, yaşanan tarihi dinlerdik ve ibret için sonrakilere anlatarak okurduk yaşamı.

Bir zamanlar taşlara, piramitlere çizerdik hikayemizi..

Sonra medeniyet beşiğimiz Mezopotamyada, beden hamurumuz çamurdan tabletlere çiviledik destanlarımızı, başka bir zaman..

Huzuru maddede bulamayınca, sonsuzluğa haykırdık, yüreğimizdeki belirsiz arayış ve acıları..

Yine bir zamanlar ağaçları ve  yaprakları elçi eyledik, derin hakikat anlayışımıza..

Nihayetinde ressamlar  tablolarıyla, yönetmenler perde ekranlarıyla ve optik gözler sıfır bir rakamlarıyla, bizlere kendimizi sunup büyülemeye başladılar adeta.

 İşte şimdilerde; insanlık tarihinin, belki de finalini yaşadığımız bugünlerde  “Oku..!” emr-i tavsiyesiyle ne anlatılmak istendiğini, çok daha iyi anlayabiliyor ve kavrayabiliyoruz bence!

Ne var ki güzelliklerle dolu şu yaşamın hakikatine varıp, derin sularında yüzebilmek için  işimiz, bu kadarıyla bitmiyor, bitemiyor elbette!

“Birlikte yaşanmadıkça bir nimet, nâr-u mevttir,

Ulaştıkça hikmete akıl, tadacağı şevk ve lezzettir.”

Evet, güncel birikim ve donanım, o kadar zengin ve renkli ki, güzellikler yaşanıp paylaşıldığı zaman, cennet hissiyatını mecazen tattıracak potansiyele sahiptir aslında!

 Ay'a ilk defa çıkıp dünyamızı temaşa ettiğimizde; hayat vitrinimiz, tüm insanlığın katkılarıyla ve sevgi tomurcuklarıyla, renklendirilmeyi bekleyen duygusal bir  tablonun özlemini haykırıyordu adeta!

Ne var ki iyiliğe inanarak, insanlığa ve varlığa güven vermek isteyenlerin, ötelerden sonsuz bir huzur eline tutunmak ve rahmet pınarından akıp duran gerçeklere karşı, kalplerinin saygıyla titreme zamanı geldi de geçiyor bile..

Yoksa bizlerden önce gelip geçmiş ve uzun zaman hayatın değişmez hakikatlerine aldırış etmeden yokluğa doğru yelken açanlara mı benzeyeceğiz..?

Ya da hayata ve onun kıymetinin kilidi ölüme, tekdüze ve durağan bakışımızı devam ettirip, kalplerimiz ve hissiyatımızın körelmesine seyirci mi kalacağız ve sonrasında en büyük hazinemiz irademizi, kaybetmeye esir mi olacağız..?

Hayır, elbette ki umutlu olduğumuz sürece mutluluğumuzu kaybetmeyeceğiz!

Evet, elbette ki bize diken olanlara karşı güller gibi yeşerdikçe, dirilişimize devam edeceğiz!

Ve elbette ki her varlığın bizler için kadrini kıymetini hissedip, nefretlerimizi sevgi potamızda eriteceğiz!

Ruhen ve bedenen sağlıcakla kalın,

Hafta boyu güzellikleri benliğinizde toparlayın!

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. sheref dedi ki:

    Okumaya tesebbus icin tesekkurler

    1. NURETTİN YİĞİT dedi ki:

      BİZ TEŞEKKÜR EDERİZ OKUMAYA İLGİNİZDEN DOLAYI..

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.