Ana kucağı - Baba ocağı

Dünya’ya gözlerini açtığı zaman anne kucağında olabilmek; babanın kollarında büyüyebilmek bir evlat için bulunmaz bir nimettir. Fakat her evla da anne ve babası ile büyümek nasip olmuyor. Öksüz ve yetim kalabiliyor. Anne-babası ayrılmış olup bunlardan birinin yanında da büyüyebiliyor. Babası ölen çocuk, tek ve korumasız kaldığı için yetim sayılır. Hukuk da; babasının ölümünden sonra doğan çocuk, evlilik için de doğan bir çocuğunun bütün miras haklarından faydalanır. İslam dinimiz de yetimlik buluğa ermek ile (evlenecek yaşa gelmekle) sona erer. Milletler arasında rüştüne erme yaşı değişebiliyor. Ülkemiz de 18 yaşına eren çocuk bütün haklarını elde eder.

Kitabımız Kur-an’ı Kerimde “yetimin malına buluğ çağına ve rüştüne varıncaya kadar (muhafaza etmek ve arttırmak gibi) en güzel olanından başka bir suretle yaklaşmayın” (Enam 152) buyrulmuştur.

Yetimin malını muhafaza etmek vaciptir. Yetime, babadan kalan mala kimse dokunamaz. Bir lirasını bile kendi menfaatine kullanamaz. Eğer yetimin velisi zengin ise o maldan ihtiyaç için dahi harcama da bulunamaz. Veli olanı, yetimin faydasına olan tasarrufu yapması (müstehaptır) iyidir. Yani ona kalan parayı, malını çalıştırıp çoğaltması çok sevaptır. Nisa suresi 2.ayetin de yetimlere (buluğ çağına ve rüştüne erince) mallarını verin buyrulur. İslamiyet gelmeden önce Arabistan’ da babası ölen bir çocuğun annesine bile sorulmadan, babadan kalan malları amcaları, yakınları ve uyanık geçinen asalaklar tarafından gasp ediliyordu. Günümüzde de kanunla hakları korunsa bile, bazen kötü niyetli, imandan uzak veli tayin edilen kişiler tarafından garibin malını nasıl talan ettiklerini hep duyuyoruz.

Müslüman bir toplumda yetimin boynu bükük, çaresiz bırakılamaz. Onu, için için ağlatıp gözyaşı döktürülemez. Atalarımız ne güzel söylemiş “yetimin malını yiyene o mal hayır getirmez, sağlığında dahi fazlasıyla zarara uğrar”.

Güçsüzün ahını alma. İçinden bir “Ah” çekti mi ona dağlar dayanmaz. Ateş olur, yılan olur bir gün boynuna dolanır. Ahiret günü zaten hesabını veremez.

Peygamberimiz (s.a.v) doğmadan yetim kalmıştır, 6 yaşında da annesi ölünce öksüz kaldı. Ama dedesi ve amcası öyle bir sahip çıktılar ki, anne ve baba acısını ona hissettirmediler. Yengesi onu kendi çocuklarından hiç ayırmadı.

Allah’a ve peygamberine iman eden Kur'an’a uyan, ahiret gününe inanan bir Müslüman, fakirlere, yetimlere, darda kalanlara yardım eder. Toplum da sevgiye, yakın alakaya, yardıma en çok muhtaç olan yetim ve öksüzlerdir. Bunlar Allah’ın biz Müslümanlara bir emanetidir. Yakınlarından başlamak üzere bütün Müslümanlar vazifelidir.

“Peygamberimiz (s.a.v) “Yetimin işlerine bakan kimse ister yetimin akrabasından olsun ister yabancılardan olsun, benimle o, cennette şu iki parmağım gibi beraber olacağız” buyurmuştur.

“Bir kimse merhamet ile yetimin başını okşasa, elini üstünde gezdirdiği her saçının teli için yaptığı bir kötülüğü silinir. Her kıl için derecesini arttırır” buyrulmuştur.

“Yetim dövüldüğü zaman, ağlamasından dolayı arş-ı ala titrer ve Allah(c.c) meleklerine Ey Meleklerim! Babası vefat eden yetimi kim ağlattı?” buyrulmuştur.

Peygamberimiz’e(s.a.v) Miraçtan yetim hakkı yiyenler gösterildi. Dudakları deve dudağı gibi sarkık, ağızlarında ateş vardı demiştir.

Avrupa’nın en medeni ülkesi sayılan İsviçre de Afrika’dan kaçırılıp getirilen küçük yaşta çocukları ve ülke de ailesi olmayan yetimleri yaşlı aileler yanlarına alıp, karın tokluğuna hizmetlerini gördürüyorlarmış. Yerli ve ailesi olan çocuklardan onları ayırabilmek için de ayrı bir ayakkabı giydiriyorlarmış. İlkokul çağında ki çocuklar okula gideceğine yaşlıların hizmeti gördürülüyor. Yani köleliğin bir çeşidi. Daha 1974 yılında utançlarından dolayı çıkarttıkları bir kanunla bu uygulama yasaklanmıştır. Elhamdülillah ülkemizde böyle bir durum olmadı-olamaz da.

Seneler önce şu kudsi hadisi okuduğumda çok etkilendim.” Kim birine bir iyilik yaparsa, ona benzer bir iyilikle karşılaşmadıkça; her kim ki başka birine kötülük yapıp da, ona benzer bir kötülükle karşılaşmadıkça insan ruhunu teslim etmez. Ahirette cezası ayrıdır” buyrulur.

Allah(c.c) bizleri nefsine uyup, kötülük yapan kimselerden uzak eylesin (AMİN).

Hayırlı Cumalar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Saburlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İşte Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İşte Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İşte Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İşte Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Serdar Pir - Teşekkürler Mehmet Hocam yine aydınlatıcı bir konuyu serdetmişsin

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 12 Mart 20:45