Kitabımız Kur'an

Dünyada en çok okunan, okundukça haz duyulan kitap Kur’an-ı Kerim’dir. Başka bir kitabi en fazla iki kere okuyup bir daha elimize almaya lüzum hissetmeyiz. Kur’an hiç bıkkınlık vermez, çünkü ALLAH kelamıdır.

İçinde bulunduğumuz ramazan ayında okunan mukabeleler ayrı bir önem taşıyor. Pandemiden dolayı iki senedir hatimle teravih kılamıyoruz. Hafızlarımız 600 sahifeyi ezbere okuyarak kıldırıyor. Başka bir kitap böyle ezberlenemez. Bu da ALLAH'ın bir lütfudur.

Kur’an; İman ve ibadet bilgilerini, güzel ahlakı içine alan; İslam dinindeki hükümlerin birinci kaynağıdır. Semavi kitapların sonuncusudur.

Kur’an Arapça indirilmiş, indirende Allah ü Teâlâ’dır. 23 senede ayet-ayet Cebrail ismindeki melek tarafından peygamberimize öğretilmiştir. Peygamberimiz mübarek kulakları ile işitip ezberlemiş, hemen ashabına okumuştur. Kur’an-ı Kerim, Arapça ve Kureyş lisanı ile gönderildi. Diğer semavi kitaplar (Tevrat, Zebur, İncil) ve diğer sahife şeklinde gönderilenler ise bir defada indirilmiştir.

Peygamberimiz s.a.v kendisine gelen vahyi ezberler ve asla unutmazdı. A’la suresi 6. Ayeti kerimede; (Sana (Cebrail in öğreteceği üzere) okuyacağız ve sen hiç unutmayacaksın) buyurulmuştur. Rasulullah efendimiz kendisine gelen vahiyleri hemen ezberler ve Müslümanlara okurdu. Emrinde vahiy katipleri vardı. Onlara hangi sure ve ayetin devamına yazılacağını söyler, onlarda hemen kaleme alırlardı. En emin yerlerde saklanır, hürmet ile muhafaza edilirdi. Gelen ayetler hem vahiy katipleri, hem de birçok Müslüman (kadın ve erkek) tarafından ezberlenirdi.

Cebrail a.s her sene gelip o ana kadar inmiş olan Kur’an-ı Kerim’i, Levh-i Mahfuzdaki sırasına göre okur, Peygamberimiz de tekrar ederdi. Ahirete teşrif edeceği sene Cebrail iki kere gelip tamamını okudular. Ayetler değişik zaman ve yerde geldiğinden, Müslümanlar peygamberimize ayet geldiğini hemen anlarlardı. Sahabeler devamlı Kur’an okuduklarından ve namazda okunduğundan ezberden kolay kolay unutmazlardı. Bizlerde hafız olmasak bile çok ayet ezberimizdedir.

Peygamber efendimizin vefatından sonra, hazret-i Ebubekr’in halifeliği zamanında İslam düşmanları ile yapılan Yemame savaşında yetmişten fazla kurra hafız şehit olmuştu. Bu durumdan endişeye kapılan Hazreti Ömer, halifeye başvurarak Kur’an-ı kerim in ayetlerini bir kitap haline getirilmesini talep etti. Kurra hafız ve vahiy katibi Zeyt bin Sabit başkanlığında büyük bir heyet tarafından Kur’an sahifeleri bir araya getirildi. Her surenin ayetleri Peygamberimizin bildirdiği tertibe göre sıralandı. Kağıt üzerine yazılıp Mushaf adı verilen bir kitap haline geldi. Otuz üç bin sahabe, bu Mushaf’ın her harfinin tam tamına yerinde olduğuna söz birliği ile karar verdi. Ve tasdik ettiler.

Hazreti Osman zamanında Mushaf çoğaltılarak belirli büyük şehirlere gönderildi. Çoğaltılan bu Mushaflarda aralarında bir nokta farkı bile yoktur. Bu Mushaflar günümüze kadar korunarak gelmiştir. ALLAH ın izni ile kıyamete kadarda aynı kalacaktır. Bizim okuduğumuz Kur’an-ı Kerim ile dünyanın her yerinde okunan Kur’an-ı kerim arasında hiçbir değişiklik yoktur. Değiştirmeye uğraşanlar çok olmuştur. Ama başarılı olamadılar ve olamayacaklardır. Çünkü ALLAH c.c. ın ayeti ile garanti altındadır.

Kur’an-ı kerim Muhammet s.a.v in mucizelerinin en büyüğüdür. İnsan sözüne benzememektedir. Mana içinden mana çıkmaktadır. Kur’an-ı kerim, hiçbir dile, hatta Arapçaya da tercüme edilemez. Herhangi bir şiirin, kendi diline bile, tam tercümesine imkan yoktur. Ancak izah edilebilir, açıklanabilir.

Kur’an-ı Kerim'in manasını yalnız peygamberimiz anlamış ve hadisleri ile Müslümanlara bildirmiştir. Kur’an ı kerimin hakiki manasını anlamak öğrenmek isteyen bir kimse, kelam, fıkıh ve ahlak kitaplarını okumalıdır. Kur’an tefsiri çokça yapılmıştır. Bunların en çok değerli olanlarından biri ve diğer tefsirlere kaynak olan Beydavi tefsiridir. Diyanet İşleri Başkanlığı’mızın Kur’an ı kerimin Türkçe meali isimli kitap bizim başucumuzda bulunması gereken güzel bir eserdir. Burada deniliyor ki; Kur’an ı kerim Türkçeye değil, hiçbir dile hakkıyla çevrilemez. Eski tefsirlerin ışığı altında verilen manalara da tercüme değil, meal demek uygundur. Kur’an ın yalnız manasını ifade eden sözleri, Kur’an hükmünde tutmak, namazda okumak ve aslına hakkıyla vakıf olunmadan ahkam çıkarmak caiz olmaz.

Bizler birer Müslüman olarak Kur’an-ı kerimi okuyabilecek şekilde Arapça harfleri öğrenip, Kur'an'ı yüzünden okumayı öğrenmeliyiz. Efendim ben öğrenemiyorum gibi mazeret üretmek akıllı bir Müslümana yakışmayan davranıştır. Küçük yaşlarda çocuklarımıza da öğretmek mecburiyetindeyiz. Elimizdeki tüm imkanları kullanarak evlatlarımızı hayata hazırlıyoruz. Kısacık bir ömür için bunu yapıyoruz da; asıl olan ölümü ve ahiret hayatını nasıl aklımıza getiremeyiz.

Mübarek ramazan günlerinde bu konuyu güzelce düşünüp, oruçlarımızı tutarken bolca Kur’an okuyalım. Çünkü Kur’an mahşerde Arasat meydanında bizlere şefaatçi olacaktır. Onun emirlerine uyan bu dünyada da mutlu olur, kıyamette de. Haftaya bu konuya devam etmek dileği ile hayırlı ve bereketli ramazanlarımız olsun. Hayırlı cumalar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Saburlu - Mesaj Gönder

# şehit

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İşte Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İşte Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İşte Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İşte Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.