Mehmet Saburlu köşe yazısı sahtekarlık

SAHTEKÂRLIK—KALPAZANLIK

  İnsanları zarara sokma, taklit ederek haksız kazanç elde etmek. Sözün özü hırsızlıktır. Anadolu’da, çalışmayıp başkasının sırtından geçinenlere kalpazan derler.

  Çinliler kâğıt parayı bulup kullanmaya başlayınca, onu taklit edip piyasaya sürmek isteyen insanlar olmuştur. 19. ve 20. asırda dolandırıcılık (kalpazanlık) çoğalmıştır. Avrupa’da baş gösteren Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında, piyasa değeri çok yüksek olan Alman markı, A.B.D doları gibi paraların benzerini basıp piyasaya sürmüşlerdi. Uzmanlara göre Fransa ve Hong-Kong da basılan bu paralar, harp eden devletlerin ekonomilerini çökertmek için yapılmıştır. İkinci Dünya Savaşı’nda Almanlar İngiliz sterlini, Amerikalılarda Japon yeni basarak hasımlarını zayıflatmaya çalışmışlardır. Dünyanın içinde bulunduğu şu pandemi döneminde bile ekonomisi sarsılmasın diye A.B.D karşılığı olmayan dolar basarak dünya piyasalarına sürmüştür. Hiç bir devlette ses çıkarmamaktadır. Güçlü olan atını istediği gibi oynatıyor. ALLAH ın adaleti muhakkak gerçekleşecektir. Olan gariban devletlerin halklarına olmuştur. Piyasada gıda ve ihtiyaç maddelerinin fiyatları yükselmiş, insanlar aç kalmıştır.

  Bu gibi durumlar devletlerarasında kalmayıp ülkeler içinde de olmaktadır. Sahte para yahut sahtesi yapılmış kıymetli eşyayı alan anlamazsa zulmedilmiş olur. Alan anlarsa, oda başkasına vermeye çalışırsa, sahtekârlık yapmış sayılır. Sahte para, sahtesi yapılmış saat, benzeri yapılan tablo gibi değerli eşyalar, ne kadar el değiştirirse, bu suça hepsi ortak sayılır. İlk yapandan başlayarak hepsi büyük günah işlemiş olur. Bir sahte lira vermek 100 lira çalmaktan daha fenadır. Bunun günahı öldükten sonrada devam eder.

  Dünyada en zavallı insanlar, ölüp gittiği halde bıraktığı kötülük sebebi ile günahı tükenmeyen kimsedir.

  Aldığımız malın kalitesine, halk dili ile çakma olup olmadığına dikkat etmek her Müslümanın görevidir. Müslüman, aldanmayan ve aldatmayan uyanık insan olmalıdır. Başkasına çaktırmadan satmak ahlak dışıdır. ‘Bilmiyordum’ deme lüksümüz yoktur. Her şeyi öğrenmeye aklı yeten bunu bilecektir. Aldandığını anlayınca güvenlik güçlerini bilgilendirmek bir görevdir. İnanın bu da kazanacağımız en güzel sevap olacaktır.

  Dolandırıcılık yapanlara, hırsızlara göz yummak, silahı yol kesen eşkıyaya teslim etmek gibidir. O silah bir gün bize de, evlatlarımıza da dönebilir.  Yakalananlar cezalandırılıyor. Fakat her nedense yaptıklarının karşılığında cezalar az oluyor. Tekrar yapma cesaretini buluyorlar.

  Dinimiz İslam, yapılan alışverişlerde, dolambaçlı işlerde insanları zarara sokmayı büyük günah saymıştır. Bu dünyada cezası verilir. Ahirette hakkı yenenler hakkını alır. Ve cehennemde de cezasını çekecektir. Kitabımız Kur’an da Maide suresi 38.ayeti dikkatli okuyalım: “Hırsızlık yapanın (sağ) elini kesin.” Bu hüküm yaptıklarına karşılıktır, ALLAH ın koyduğu caydırıcı cezadır. ALLAH ın hükmünde bir hikmet vardır. 39. Ayeti kerimede “Kim yaptığının ardından tövbe eder bir daha yapmazsa, kendini düzeltirse ALLAH onun tövbesini kabul eder.” Bu ayet biraz sert bir ceza gibi olabilir. Kesik elle toplumda gezebilme cesareti olabilir mi? Sonraki ayette tövbe edenleri af edeceği belirtiliyor. Toplumun huzuru için hırsızlık, kalpazanlık muhakkak önlenmelidir.

  İnsanlara zarar vermek iki türlüdür. Birincisi; bütün ülkeye zararlı olan karaborsa. Pandemi olur, fiyatlar yükselir. Yangın olur, yangın malzeme fiyatları hemen artar. Kışa girerken bot almak istersin, fiyatı cebini yakar. Sattığın malın karşılığında çek alırsın, karşılığı olmaz. Ürünün kalitesi bozuk olur. Peygamberimiz s.a.v. Medine’de pazar yeri kurulduğunda, pazarı denetleyen memurlar tayin etmiştir. Bir esnaf yağmurda ıslanan buğdayın üzerine kuru buğday doldurur. Bunu fark eden peygamberimiz: “Bunun cezasını nasıl ödeyeceksin?” diye uyarır.

  Ülkemizde dolandırıcılık 1970li yıllardan sonra artış göstermiştir. Bin temel eserde Fransız seyyah, Osmanlı’da sahtekârlığın yok denecek kadar az olduğunu, Müslümanların yalancılıktan, hırsızlıktan, insanları aldatmaktan çekindiklerini hayret ederek kaleme almıştır.

  Zorda kalan insanın cebindeki parayı almak kolaydır. Hak edilmeyen paranın ceremesi acı olacaktır. Zilzal suresi son ayetlerinde; “Her kim ki bir iyilik yaparsa muhakkak mükâfatını görecektir. Her kim ki zerre kadar küçük de olsa bir kötülüğün (yaptığı haksızlığın) cezasını çekecektir.” buyurur.

  Devletin, vatandaşın malına bilerek zarar vermek,  israf ederek kullanmak suçtur. Günahı büyüktür. Kendini mağdur gösterip, hak etmediği yardımları almak, helal olur mu?  Ölüm hak olduğuna göre, kıyamet günü bütün milletle nasıl hesaplaşacaksın.  Bunu çok düşünmeliyiz. Hayırlı cumalar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Saburlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İşte Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İşte Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İşte Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İşte Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.