Kocaeli Haber

MEDENİYETLER ÇATIŞMASINDAN MEDENİYETLER TANIŞMASINA!

Nurettin YİĞİT

Nurettin YİĞİT

Medeniyetin artıları, olgun insanlık kriter ve kıstaslarının sadece öncülleridir!

İnsanlık medeniyetinin zirve noktasına ulaşması ise, ancak insanın özüne uygun bir inanç ve mantık sistemi ile bu ikiliden fışkıracak ahlaka dayalı, verimli bir yaşamla mümkündür!

Medeniyet, insanlık kültürünün ortak olarak ürettiği ve sözlükte “yerleşik yaşam, şehircilik” anlamına gelen bir kavram olmakla birlikte insanlık tarihinde bu çerçevede oluşturulmuş tüm toplumsal “kültür birlikteliklerine” atfen de kullanılmaktadır.

Her ne kadar “medeniyetler tarihi” ve “şehirler tarihi” terimleri içerisinde medeniyet ve şehir günümüzde çoğu düşünce akımı tarafından eş anlamlı olarak kullanılıyor olsa da, aslında medeniyet, kurulan şehir yaşamında ahlak, felsefe, sanat, siyaset ve yönetime dair insanlık tarafından keşfedilmiş ortak değerlerin adı olmuştur.

Son bin yılın ilk medeniyet kuramcısı sayabileceğimiz düşünürü İbni Haldun, medeniyeti Umran (Uygarlık) kavramıyla ifade eder. Onun, insan işgücüne dayalı tarım çağının ortalarında yani miladi 1000 yıllarında kurduğu düşünce sistematiğinde:

Medeniyet, en açık şekliyle kan bağı akrabalık ilişkilerinde görülürdü. Büyük aile şeklindeki bu bağ, zamanla kabile ve aşiret bağına dönüşme aşamasında bu kabileci yapı savaş, barış ve karşılıklı evlenmelerle başka soyları da içine alarak büyümeye başlar ve büyük kabile çevredeki diğer kabilelere rağmen artık asabiyye-aidiyet bağı daha güçlü olduğu için kabileler başkanlığını elinde tutardı.

Bu etkileşim sonucunda koruyan-korunan sıfatlarından öte “ortak menfaate” dayalı bir birliktelik ortaya çıkar ve artık kabile yapısı da soya dayalı olmaktan çıkıp yeni bir renk aldı.

Nitekim akrabalarından biri haksızlığa veya hakarete uğrayan kişi, bu müdahaleyi kendisine yapılmış olarak değerlendirirken sadece faile değil, ona yakın tüm kabilelere düşmanlık beslerdi.

İşte bu noktada farklı bir medeniyet anlayışı doğuracak ideoloji ve evrensel düşünce sistemlerinin ortaya çıkışının kıvılcımlarına şahitlik edebiliriz.

Başlangıçta en yaşlı üyenin başkanlığında ve yine yaşlı akil insanların hakemliği ile çözümlenen sorunlar, kabilevi medeniyet büyüyüp şekil değiştirdikçe savaşan genç liderler de sorunları çözmekte işlev görmüş ve artık devlet yapılanması tarzında bir medeniyet aşamasına gelinmiştir.

Yönetim ve hükümranlığını güçlendirmiş medeniyetler, ilerleyen zaman içerisinde kendilerinden zayıf ve geride gördükleriyle hükümranlık rekabetine girmiş ve tüm dünya için yeterli gördükleri kendi medeniyet kriterlerini başka medeniyetleri de bünyesine katarak evrenselleştirme girişiminde bulunmuşlardır. Bugün de aynı girişimler tekrar etmektedir.

Ne var ki yaşanmış tarih, her medeniyet mensubunun diğer guruplarla işbirliği yapmadan, tüm dünya adına ortak bir uygarlık oluşturamayacağına şahitlik etmektedir.

Geçmişten günümüze süregelen “Medeniyet çatışmaları”nın insanlığı topyekûn geliştirme noktasında başarılı olduğunu iddia etmek te mümkün değildir.

Tarih boyu birbirine karşılıklı ihtiyaç duymaktan uzaklaşamayan sosyal varlık insanın bugün de, çatıştırarak değil ancak “Medeniyetleri tanıştırarak” ilerleyeceğine inanan birisi olarak diyorum ki:

Evet, Seninle bir gün, geliştireceğiz bu dünyayı! Çünkü ne kadar umutluysan, mutlulukta sana o kadar yakındır!

Ruhen ve bedenen sağlıcakla kalın, Hafta boyu güzellikleri benliğinizde toparlayın!

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.