Hayatı Çekilmez Hale Getiren Düşünceler

Stres insan hayatına dış ve iç kaynaklardan yansır. İç kaynaklardan yansıyan stres genellikle, olayları değerlendiriş tarzımız ve hayata bakış açımızla ilgilidir.

Hayatın içinde bazı varsayımlar geliştiririz. Bu varsayımlar, yargılar kimi zaman işe yarabiliyorken kimi zaman da kişinin hayatını çekilmez hale getirebilir. Hayatı sıkıcı ve çekilmez hale getiren varsayımlara beraber bakalım…

  • Bir kişi ailesi, arkadaşları, çevresi tarafından sürekli sevilmeli ve kabul görmelidir.

İçimizde bir yerlerde eğer böyle bir inancımız varsa çevremizdeki kişilerle alakalı en ufak bir olumsuzluk deneyimlediğimizde, sarsılır ve örseleniriz. Günlük hayatın bir getirisi olabilen ufak uzlaşmazlıklar küçük dokunuşlarla düzelebilecekken bizler için aşılması gereken sıkıntılar, sevgisizliğin ve değersizliğin ispatı haline gelebilir. Eğer böyle bir inancımız varsa bu inancımızın doğruluğunu sınamamız gerekir. Etrafımızdaki herkesi hoşnut etmemiz, sevgisini kazanmamız ne derece mümkün? Mümkün olmayan bir hayalin peşinde sürüklenerek aslında kendimizi ne kadar hırpalanıyoruz?

  • Üstlendiğim bir işte mükemmele ulaşmalı, kusursuz ve en iyisi olmalıyım

Eğer böyle bir inanca sahipsek hayatımızın akışında doğal olarak karşımıza çıkabilecek, karşılaşılması kaçınılmaz olan başarısızlıklardan sonra kendimizi suçlamamız, kendimize saygımızın azalması ve utanç duymamız kaçınılmaz olacaktır. Bir insanın üstlendiği her işte mükemmel olması olası değildir. Sürekli kusursuz olma çabası oldukça yıpratıcı olduğu kadar bizleri çoğu zaman engelleyen bir şey olarak karşımıza çıkar. Mükemmel olamayacağımızı düşündüğümüz işlerden kaçmamıza, işlevimizi yitirmemize sebebiyet verir. Örneğin ‘’bu işte mükemmel olamayacağım, en iyisi hiç yapmamak’’ deyip sorumluluklarımızdan kaçışa bir kapı açar. Mükemmeli aramak yerine burada işlevsel olacak inanç, yeterince iyi bir iş ortaya koyma gayreti olacaktır. Üstlendiğim işlerde bana yetecek kadar, ortaya bir ürün koyacak kadar yeterince iyi iş çıkarmak…

  • Mutsuzluğa ve üzüntüye yol açan şeyler başa gelen olaylardır.

Etrafımızda bizim kontrolümüzün dışında bir dizi olay meydana gelir. Her şeyi kontrol etmemiz olası değildir. Bu düşünce ile sürekli kontrolcü çabalara girdiğimiz takdirde sonuç, yetersizlik duygusu ve kronik anksiyete olacaktır. Mutsuzluğun sebebi meydana gelen olaylardan ziyade olayı yorumlayan kişisel ifadeler bu olaylara yüklenen kişisel anlamlardır. Örneğin meydana gelen boşanma olayı bir kimsede ‘’ yetersizim, sevilmiyorum, beğenilmiyorum, istenmiyorum’’ düşüncelerini çıkarabilirken başka bir kimsede ‘’ artık özgürüm, kendime daha fazla vakit ayırabilirim’’ düşüncelerini çıkarabilir. Olay aynıdır fakat kişilerin bu boşanma olayına yüklediği anlamlar değişmiş dolayısıyla da hisleri birbirlerinden farklılaşmıştır.Dış olaylar üzerinde kontrolümüz yoktur ancak kendi düşüncelerimiz üzerinde mutlak bir kontrolümüz vardır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cansu Ertan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İşte Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İşte Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Kocaelispor Bu Sezonu Nasıl Tamamlar?