Bilgi ve Etik Toplumu: Şiddetin ve İdeolojilerin Rafa Kaldırıldığı Yüzyıl

Dertdaş Olmadan Keyifdaş Olamayız

İnsan, doğası gereği ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla mücadele etmeye programlanmıştır.
Bu ihtiyaçlar gün gelir maddi olur, gün gelir ruhsal olur ve zaman ilerledikçe toplumsal bir renk almaya başlar.

Ne var ki yaşanmış tarihsel süreçte gerek kişisel inançlardan kaynaklı, gerekse de toplumsal değerlere dayalı veya kaybetme korkusunun insanda yeşerttiği dürtüler onu bu ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken, tanışma ve uzlaşma vizyonu yerine bencilliğe dayalı "egoist ve narsist bir şiddeti" araç olarak tercih etmeye zorlamıştır.

"İdeolojilerin Sonu" teziyle ünlenen sosyolog Daniel Bell, postmodernizmin çağı olarak isimlendirdiği yakın geçmişimizde legal veya illegal tüm yönleriyle şiddetin, ihtiyaçlarımızı karşılamada bizleri sonuçsuz bıraktığı için artık rafa kaldırılacağını savunur.

Bu tezini modern çağın ve kapitalist pazarın en olumsuz etkilerinin iyileştirilmesi ve refah devleti düşüncesinin ortaya çıkışı ile evrimini tamamlamış insan doğasının mükemmel olduğunu savunan "romantik felsefelerin" yerine, insanlığın artık birey olarak varoluşunu gerçekleştirmeye dair geçmişte Stoacı yaklaşıma benzer karşılıklı güven ve hoşgörüye dayalı yeni felsefelerin ortaya çıkışına bağlar.

Ezilen toplumu tüm bireyleriyle refaha ulaştırmayı hedefleyen sosyalist rejimlerin bile, tarihte kendi halklarına karşı dahi uyguladıkları şiddet içerikli baskılardan dolayı tüm ideolojilerin, dünyada iktisadi bunalımı ve alternatifsizlikten kaynaklanan siyasal baskıyı önleyememesi, pratikte olmasa dahi toplumsal bilişsel düzeyde ideolojilerin sonunu getirmiştir.

Değersel, sanatsal ve maddi refaha yönelik üretimin ancak tatminin ertelenmesi ilkesine dayandığını varsayan Daniel Bell, tüketimin günümüz insanını hazcılığa (hedonizme) ve kişisel tatmine zorladığı gerçeğiyle yüzleştirir.

Bu tezden hareketle diyebiliriz ki:

Yeni dünyada geçmişten gelen gerek ideolojik, gerek sermaye gücünden gerekse de siyasal hedeflerden kaynaklanan modern hayatta ahlaki serbestliğin hayatın tüm yönlerini dönüştürmeye çabalaması, yeryüzünde yaşayan insan ırkı olarak sahip olduğumuz varlıkların ve değerlerin dengeli paylaşımının önüne geçmekte ve kaos ortamına sürüklenmekten bizleri kurtaramamaktadır.

Bu sürecin pratiğe yansıyan diğer bir sonucu olarak genel ahlakın ve inanca dayalı değerlerin işlevselliğini yitirip havada uçuştuğunu seyrederek "bilişsel gericilik" anlamına gelebilecek yeniden ideolojik seküler bir din yaratma sürecine zorlandığımızı teşhis edebiliriz sanırım.

Öte yandan alternatif yapıcı bir eleştiri ortaya koyamayan ve toplumsal desteği ve belleği, sıkıntıların çözümüne dair ikna edeceği belirsiz olan bilgi ve bilim ustalığının çevreleri, istediği kadar yüksek düzeyde eğitim görmüş bir elitin ve onları destekleyecek geniş bir teknik kadronun varlığını bu krize çare olarak sunsunlar, vicdanları rahatlatıp bizlere göz ve gelecek aydınlığını oluşturacağından en azından şüpheliyim.

"Çaresizseniz, potansiyelinizi keşfetme şartıyla çare sizsiniz" diyebileceğimiz günleri hep birden değil hep birlikte yaşamak umuduyla sağlıcakla kalınız diyor, çatışma ve egoist tartışmalar yerine daha çok tanışma ve sadece sanalda değil gerçek hayatta da gönülden fışkıran duyguları paylaşarak keyif ve lezzet duyabileceğimiz bir dünyada "varoluş finalinin" bizleri beklediğini müjdelemek isterim.

"Paylaşımı, yapıcı davranışları ve toplumsal dayanışmayı öngören toplantıların dışındaki bir araya gelmelerin çoğunda faydalı bir sonuç yoktur." Kur'an: 4/114

Rabbimizin kelamından da anlaşılan o ki; dertdaş olmadan keyifdaş olamayız!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nurettin Yiğit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İşte Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İşte Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Kocaelispor Bu Sezonu Nasıl Tamamlar?