Sabır ve şükür

Sabır ve şükür

Birbirinden ayrılmaz ikili gibidir.

-Hayat engebeli bir yol gibidir. Bu yollar azim ve sabırla geçilir.

-İnsanın ruhunda ya şikayet etme hali ya da şükretme hali egemendir.

"Off! yine zorlu bir güne başlıyorum. İmtihandır, iştir. ödemelerdir. ALLAH’ım nasıl altından kalkacağım. Ne olurdu kolay bir işte çalışsaydım. Akşama kadar iskele tepesinde, soğuk havadayım. Fabrikada çalışanda, makina başında gürültülü bir ortam. Bir de, patron çok sert"  gibi duygularla mutsuz bir şekilde güne başlamak.

Yahut

"Çok şükür, yine sıhhatli bir şekilde erkenden uyandım. Biraz daha çalışıp sınavımı geçeyim. Geçinebilecek kadarda param var. Evime ekmek alabildim. İşimde var, ne mutlu bana." düşüncesi ile neşeli bir şekilde güne başlamak.

Sabır, başarı ve mutluluk; Mutlu olmamız şahsımızda ve çevremizde huzur oluşmasını sağlar.

Yaşamında sıkıntıları gözünde büyüten insan, kendi nefsinde sabır ve azim duygularını yitirmeye başlamış demektir.

Güçlü ve azimli olmak sabrı gerektirir. Sabırda bizi şükretmeye götürür.

Elindekilerle yetinmeyi bilen ve imkanlarını zorlayarak daha iyi koşulları sağlamaya çalışan kimseler mutlu olur. Etrafındakilere enerji verir, güven verir.  Hem insanlar ona karşı güler yüzlü olur, hem de kendi neşeli olur.

Sıkıntıları gözünde büyüten insan, kendisinde sabır ve güven bulamaz. İnsanoğlu eline geçen fırsatları iyi değerlendirmelidir. Yaz ortasında yağan yağmurda susuz kalmamak için kovalarını doldurması gerekir.

Hz. Muhammed (s.a.v.) ve ashabı Medine’de  Mekke’li  müşriklerin on bin kişilik ordu ile kuşatmasında çektiği sıkıntı bize örnek olması çok önemlidir. Hendek savaşında Medine’de şehrin giriş yollarına kazdıkları kilometrelerce hendek düşmanın şehre girmesine engel olmak içindi. Üç bin kişilik İslam ordusu kışın esen soğuk rüzgarda geceli gündüzlü çalışarak geniş hendekler kazdılar. Aç kaldılar, çalışmaktan halsiz düştüler, fakat yılmadılar. Dillerinden dua etmeyi, gönüllerinden sabrı eksik etmediler. Düşmanın bir ay kadar süren kuşatması çok zor geçiyordu. Bazı vakitler namazlarını bile kılamıyorlardı. Soğuk bir akşam üstü rüzgarın gittikçe kuvvetlenmesi müşriklerin çadırlarını yıktı. Atları ve develeri kayboldu. Ebu Süfyan ve ordusu perişan oldu. Ne yapacaklarını şaşırdılar. Bütün mallarını orada bırakıp Mekke’ye dönmek zorunda kaldılar. Müslümanlar düşmandan kalan ganimetlerle bolluğa kavuştular. Rahat bir nefes aldılar. Müslümanlardan bazıları, "Yarabbi şükürler olsun rüzgarınla bize yardım ettin. Ne olurdu bu soğuk ve hızlı rüzgar günler önce esse idi. Bizlerde bu zor günleri yaşamasa idik" dediler.

Eğer Peygamber’imiz (s.a.v.) sıkıntı anlarında ve her zaman ALLAH’a  dua etmeseydi, olaylara sabretmese idi, başarı olur muydu. Müslümanlar hep beraber yılmadan, birlik içinde çalışarak, sabrederek, dua ederek, Uaradana sığınmasaydılar galip gelebilirler miydi.

Kur'an'ı Kerim’de (Ahzab 9) Ey iman edenler? Allah’ü tealanın üzerinizdeki nimetlerini hatırlayınız. Hani size (Hendek savaşında) ordular saldırmıştı da, biz onların üzerine bir rüzgar ve sizin görmediğiniz (Meleklerden) ordular göndermiştik.

Çalışmak. Yılmadan,  sabrederek çalışmak. Olaylara sabredebilmek, her kişiye göre olmayabilir.  Azimli olmak kolay değildir. Fakat sabretmek ve şükretmek insanların şiarı olmalıdır. ALLAH c.c sabredenlerle beraberdir. (Bakara103)

Gününüz aydın Cumanız mübarek olsun…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Saburlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İşte Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İşte Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İşte Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İşte Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.