Gelin Gönüllere Dokunan "Gönül Mesihi Olalım!

Rivayete göre Hazreti İsa zamanında (Selam O'na ve tüm Peygamberlere) bugün olduğu gibi o günün dünyasında da hayata, huzura, güvene dair toplumsal bir travma yaşanıyordu.

Sosyal ve paylaşımcı bir ruh yapısına sahip insanın, kişisel çıkarlarını ön planda tuttuğu ve gittikçe özünden uzaklaştığı bir yalnızlık sürecinin merkezine kendi eliyle sürükleniyordu.

İnsanlık, yaratılış amacı olan “Yeryüzünü, üzerinde yaşayanlarla beraber Yaratan adına imar ve ihya etmek” yerine nimetleri israf etmek, inşa edileni yıkmak, gönüller arasındaki muhabbet, sevgi frekanslarıyla oynayarak Yüce Yaradan’ın gazabıyla kendisini yüzleştiriyordu.

Diğer bir taraftan toplumda yaşanan bu travmayı durdurmak ve insanlığa yaşam amacını tekrar hatırlatma babında İsa Peygamber havarileriyle-yardımcılarıyla (Selam Onlara) ilahi tebliğe başlayacağı zamanı ve uslubü belirlemek için bir akşam yemeğinde buluşuyordu.

İsa Peygamber, insanların ancak yüreğine, öz duygularına hitap ederek birşeyleri düzeltmeye başlayabilecekleri teşhisinde bulunurken, havarilerden bir kısmı toplumun kendi içindeki kötülüğü sonuna kadar kusmaları gerektiğini savunuyor, hayatı daha çok kendi sürecine bırakmayı tahlil ediyordu.

İnsanlığın varoluşundan beri tarihsel sürecine bakıldığında, bizlerin ancak taşlara başımız değdiğinde uyanabildiğimizi ve bu uğurda gerekirse tüm insanlığın iyiliği adına, ilk günahın keffareti olarak kendilerini feda edebileceklerini ifade ediyorlardı.

İnsanın fiziki ve ruhi yaratılış itibariyle evrenin anlamını ve renklerini barındıran küçük ama zengin bir modeli olduğunu ifade eden Uyarıcı Peygamber, havarilerinden bu hakikatı sürdürülmesi gereken yaşamı feda edip sonlandırmak yerine, gönüllere ufak dokunuşlarla insan ruhundaki kirleri meshedip kolayca silebileceklerini ve bu minvalde kendisine yardımcı olmalarını ısrarla vurguluyordu.

Ve hayat o küçücük mecliste de fikren tanışmak, kaynaşmak yerine, duygulara ve heyecanlara yenilerek tartışma ve çatışma prototipiyle devam edip gitti.

Sonradan  yaşananlara dair detay tartışmasını bir kenara bırakırsak insan, kendisini ve varlığı anlama, anlamlandırma macerasında yine helezonik daire çizmeye devam etmiştir.

An itibariyle çok şükür yeryüzünü imar ve ihya meşguliyetinde nefes alıp tekrar verebiliyoruz.

Yaşayabileceğimiz güzellikler veya sıkıntılar adına “çoğu gitti, azı kaldı” diyebileceğimiz arz-ı zemin üzerindeki davamız veya kavgamız finale doğru doludizgin ilerlemektedir.

Demiş ya birisi “Bir gönüle dokundum bin ah işittim, bir ahı söndürmek adına bin gönüle girdim!” …

İşte değerli dostlar!

Birlikte yaşayacağımız, paylaşacağımız, birbirimizin gönüllerindeki ortak ve latif duygulara hitap ederek dokunacağımız, meshedeceğimiz daha nice yürek var olacak bu dünyada diyorum.

Hepinizi Adem’ce, Nuh’ça, İbrahim’ce, Yusuf’ça,  Muhammed’ce (Selam Onlara) uyanmaya davet ediyor,

İsa’ca yüreyinizden saygıyla ve usulca kucaklıyorum.

Hissetmeye çalışın…!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nurettin Yiğit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İşte Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İşte Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Kocaelispor Bu Sezonu Nasıl Tamamlar?