Ensar ve muhacir olmak

Dünyada yaşam başladığından beri göç etmek hep olmuştur. İlk insan ve ilk peygamber Hz Adem Dünya’ya Hindistan Serendip adasına indirilmişti. Orada iki yüz sene kadar yalnız yaşadı. Havva validemizle buluşabilmek için çok ağladı ve Allah’a (c.c) yalvardı. Allah'ın izni ile Arabistan yarımadasında Mekke yakınlarında Arafat tepesinde Havva validemizle buluştular.

Peygamberlerin çoğu da yurtlarından hicret etmek zorunda kalmışlardır. Peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v.) de doğup büyüdüğü Mekke’ den Medine’ye hicret etmiştir. Onunla beraber diğer müslümanlar da evlerini, mallarını, yakınlarını bırakarak sırf Allah rızası için, dinleri uğruna bilmedikleri Medine’ye hicret etmişlerdir. Hicret edene muhacir, onları karşılayan bağrına basan, yardımcı olan, yurtlarını açan ahaliye de ensar denmektedir.

Göç etmek çok yönlü olmaktadır. İş için göç etmek, doğup büyüdüğün yerden daha güzel koşullarda yaşayabilmek için göç etmek; bir de zorla göç ettirilmek. Göç ettirilenlere göçmen denir. Bunlardan en önemlisi de dini için, vatanı için göç edenlerdir. Asıl bunlara muhacir denilmektedir.

Ülkemizin yarısı göçmenlerden oluşmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu parçalanınca oralarda bulunan soydaşlarımız, dindaşlarımız Anavatana göç etmeye başlamıştır. Bulgaristan, Yunanistan, Yugoslavya, Gürcistan, Kafkaslar ve Arabistan’dan milyonlarca soydaşımız gelmiştir. Ensar durumdan olan Anadolu insanı misafirlerine işini, aşını, evlerini açmışlardır.

Ben de bir muhacir çocuğu olarak annemden, babamdan, kayınpederimden yaşadıkları sıkıntıları üzülerek çok dinledim. Gözyaşları hiç dinmiyordu ki. Bu konuda yazılan tarihi kaynakları, kitapları da duygulanarak okuyorum. Atalarımızın yaşadığı yerleri de görmek nasip oldu. Gençlik yıllarımda annemle Bulgaristan Rusçuk’a gittik. Dedemin, anneannemin, dayılarımın bizleri görünce ağlamaları hiç aklımdan çıkmıyor. Köydeki evimiz, verimli topraklarımızı hiç unutamıyorum. Babam köyümüzde hem imamlık hem Türk okulunda talebe okutuyormuş. Bulgar müfettiş babamı kadroya geçirmek istemiş. Fakat babam artık oralarda çocuklarını İslam üzerine yetiştiremeyeceğini anlayınca, Türkiye’ye hicret etme kararı almış. 1951 sonbaharında ambarında buğdayı, tarlasında ekili mısırını, bağındaki üzümünü, küpteki peynirini, tereyağını, kardeşlerini, akrabalarını gözü yaşlı bırakarak yollara düşüyorlar. Rusçuk’tan koyunlar gibi üst üste, ellerinde birer torba, küçük yavruları ile 15 günde Türkiye’ye gelip Afyonkarahisar’ ın bir köyüne misafir ediliyorlar. Köye on hane veriliyor. Köylü onları bağrına basıyor. Ekmeklerini paylaşıyorlar. Fakat köylü çok fakirdir. Köyde dikili bir ağaç bile yoktur. Arazide arpa, buğdaydan başka bir şey yetişmiyor. Babam memlekette köyün imamı iken koyun çobanlığı yapmaya başlıyor. Fakat ben büyüklerimin ağızından Türkiye’ye geldiklerine pişman olduklarına dair hiç bir şey söz duymadım. Gavurun elinden Müslüman Anadolu’ya geldikleri için şükrediyorlardı. İşte muhacirlik budur. Allah rızası için dinleri, vatanları uğruna göç etmişlerdi. Dedem ölüm döşeğinde Kuran okuyarak, Allahuekber deyip ruhunu teslim etmişti. Benimde imam olmama sebep olan en büyük olaydır. Babama neden doğduğu yerleri gidip ziyaret etmiyorsun dediğimizde;

-Köpek yesin gavurun başını, kuru ekmek yerim, onların yüzünü görmem diyordu. Balkanlardan gelen göçmen kardeşlerimiz, yukarıda izah ettiğim şekilde muhacirlik tacı ile şereflenmeleri lazımdır. Ben müslümanım demekle olmaz. İslamiyet’i yaşamakla olur.

Bu yazıyı yazmama sebep olan İzmit’ te çoğunluğun tanıdığı Hasan Ayaz kardeşimin yakın tarihimizi anlatan kitabı olmuştur. Kendisini tebrik ediyorum.

Ramazanın habercisi olan üç aylara girmiş bulunuyoruz. Bu mübarek gün ve geceleri idrak ederek Ramazan’a kavuşabilmeyi Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Muhacir olamasak bile ona yakın sevap kazanmak elimizdedir. Ne olur nefsimizi yenerek namaza başlayalım. Helal, harama dikkat edelim. İslam üzerine yaşayıp, ruhumuzu imanımızla teslim edelim.

Az yaşa çok yaşa bir gün ecel gelecek başa

Cumamız mübarek olsun...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Saburlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İşte Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İşte Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İşte Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İşte Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.