Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Müslümanların şehirleşmeye verdiği önem

Mehmet Saburlu Köşe Yazısı

Mehmet Saburlu Köşe Yazısı

Peygamberimiz s.a.v. Medine’ye hicret edince, ilk işi mescit yapmak oldu. Ve yanına da şehir dışından gelenlerin konaklaması için sofalar yaptırdı. Anadolu’da ‘sofa’ adı verilen, günlük işlerde kullanılan bu yerler; yemek yapmak, oturmak, misafir ağırlamak içindir. Mescitin yanında yapılan bu sofada, Ashab-ı Suffe diye bildiğimiz, İslam’ı öğrenen sahabe kalıyordu.

Medine, Peygamberimiz s.a.v. zamanında büyük şehir hükmünde idi. Mescide yakın yere Pazar kurulurdu. Kapalı alışveriş alanı yapıldı. İslam ordusunun konaklama alanları tahsis edildi. Beytülmal (Hazine) için yine mescidin yanına depo inşa edildi. Mescidin duvarına bitişik odalar yapıldı. Orada Peygamberimiz s.a.v. ve hane halkı kalıyordu.

Medine!de yeni kurulacak mahallelerin yolları belirlendi. Evlerin, günün şartlarına göre yapılması sağlandı. Çok katlı evlere izin verilmiyordu. İki kat, en fazla üç kata müsaade edildi.

Hz Ömer devrinde bedevilerin (Çölde yaşayanların) yahut ufak ufak toplu olarak yaşayanların birleşerek kasabalar kurulması teşvik edildi. Kuufe ve Basra, kasabadan büyük şehir haline getirilmiştir. Müslüman olan bedeviler, askere alındığında, onlara toplu halde yaşama kuralları da öğretiliyordu. Evlerine dönüşlerinde kasaba ve şehirlere yerleşmeleri maddi ve manevi yönden teşvik edilmiştir.

İbn-i Haldun Endülüs ten kalkıp, Afrika, Asya, Arabistan topraklarını gezerken, Müslümanların toplu halde yaşamaları çok hoşuna gitmiş ve desteklemiştir. Çünkü o çağda gayri Müslimler dağınık halde yaşıyordu.

Farabi, İbn-i Haldun ve imamı Gazali eserlerinde şehirleşmeyi teşvik etmiş, ve övmüşlerdir

Neden ‘şehirleşmek’ toplu yaşamak önemlidir?

  • Yerleşim alanlarında camii yapılır. Topluca namaz kılınır. Cemaat tanışır, yardımlaşma kolay olur. Camide namazın 27 derece fazla sevabı vardır.
  • Sağlık mekanları kurulur. Tedavi imkanı daha kolaydır.
  • Güvenli yaşama şehirlerde daha iyidir.
  • Çölde veyahut kırsalda okuma yazma oranı düşük olur. Okula nasıl gidilecek. Medeniyet nasıl öğrenilecek. Şehirlerde bu imkan vardır.
  • Kırsalda insanlar hayatı boyunca kaç insan görürler. Dünyaları küçüktür. Ama şehirlerde her imkan vardır.
  • Şehirlerde su, elektrik, kullanımı ile kırsalda bu imkan aynımıdır?
  • Alışveriş imkanı vardır.
  • Ulaşım her yere müsaittir.

Daha çok imkanları sayabiliriz.

Müslümanlar bir bölgeye yerleşim alanları kuracakları vakit, ilk olarak o bölgede yaşayan insanların ihtiyacından fazla büyük camiler yaptılar. Onun etrafına okul, hamam, misafirhane, hastane, çarşı yapmışlardır. Ve o bölgeye hareket getirmişlerdir.

Hıristiyanlarda şehirlere büyük kiliseler yapmışlar fakat etrafına hareket getiremediler. 300 yıl öncesine kadar şehirleri çok pisti. 18. yüzyıldan sonra sanayileşme başlayınca kapitalistler şehirciliğe önem verdiler. Şehirlerin merkezlerine iş merkezleri kurdular. İnsanlar A.V.M.’lere gidip eğlenmeye ve her türlü ihtiyaçlarını karşılamaya başladılar. Buraları şehirlerin merkezi olmuştur. Ticaret ve para akışı çok katlı ve büyük binalarda yapılmaktadır.

Komünist ülkelerde de büyük meydanlar (toplanma yerleri) vardır. Benim gördüğüm komünist ülkelerde kasaba ve köylerde bile evler yıkılarak geniş meydanlar yapılmıştır. Halk orada gezer, sohbet eder, etrafında açılan dükkanlardan ihtiyaçlarını giderirler. Lokantalar, kafeler hep o geniş meydanın etrafındadır. Çin’deki Tiyenşan meydanı, Moskova’da Kızıl Meydan, milyonların toplanacağı alanlardır. Benim gençliğimde gördüğüm Bulgaristan!da köylerde bile geniş meydanlar vardı. Komünizm yıkılıp kapitalist rejime geçince, o meydanlar ortadan kaldırılıp yerlerine binalar yapılmış. Ticaret, binaların içine toplanmış. A.V.M.’ler yapılarak para, bir yerde dönmeye başlamış.

Konumuzda şehirde yaşamanın imkanlarından bahsettik. Birde olaya ters yönünden bakalım. Konumuza şu örneği vererek bitirelim.

İki kardeşin birisi şehirde ayakkabı dükkanı işletmektedir. Kardeşi de yakın bir dağ köyünde yaşamaktadır. İkisi de ihlaslı olup, dini vecibeleri eksiksiz yerine getirmektedir. Köydeki kardeşi abisini ziyarete giderken bez torbanın içine yoğurt koyar. Şehre kardeşinin dükkanına varıp elindeki torbayı kapıya asar. Fakat sulu yoğurttan bir damla bile damlamamıştır. İki kardeş sohbet ederken dükkana bayan müşteriler gelir. Abisi müşterilere ayakkabıları raftan indirerek denemelerine yardımcı olur. Kardeşi de oturduğu yerden onlara bakmaktadır. Abisi işini bitirip kardeşinin yanına oturunca bakarlar ki bez torbadan sular damlıyor. Abisi kardeşine şöyle der. “Dağ başında evliya olmak kolaydır. Önemli olan şehirde ihlasını koruyabilmektir. Değerli olan hangisidir?”

Günümüzde sanayi toplumu olmamız. Şehirlerde çok katlı binaların yapılması, şehir kültürünü değiştirdi. Mahalle halkı arasında tanıma ve komşuluk ilişkileri çok azaldı. Apartmanlarda komşular birbirlerini tanımaz oldu. Yalnızlık duygusu ortaya çıktı. Bu konuya devletin eğitim kurumları ve diyanet ortaklaşa çalışarak bir çözüm yolu bulabilirler.

Eksik yönleri olsa da medeni bir toplum olabilmek için, kültürümüze uygun şehirler kurmalıyız. Peygamberimiz bu bakımlardan toplu yaşamaya, şehirleşmeye önem vermiştir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), 10 Şubat tarihli günlük hava tahmin
Sıradaki Haber Meteoroloji’den 20 il için kritik uyarı