Sevdiklerimizi hoşgörme

Büyüklerimizin deyimi ile müsamaha etmek. Görmezden gelmek. Ufak tefek suçlara karşı şiddet göstermemektir. Buda olgun bir insanda bulunması gereken üstün vasıftır.

Hoşgörü inanın hayatında ve toplumda son derece gerekli bir davranıştır. İnsan akan su gibi olmalıdır. Önüne çıkan büyük kaya parçasını geçemiyorsa yan tarafından dolanır. Hiç onunla uğraşmaz. Zamanla onu kıyısından yer, parçalara böler, önüne katıp götürür. Hiç acelesi yoktur.

Hoşgörü ve alçakgönüllü olmak Müslümanların en önemli özelliğinden biridir.

Mahallemizde, çevremizde, hatta ailemizde her insanın düşünce ve davranışları farklı olması normaldir. Herkes aynı karakterde, düşünce ve davranışta olmayabilir. Bu sebeple, insanlar birbirlerine kızmadan müsamaha göstermelidir.

Peygamberimiz s.a.v. ömrü boyunca, en sıkıntılı zamanında bile kimseyi incitmemeye çalışmıştır. Bir hadislerinde “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, korkutmayınız.” Buyurur.

İslamiyet gelmeden önce insanlar birbirlerine çok sert ceza verirlerdi. Kendi öz evlatlarına bile acıma duyguları azdı. İnsan insanın kölesi olur mu? Daha 250 sene öncesine kadar kölelik vardı. Kölelere yapılan eziyetleri, efendileri hayvanlara yapmıyorlardı. Fakat peygamberimiz s.a.v. Bütün canlıları ve insanı ALLAH ın c.c. yarattığını; Hiç kimse (takva sahipleri hariç) kimseye üstün olmadığını bildirmiş ve uygulamıştır. Kur’an-ı Kerim Nahl 128 Gerçekten ALLAH, takva sahipleri ile ve ihsanda (iyilikte) bulunan kimselerle beraberdir. Buyurur

Müslümanlar 1400 sene önce alçak gönüllü olmayı; Kendisine yapılan ufak tefek hataları af etmeyi, olgun davranmayı kalplerine yerleştirmişlerdi. Şimdi özenti duyduğumuz batı toplumları ancak Asr-ı Saadetten 1000 yıla yakın zaman sonra, on beşinci asırda felsefi bir kavram olarak kullanmışlardır. Onu da Endülüs Emevi devletinden öğrendiler. Fakat içlerine zor sindirdiler. Biz Müslümanlar karıncayı incitmezken, onların bazen ne kadar gaddar olduklarını görüyoruz. Kendi menfaatleri için garibanın hakkını nasılda çalıyorlar. Dışarıdan çok iyilermiş gibi görünür. İçlerinde yaşayanlar nasıl olduklarını bilirler. Bizler “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim. Hoşgörülü davran ki, sana da hoşgörülü davranılsın." (İbn. Hambel-1) buyuran peygamberin ümmetiyiz.

Af edici davranmak tek taraflı olmamalıdır. Karşılıklı uyulması gereken bir davranıştır. Hata yapanda, hatasını kabul edip özür dilemelidir. Bir kimseyi hep af etmekte olmaz. Müslüman hep tokat yiyen olamaz. Suç işleyende cezasını elbette çekecektir.

Medine de Yahudilerle iyi ilişkilerde bulunmak için sözleşme yapılmıştı. Hendek savaşında Müslümanları arkadan vurmak için düşmanla gizlice anlaştılar. Savaştan sonra anlaşmayı bozdukları için Medine den hemen çıkarıldılar. Özürleri bile kabul edilmedi.

Uhud Harbinde Hz Hamza yı şehit ettiren Hind; Mekke’ nin fethinde öldürülme emri verilmişti. Gizlice Peygamberimize gelerek; - Ben hata yaptım, Müslüman olmaya karar verdim. Beni af edin. Bundan sonraki ömrüm hizmet etmekle geçecektir, dedi. Peygamberimiz onu af etmiştir. Fakat fazla ortalarda gezinme, çünkü sen suç işledin uyarısında bulunmuştur.

Bir baba evladını İslam ahlakı ile yetiştirirse, evlat atalarına kolay- kolay hata yapmaz. Babası ona bozuk atsa bile sesini yükseltmez. Evine gelen babasını ayakta karşılar. Bir söz vardır. “Evlat makam- mevki sahibi olur, ama adam olması zordur.” Küçük yaşta İslam ahlakını kalbine yerleştirmek lazımdır. İyilik yapmayı, alçak gönüllü olmayı insan yaşayarak öğrenir. Aile- okul –toplum çok önemlidir.

Günümüzde görsel yayınların etkisi ile de toplumda bir asabiyet, hak yemek, birbirine kaba davranma, menfaatin ön plana çıkması, hakkına razı olmamak, hor görmek, küçük görmek, aldatmak gibi durumlar bazı kimselerde hoş görme duygusunu zayıflatmaktadır.

Her şeyi hoş görmek, yanlışa hoş görü ile bakmak, sessiz kalmak, hoşgörüyü bir sığınma aracı olarak ta yapabilir. Ve kötü alışkanlıkların yayılmasına sebep olabilir. Bunu çok iyi ayarlamak lazımdır.

Alçak gönüllü olmak, toplumda barış ve huzuru sağlar. Karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı, kavgasız, görüşlerine saygılı bireylerden oluşan bir toplum olmasına vesile olur.

İnsanlara yanlışı göstermek yetmez. Doğru olanı tatbik etmek, yaşamak lazımdır. Yanlışın tekrarlanmaması için bu şarttır. Aile büyükleri, öğretmenler, kanaat önderleri, din adamlarının topluma yaşayarak örnek olması gerekir.

Yurdumuzun İslamlaşması, Alp erenlerin Anadolu topraklarına yayılıp, gayri Müslimlere örnek yaşayışı ile olmuştur. Ahmet Yasevi, Ebul Hasah Harekani, Mevlana, Hacı Bayram Veli, Balkanlarda Sarı Saltuk , ve daha niceleri… Bunlar İslam ahlakını yaşayarak, anlatarak, gittikleri yerlerde gönülleri fethetmişlerdir. SEVGİ-SAYGI-HOŞGÖRÜ –ADALET Hepimizin ihtiyacıdır.

Hayırlı Cumalar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Saburlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İşte Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İşte Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İşte Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İşte Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Mehmet Bozan - Yüreğine sağlık hocam sizden ALLAH Razı olsun cumanız mübarek olsun kalın sağlıcakla

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 06 Ağustos 11:38