Cuma sohbetleri

İslamın ticarete bakışı

Peygamberimiz (s.a.v.) rızkın onda biri ticarettedir, buyurmuştur. Düşünen bir kimseye bu söz yeter. Nasıl oluyor da ticaret bu derece övülüyor. Demek ki ticaret bu kadar önemli. Kur’an-ı Kerim’de “Biz sizi kabirlere ayırdık ki, birbirinizle daha iyi görüşün diye” buyrulur.

Sınıfta hocamız, “devletleri idare edenler sanmayın ki hep hükümetler ve bürokratlardır. Onlardan başka unsurlar da vardır. Asıl ülke geleceğine yön veren, tacirler ve sanayicilerdir” demişti. Bazı arkadaşlar buna itiraz ettiler. Hoca hiç kızmadan bu konuya şöyle açıklık getirdi:

-Köylü sebzeyi üretse, tüccar gidip ürünü almasa ürün ne olacak? Tüccar aldığı ürünü nerede satacağını ve nasıl değerlendireceğini bilir. Olması gereken; üretici malını en iyi şekilde, kaliteli olarak üretecek. Pazarlamasını da ticareti bilen kişiler yapacak. Bir kişi hem üretecek, hem uzaklara götürüp satacak. Her iki konuda nasıl uzmanlaşacak?

Günümüzde bazı sanayiciler, ürettikleri mallarını, ikinci bir şirket kurup pazarlamaya çalışıyorlar. Uzman ekiple çalışsalar bile, konuya vakıf olamadıklarından çoğunlukla başarılı olamıyorlar.

Sanayici olsun, ziraatçi olsun, işini en iyi şekilde yapar ve işinin başında olursa kazanır. Üniversitelerde ziraat okulları olduğu gibi, pazarlama bölümleri de vardır. Pazarlama bilgi ister, beceri ister.

Günümüzde Müslümanların bilmesi gereken önemli bir konu da şudur:

Müslümanların iki-üç asırdır ticaret anlayışı değişmiştir. Adam hacca gidip geliyor. ‘Tamam, artık ben alışverişi de ticareti de bıraktım. Allah c.c. affetsin’ diyor. Müslüman, doğumundan ölümüne kadar dürüst olan insandır. Her işinde adaletli olmalıdır. Çalışkan olmalıdır. Peygamberimiz s.a.v. “İki günü eşik olan aldanmıştır” buyurur. Mahşerde ilk sorulacak olan sorulardan birisi de ömrünü nasıl ve nerede geçirdiğidir.

1800’lü yılların başında Fransa kralı olan ünlü komutan Napolyon Bonapart, ordusu ile Mısır’a çıkartma yaptı. Orada kaldığı yıllarda islamiyeti inceledi. İslamiyetin en son din olduğunu ve ahlaklı olmak, ticarette dürüst olmak olduğunu ve çalışmanın da bir ibadet olduğunu öğrendi. Bir ara Müslüman olmayı düşüncü fakat nefsi galip geldi. Menfaati icabı Müslüman olduğunu yaydı. Bazı Müslümanlar bu sözlere inandı. Fakat bu kafir Müslümanlara çok zarar veren bir söylem geliştirdi. Çünkü Müslümanları yenebilmenin kolay olmadığını anlamıştı. İslamiyet, Asya’da, Afrika’da, Avrupa’da, Arabistan’ın tamamında yayılmıştı.

Napolyon’un kafasında geliştirdiği plan şöyledir:

Bu dünyanın geçici olduğunu, bir lokma bir hırka ile ibadet edip ahirete hazırlık yapmalarını Müslümanlara tavsiye etti. Para işlerine bulaşıp günaha girmeyin düşüncesini yaymaya çalıştı. Kapitalist Avrupa’nın ancak bu şekilde Müslümanları durduracağını düşünüyordu. Bunda da başarıya ulaştı. İslam aleminde bu görüş dalga dalga yayıldı. Osmanlı’da bile bu düşünceye kapılan idareciler, dergahlar oldu. Ticarette, sanayide, ilimde, teknolojide kalkınan ülkelere ayak uyduramadılar. Düşünebiliyor muyuz? Avrupa’da 1450 yılında matbaa kuruldu. 1777 yılında Osmanlı kullanmaya başladı. 1800 yılında Osmanlı, yılda 50 kitap basarken Avrupa’da bir milyon kitap basılıyordu.

Günümüz Türkiye’sinde bile bu görüşe uyan müslümanlara şahit oluyoruz. Peygamberimizin (s.a.v) arkadaşarı (sahabe), namazlarını kılıyor hemen işlerinin başına dönüyordu. Hz. Ömer hurma ağacının altında yatanları görünce, neden burada yattıklarını sordu. Onlar da “bizler tevekkül edicileriz” dediler. Hz. Ömer elindeki sopayla onları kovaladı ve onlara “siz tevekkül eden değil, hazır yiyicilersiniz” dedi.

Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında ve sonrasında ticaret çok gelişmişti. Çin’den, Hindistan’dan, Yemen’den, zamanın şartlarına göre kervanlar kalkar, Anadolu’ye ve Avrupa’ya kadar giderlerdi.

Ülkemizin 20. Asırda yetiştirdiği bir ilim adamı; “Müslümanlar peygamberimizden (s.a.v.) bu zamana kadar hiç böyle tembel, dağınık, iş beceremez duruma düşmemiştir. 250 yıldan beri en kötü durumdadır. İnşallah son zamanlarda bir toparlanmaya, uyanmaya başlandı” ifadelerini kullanmıştı.

Allah (c.c.) ülkemizin ve tüm Müslümanların, dinimize ters düşen hurafelerden ve tembellikten kurulmalarını nasip etsin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Saburlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İşte Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İşte Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İşte Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İşte Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.