Karga sesi ile rahatsız eder, çöplüklerde dolaşır, köylünün tarlasına ektiği buğdayları toplar. Daldaki meyveleri gagalayarak çürütür. Nerede bir çürük varsa karga oraya koşan bir figürdür.
Bir sürünün önderi karga olursa sesinin çirkinliğine alışır. Leşin kokusuna alışır. Zamanla leşin kokusu sıradanmış gibi olmaya başlar. Karga cesur bir hayvandır, yüksekten uçar, gak demeye başlayınca kulağı tırmalar ama; alışana vız gelir. Hızlı uçar, göze görünür. Kargalar gül bahçesine konmaz, gülün kokusundan anlamaz. Gülün etrafında dönen bülbülün aşkını da anlamaz. Ancak çöplüklerde ötmeye, pislikte güzellik aramaya çalışırlar. Kargalar bu yüzden bülbül ile arkadaşlık edemez.
Bülbül öylemi dir? Sakindir, her zaman gürültü etmez, zamansız ötmez, gölge ve tenha yer arar. Bülbülün sesi içimizi ferahlatır. İnsanlar onun sesini duymak ister. O kibar hayvanı seyretmek, dinlemek ne kadar hoştur. Bu yüzden insanlar evlerinde karga yerine bülbül beslerler.
Bahçelerde yurdun mu var.
Bencileyin derdin mi var.
Garip garip ötme bülbül.
Bilirim aşıksın güle
Gülün halinden kim bile
Bahçedeki gonca güle
Dolaşıp söz atma bülbül
Der kasidelerimiz.
Gül, Peygamberimiz H.z Muhammed’in sembolü olduğu, Onun yüzünün güzelliğini hatırlattığı, kabrinin gül bahçesi, Kur’an-ı kerimin gül tohumları saçan ilahi bir kitap olduğu ifade edilmiştir. Fatih Sultan Mehmet H.z Muhammed’e s.a.v muhabbetini belirtmek için gül koklardı. Türk edebiyatımızda sevgililer hep güle benzetilir. Hilye-i şerifler gül şeklinde yapılmıştır. Gül, bahar gibi ömrün kısalığı, dünya hayatının geçici olduğunu ifade eder.
Bülbül varken kargaya uyulur mu. Biri seni güzelliye, diğeri çürümüşlüğe- kokuşmuşluğa götürür. Kuş sürülerinin de liderleri vardır. Bülbül sürüsünü gülistana taşır. Karga sürüsünü köylünün tarlasına ektiği buğdayını çalmaya, yahut çöplükte eşelenmeye götürür.
İşte toplumların kaderi de peşinden gittikleri önderleri ile şekillenir. Bir atasözümüz vardır: Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim. Vesselam.

