İnsanlarda bulunan gizli hastalık 'kibir'

Nedense bazı insanlar nefsine yenilip kendisini üstün görme hastalığına kapılırlar. Farkında olmadan etrafındaki arkadaşlarını, dostlarını da kaybederler. "Gururlanma (kibirlenme) padişahım senden başka şu dağları yaratan da var." atasözümüz benim çok hoşuma gider. Bazı insanlar güzellikleri, zenginliği, bulunduğu mevkii, bunlara benzer birçok şeylerden kendisini üstün görür. Giydiği elbise, ayağındaki ayakkabısı ile yürüyüşü bile değişir. Bunları veren asıl sahibini unutuverir. Yüce kitabımız Kur'an’da (İsra 37) - yeryüzünde kibir ve azametle yürüme, asla arzı (yeri) yaramazsın, asla dağlara eremezsin – buyurulur. “Güzelliğine güvenme bir sivilce yeter, zenginliğine güvenme bir kıvılcım yeter. Güçlü, kuvvetliyim, arkam var deme. İnsanı sırtüstü yere seren var.

Mahir İz Hoca’ya sormuşlar: “Siz nasıl bu kadar zeki ve mütevazi olabiliyorsunuz?” Verdiği cevap: “Ben yürürken ayaklarımın uçlarına, yerdeki toprağa bakarım” demiş. Sakin bir ruh haliyle düşünürsek karşımıza bir yığın toprak çıkar. Çünkü topraktan yetişenle beslenir ve toprak altında yatarız. Kabrimizi de ister mermerden ister altından yapsınlar üç sene sonra toprakta kemik yığınından başka bir şey bulamazlar.

Yaz mevsiminde bahçede meyve veren ağaçlar neden hoşumuza gider? Çünkü meyvelerinden dallar aşağıya eğilmiş, çok hoş bir görünüşü vardır. Kavak ağacı uzayıp gitmiştir ama gövdesinden odun bile olmaz. İnsanoğlu meyve ağacı gibi secdeye eğilmeli Yaradan’a kul olmalıdır.

İslam peygamberi tevazunun zirvesinde bulunduğundan bir toplumun yanına vardığında selam verip boş bulduğu yere otururdu. Bir gün mescitte otururken yabancı bir misafir gelir. “Hz. Muhammed burada imiş” diye sorunca o anda elinde su testisi olan arkadaşlarına su dağıtan peygamberimiz (sav) o kimse benim deyince yabancı şaşırıp kalmıştır.

Kudüs şehrinin fethinde ordu komutanı şehri teslim almak için adaleti ile ünlü Halife Hz. Ömer’i davet eder ve kendisine sırmalı kaftan giydirilir. Atının üzerinde giderken birden atından inen Hz. Ömer kaftanını çıkarır, kendi elbisesini giyer ve yürümeye başlar. Komutanların bu hareketine şaşırdıklarını gören Ömer, ben kaftan içinde at sırtında kibire, gurura kapıldım "Kibirden ve gururdan Allah’a cc. sığınırım" demiştir.

Kibir alametleri üçtür: 1. Teşekkür etmez 2. Kendinden başkasını sevmez 3. Dua istemez, kimseye de dua etmez. Kibirli kimselerin övülmek hoşuna, yerilmek gücüne gider. Öveni dost, yereni de düşman görür.

Kibirin en güzel ilacı nedir diye düşünürsek, her gün alnımızı yere koymaktır. O da namaz kılmak, alnımızı secdeye götürebilmektir. Güç, kuvvet geçicidir. Nihayetinde hepimiz toprağa döneceğiz, gencimiz de yaşlımız da, fakirimiz de zenginimiz de. Bu dünyada huzurla yaşayabilmemiz için toprağa bakarak yürümeli, gurur ve kibire kapılmamalıyız. Bu dünyada misafir olduğumuzu, ahiretin bizi beklediğini aklımızdan hiç çıkarmamalıyız.

Cumamız mübarek olsun. Amin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Saburlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İşte Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İşte Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İşte Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İşte Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.