GEÇMİŞ YILINIZ İBRET, YENİ YILINIZ BEREKET OLSUN!

Ömrümüzden geçen bir yılın muhasebesini yaparak yenisini daha iyi değerlendirmeye hazırlık yapmak ve nasip ettiği için Yeni Yılın Sahibi’ne şükretmek adına “yeniyıl sevinci”ni insanın yaratılış doğasından yanifıtrattan görüyorum.

Yüzyıllardır insanlarımızı yaşadıkları bazı süreçler hakkında manevi korku ve uhrevi tehditlerle yüzyüze getirmektense hayattaki güzelliklerin helal yönünü gösterek farkına vardırmaya çalışmayı her zaman tercih etmişimdir.

Diğer bir değişle bütün bir yıl kıymetli saat ve günlerini değerlendirmekten aciz kalmış kişileri bombardıman şeklinde yılbaşı kutlamalarından sakındırmak yerine çürüttüğü ömrünün kıymetine dair bir kaç laf etmek çok daha verimli olur diye düşünüyorum.

Oysa ki hayatımızın nice kıymetli virajlarında bizlere harama alternatif olabilecek bir helali yaşamakta öncüllük yoksunluğu “hayat sevincimizi” hep köreltmiştir.

Yaratılış itibariyle arayış, keşif ve sevinç ile donatılmış insan ırkının sadece eski yılın son dakikaları ve yeni yılın ilk dakikalarını uyanık geçirmek gibi sanal bir mutluluğa mahkum kalması aslında her gün doğan güneşin aydınlığında gönül gözlerinin kapalı kaldığına, geceleri dolunayın narin ışığında yeryüzünü kaplayan mavimsi ilahi dokunuştan gaflette olduğunun kanıtıdır.

Ne var ki İslam düşünce tarihinde bugüne kadar “hayat sevinci fıkhı”nın detaylı ve doyurucu bir akımının oluşamaması ve bunun sonucunda ilahi tecelliyatın mele-i a’lası (ilahi serginin yüce meclisi) diyebileceğimiz arz-ı zemin ve sema-i evrenin tevhit muhabbeti kokan sanat melodisini yeterince gönüllerimizde hissedememenin acısını insanlık olarak yaşamaktayız.

Oysa Kur’an’ın “tekrar eden 7’ler-essab’ulmesani” tabirini yaratılışın bestesini oluşturan tabiattaki 7 notası ile tefsir etmeye engel ne olabilir ki?

Diyeceğim o ki insanlık tarihinde yerel dinsel anlamını yitirip insanlığın ortak sosyal değer veya ilgi alanlarına dönüşen birçok şey var ki bunlar Küreselleşen dünyada gittikçe artacaktır.

İlerleyen zaman sürecinde insanlığı bir bütün olarak ele alıp küresel dünya kültürüne katkıda bulunan yerel kültür birikimleri, oluşmakta olan yeni dünya kimliğinde kendi renklerini giderek daha belirgin hale getireceklerdir.

Nitekim dinimize ait Ramazan ve Hac kültleri ile bölgemize ait 23 Nisan Çocuk Bayramı ve Nevruz Bahar Bayramı da aynen batı kültüründen dünyaya yayılan Yılbaşı Sevinci, 1 Eylül Barış Günü, 14 Şubat Sevgi Günü gibi Dünya Ortak Kültürüne mal olacak zaman süreçlerinden olacak gibi.

Sonuç olarak evrenin özünde gizlenmiş “teklik-tevhit kanununun” keşfedilme arefesinde olduğumuz bu yüzyılda Yüce Allah’ın ortaksız birliği ve tüm Peygamberlerin evrensel ortak mesajının hamileri olduğuna inancımız gerçekleşmekte olan bu süreçlere ters düşmeyi emrediyor iddiasında bulunan çevreler “Allah nurunu tamamlayacaktır!” ilahi direktifinin tek temsilcisi olma hayaline kendileri dışında hiçkimseyi ortak etmek istemiyorlar gibi.

Ancak değişmeyecek bir diğer gerçek de; insanlığın huzur ve güvenliği adına değişimin ve gelişimin küresel düzeyde bize göre bazen gecikse de hiçbir şekilde hiçkimse tarafından önüne geçilemeyeceğidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nurettin Yiğit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İşte Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İşte Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Selahaddin -

Engin ufkunuz insanlığın önünü açmya devam etmektedir

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Aralık 12:00

Anket SAYIN OKUYUCUMUZ HABERİ DEĞERLENDİRİR MİSİNİZ?