Hicret Hicri Yılbaşı Mehmet Saburlu köşe yazısı

               HİCRET  HİCRİ YIBAŞI

  Hicret, Hz. Muhammed’in Mekke’de peygamberlikle şereflendiği, 13 yıl kadar İslam’ı tebliği şehirden, Medine’ye göç etmesidir. İslam tarihinin ve dünya tarihinin en önemli olaylarından biridir.

  Mekke’de Müslümanlar İslamiyet’i huzurlu yaşayamayınca ve tebliğ vazifesi yapılamadığından ALLAH’ın c.c. emri ile göç etmişlerdir. Medine’ye göç etme; orada rahat yaşamak, Mekke’nin sıcağından kaçmak için değildir.

  Göç eden Müslümanlar, hayatları boyunca çok büyük fedakârlıklarda bulunduğuna dair, bizlerin ibret alacağı örnekler vardır. Göç edenler, yanlarına yalnızca giyecek eşyalarını, yol azıklarını varsa paralarını almışlardı. Evlerini, arazilerini, hayvan sürülerini, ticaret yapanlar işyerlerini öylece bırakıp sırf ALLAH c.c. için yollara düşmüşlerdi. Dönme imkânı olup olmadığı bilinmiyordu. Maddi ve manevi kayıpları çok büyüktü. Düşünün ki baba ocağını, kardeşlerini, akrabalarını, edindiğin mülkünü bir anda bırakıp gidiyorsun. Kendimizce bir düşünelim. Hayal edelim.

  Hicret etmek, Mekke’deki sıkıntılardan kurtulmak değildir. Böylede olabilirdi. Ama Medine’de daha büyük sıkıntılar bekliyordu onları. Mekke’de sabredip gizlice ibadet edebilirlerdi. Medine’de misilleme hakkı doğdu. Üzerlerine saldıran şehir halkına karşı kendilerini canları pahasına koruma emri verildi. Bedir, Uhud, Hendek savaşlarında her şeylerini ortaya koydular. Defalarca ölüm kalım mücadelesi verildi.

  Hicret’te Peygamberimiz ve sahabe birbirine bağlılığa son derece önem vermiştir. Başlarına gelebilecek felaketlere akıllı siyaset güderek, dakik ve strateji ile başarıya ulaşmışlardır.

  Hicret etmek kolay bir iş değildir. İrade sahibi ve sabırlı olma. ALLAH’a c.c. sonsuz güven duyma. Ona sığınma. Ümitsizliğe kapılmama. Sükûneti muhafaza. Hoşgörü, bağışlama. Cesaret. Sıkıntıya göğüs germe. Fedakârlık.  Canını ve her şeyini ortaya koymak.  İslam kardeşliği ve ALLAH’ın c.c rızasını düşünme vardır. Verilen sözde durma vardır.

  Hicret olayı seneler geçtikçe Müslümanların tarihe bakış açısını çok etkilemiştir. Hz. Ömer’in halifeliği zamanında (M. 638) Hicri takvimin başı olarak kabul edilmiştir.

  Hicri takvim kameri aylara (ayın hareketlerine) göre uyarlanmıştır. Ramazan ayı, Haç, Kurban, Zekât verme kameri aylara göre emrolunduğundan, hicri yılbaşı da buna göredir.  Ayın hareketleri eskilerden beri takibi kolaydır.

  İslam tarihçileri Hicret olayını her yönü ile kaleme almışlardır. Okumayı sevenler her kaynağı ayrı bir coşku ile okurlar.

  Ülkemiz dünyada en çok göçmeni barındıran anayurttur. Her göçmen muhacir değildir. Vatan için, İslamiyet’i yaşayabilmek için göç edenler muhacir olabilir. Bu her asırda vardı, olacaktır da. Osmanlının toprak kaybetmeye başlaması ile Balkanlardan, Kafkaslardan düşman (gâvurun) zulmünden kaçan Müslümanlar anayurdumuza gelmişlerdir.

  Bende Balkanlardan gelen muhacir ailenin çocuğuyum. (Göçmen değil, Muhacir) Dedem, babam doğduğu, büyüdüğü topraklardan, artık Müslümanlığı yaşayamayacağını; Türklüğü dahi unutacaklarını anlayınca, altın değeri olan verimli topraklarını ekili halde bırakmışlar. Sağılır ineğini komşusuna hediye edip yollara düşmüşler. Bir ayda Anadolu’muzun bir köyüne gelmişler.

Babama, neden gidip doğduğun toprakları ziyaret etmiyorsun diye sormuştum. – Ben orada Müslümanlığın bittiğini anladım, sizlerin dünya ve ahıretini kazanmanız için geldim. Eğer hizmet imkânım olursa giderim. Yoksa adımımı atmam diyordu.

  Muhacir olabilmek kolay değildir. Hicret ettiğin yerde dinini yaşayamıyorsan muhacir olamazsın. Bu konuyu, bu yüzden yazmayı kendime mecbur hissettim. Kafkaslardan, Balkanlardan gelen dindaşlarımız, soydaşlarımız gâvurun zulmünden kaçıp geldiler. Peki, burada İslamiyet’i yaşıyorlar mı? Yaşayanlar hem dünyada rahat eder. Hem de ahıretini kazanır. Yoksa çektiği sıkıntılar yanına zararına kalır.

  Dedem doğduğu topraklarda nasıl yaşamışsa, Anadolu’ya gelince çok daha iyi yaşamaya gayret etmiş. Kazaya namazı hiç yokmuş. Çocuklarını, torunlarını ALLAH’ ın emrettiği şekilde yetiştirmeye gayret etmiş. Ölüm döşeğinde tekbirle ellerini bağlayıp ruhunu teslim etmiş. Bu olay benim imam olmama sebep olan önemli bir etkendir.

  Peygamberimizin s.a.v. irtihalinden 30- 40 sene sonra sahabeler Müslümanlar arasında ölüm sebebi ile azalıyordu. Yaşayanlara çok saygı gösteriliyordu. İstanbul’umuzun manevi şahsiyetlerinden olan EYYÜP EL ENSARİ istediği şehre gider, çok rahat bir şekilde yaşlılık dönemini geçirirdi. Ama deve sırtında çölleri, denizleri aşarak İslam ordusu ile İstanbul’a kadar geldi. Niçin? ALLAH’ ın rızasını, peygamberinin şefaatini kazanabilmek için sefere katılmıştır.

  Hiçbir şey yatarak elde edilmiyor. Azmetmek, çalışmak. Kur’an-ı Kerim’in emirlerine uymakla oluyor. Yeter ki anlayabilelim. Hayırlı Cumalar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Saburlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İşte Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İşte Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İşte Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İşte Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Murat Mesemehmet Im Em - Teşekkürler Mehmet kardeşim.doyurucu bir bilgi.eline diline sağlık.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 13 Ağustos 19:41