Milyonlarca çalışanın merakla beklediği Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) için Orta Vadeli Program (OVP) ile öngörülen 2026 takvimi, resmi bir kanun teklifinin henüz Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine sunulamaması nedeniyle belirsizlik sürecine girdi. Çalışan üzerindeki prim yükü, işletmelerin maliyet kaygıları ve kıdem tazminatı eksenindeki tartışmalar, planlanan reformun hayata geçirilmesindeki en önemli faktörler olarak değerlendiriliyor.
YENİ DÜZENLEME MECLİS GÜNDEMİNDE YER ALMIYOR
Otomatik Katılım Sistemi’nin (OKS), işveren katkısını da kapsayan ikinci basamak bir emeklilik yapısına dönüştürülmesi hedeflenirken; Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve OKS fonlarının yeniden yapılandırılması ile kesintilerin sadeleştirilmesi amaçlanıyor. Ancak daha önce ertelenen düzenleme için işaret edilen 2026 takviminin geçerliliği de zora girdi.
Kalkınma planlarında 2024 sonbaharı olarak öngörülen hedefin sırasıyla 2025 ve 2026 yılına ertelendiğini belirten uzmanlar, TBMM’ye sunulmuş somut bir yasa teklifinin bulunmadığına dikkati çekiyor. Meclis’in ekim ayı itibarıyla başlayacak bütçe maratonu göz önüne alındığında, düzenlemenin mevcut takvim yılı içerisinde yasalaşma ihtimalinin oldukça zayıf olduğu ifade ediliyor.
ÇALIŞANIN ANLIK GÜNDEMİ: GEÇİM KOŞULLARI
Sistemin işgücü tarafındaki yansımasında prim kesintileri öne çıkıyor. Asgari ücretin 28 bin 75 lira seviyesinde bulunduğu, açlık sınırının ise 36 bin 940 liraya yükselerek aradaki farkın 8 bin 865 lirayı aştığı mevcut şartlarda, ilave prim ödemeleri tedirginlik yaratıyor.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) primlerine ilave olarak maaşlardan yapılması planlanan yüzde 3’lük kesintinin, net ele geçen tutarı daha da azaltacağı vurgulanıyor. Bu tablo karşısında çalışanların, uzun vadeli birikim hedeflerinden ziyade mevcut geçim koşullarını önceliklendirdiği gözlemleniyor.
İşVEREN KANADINDA İLAVE PRİM MAALİYETİ ENDİŞESİ
Düzenlemenin yalnızca işçi kesimini değil, işverenleri de ek mali yük altına sokacağı öngörülüyor. SGK ve işsizlik sigortası prim artışları nedeniyle maliyet baskısı yaşayan işletmeler için ilave yük gündeme gelebilir.
Model kapsamında hem çalışana hem de işverene ayrı ayrı yüzde 3’lük ek katkı yükümlülüğü getirilmesi durumunda, toplam prim yükünün yüzde 44,75 seviyesine tırmanabileceği hesaplanıyor. İmalat dışı alanlardaki prim teşvik değişiklikleriyle birleştiğinde, özellikle KOBİ’ler ve küçük ölçekli işletmeler bazında bu tablonun istihdamı olumsuz etkileyebileceği ve kayıt dışılığı tetikleyebileceği değerlendiriliyor.
KIDEM TAZMİNATI EKSENİNDE UZLAŞI ARAYIŞLARI
2003 yılından bu yana dönemsel olarak tartışılan kıdem tazminatının fon sistemine aktarılması ve TES ile entegre edilmesi fikirleri, tarafların itirazları doğrultusunda yeniden gündeme taşındı.
Diğer yandan, kamuoyunda yer bulan iddiaların aksine mevcut mevzuatta kıdem tazminatına ilişkin hakları değiştiren resmi bir düzenlemenin bulunmadığı kaydedildi. Çalışanların, “kıdem tazminatı kalkacak” yönündeki asılsız söylemlere itibar ederek hak kaybı yaşayacak biçimde işten ayrılmamaları gerektiğinin altı çiziliyor.
SİSTEMİ YENİLEMEK Mİ, MEVCUDU İYİLEŞTİRMEK Mİ?
Ekonomi uzmanları, yeni bir prim yükü getiren yapısal değişimler yerine, önceliğin mevcut SGK emeklilik mekanizmasının daha adil ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiğine vurgu yapıyor. Sosyal tarafların tam uzlaşması sağlanmadan atılacak adımların yeni sorunlar doğurabileceği ifade edilirken, süreçle ilgili gözler yeni yasama döneminde TBMM’nin atacağı adımlara çevrilmiş durumda.
Kocaeli ve ilçelerindeki en güncel gelişmeleri kaçırmamak için bizi takip edin. En sıcak Kocaeli haber akışı, asayiş olayları ve yerel duyurular için ana sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

