Güneş Batıdan Batar

‘’140 Journos’’ adında kaliteli belgesel yapan bir youtube kanalı var. Güzel konulara değiniyorlar. Güzel görseller ve müzikler kullanıyorlar. Etkileyici bir anlatım biçimleri var. Bu kanalın ‘ Seküler Göç ’ adında 2 serilik belgeseli var.

Belgesel Linki

https://www.youtube.com/results?search_query=140+journo+sek%C3%BCler+g%C3%B6%C3%A7

Belgeselde, çeşitli sebeplerden Avrupa’ya göç etmiş birkaç kişiyle röportajlar yapılmış. Yazıdan önce belgeseli izlemeniz daha açıklayıcı olacaktır. Özetle göç sebeplerinden bahseden insanlar, şiddet olaylarının artması, ekonomik sebepler, topluma ait hissedememe, hukuksuzluklar, eşitsizlikler vs. gibi sebepler ileri sürüyorlar.

Bu sebepler göz ardı edilecek basit sebepler değil. Haklı ve haksız sebepler var. Fakat ben, bu sebepleri sunarken takınılan tavırlarda ve belgeseli kurgulayan tarafta bir dar bakış gördüm. Şöyle izah etmek istiyorum; Habercilikte şöyle bir kural vardır. Bir köpek bir insanı ısırırsa bu haber değeri taşımayabilir fakat bir insan köpeği ısırırsa haber değeri vardır. Şöyle bir durup düşününce dizayn edilen medya anlayışında, ki bu insanların düşüncelerinin dizaynına doğrudan etki ediyor. Güzel şeylerin haber değerleri düşük kalıyor. Güzel haberlerin reyting oranları da düşük kalıyor. Bu başlı başına bir sosyoloji konusu. İnsanlar kötüyü merak ediyor ya da ettirilir hale geldiler.

Bir sürü kötü haber bir araya getirilince dışardan bir gözle bakmayı unutan insanların kafasındaki kaos ortamı büyüdükçe büyüyor. Bahsettiğim videolara yapılan yorumlarda bunu destekler nitelikte. Videonun başında bir kişi, ‘bana bir tane umut göster ‘, ‘umudum kalmadı ‘ gibi cümleler söylüyor. Öyle bir üslup benimsenmiş ki sanki Türkiye’de kıyamet kopuyor, herşey berbat, ‘bir tane bile’ iyi şey olmuyor. Avrupa’da ise her şey çok güzel.

Ben bu sebepleri çok ucuz sebepler olarak görüyorum. Fakat bu sebeplere katıldığım noktalar var. Buradaki sorun şu. Bu bahaneleri kullanıp bir ülkeden başka bir ülkeye göç etmek ruhsal mastürbasyondur. Bahsedilen sorunlar dünyanın her tarafında mevcuttur. Kendilerine ben aydınlandım bu ülkede yaşayamam diyen ‘kültürlü’ insanların, kendileri pek ala bir yerde yaşayamama sebebi olabilir. Almanya, Amerika, İngiltere vs. gibi ülkelere göç edip dünyaya gözlerini kapatan, duygulanarak, ağlayarak tecavüz olaylarını anlatan ‘aydın insanlar’ günümüzde hala Afrika'da gasp ettiği toprakları bulunan bu ülkelerde yaşayarak hiç bir fikri aklayamazlar. Afrika'da çocukların açlıktan ölmesine sebep olan ülkelerde, demokratik şartlarda yaşadığı masalları anlatanlar, tıpkı suçladıkları cephedeki çomarlar olmaktan kurtulamazlar. Türkiye'de şort giydiği için tekme atılan kadınla, Hollanda’da müslüman olduğu için tekme atılan kadın veya hristiyan olduğu için taliban tarafından öldürülen kadın aynı kaderi paylaşmaktadır. Bahsedilen ve bahsedilenler gibi sorunlar dünyanın, sistemlerin sorunudur. Ve hatta, çoğu otoriteyle birlikte, sığınılan ' demokratik' ülkelerin, bu sorunların daha büyük ölçüde sebepleri oldukları aşikardır. Bu sebeple, bunlar gitmek için ucuz ama dünyaya , insanlığa pahalıya patlayan sebeplerdir. Son günlerde yaşanılan mülteci olaylarında Avrupa devletlerinin takındıkları tavrı ancak görmek istemeyen insanlar göremezler. Bu olaylar karşısında sessiz kalıp ülkedeki bir çok olayı gözleri dolu anlatmak, akıtılan timsah gözyaşlarından başka bir şey değildir. Fikirleri dizayn edilmiş insanların en iyi bildiği şey çarpıtılan gerçekler üzerinden yaptıkları duygu sömürüsüdür. Yabancı ülkede yaşamayı deneyimlemek istiyorum, farklılık arıyorum diyenlere sözüm yok. Fakat bu tür ucuz bahanelerle savaşmak yerine basit suçlamalarla sığınmacı konumuna düşen insanlar ne kadar Avrupalı olmaya çalışırlarsa çalışsınlar ‘'Yüksek Avrupa Medeniyetinde'' ikinci sınıf insan muamelesi görmekten kurtulamayacaklar. Suriyelilerin botunu patlatan Avrupa bakış açısından kurtulamayacaklar.

Dünyanın her yerinde kan akıtarak, çocuk öldürerek, sömürü yaparak, dikenli tellerle çevirdikleri başka ülke sınırlarını kendileri kontrol ederek, kurdukları ‘Medeniyet’, bir gün kurdukları o güzel, modern, kaliteli kaldırım taşları olan huzur dolu şehirlerinden çökmeye başlayacaktır. Parayla ayakta tutulan, mülteci botunu patlatmaya çalışacak kadar büyük olan bu medeni hareketin, doğru bakıldığında, bir kıl tanesinin üstünde dengede durmaya çalıştığı açıkça görülebilir. Zira bakmakla görmenin aynı şey olmadığı anlaşılırsa…

Sebeplerimizi, fikirlerimizi, düşüncelerimizi, bize öğretilenlerle değil, kendi öğrendiklerimizle şekillendireceğimiz günler diliyorum...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yunus Emre Albayrak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İşte Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İşte Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İşte Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İşte Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

04

Ferhat - serhat beyin temas ettiğinizi düşünüp katıldığı konulara bende katılıyorum Sebeplerimizi, fikirlerimizi, düşüncelerimizi, bize öğretilenlerle değil, kendi öğrendiklerimizle şekillendireceğimiz günler diliyorum...Tebrik ediyorum

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 02 Haziran 15:16
03

Serhat -

Çok doğru bir yazı.. Dokunulmayan noktolara temas etmiş.. Tabuların üzerine gitmiş.. Tebrikler

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 05 Mart 15:50