Hz. Ömer’in devlet yönetimi

Tarihin sayfalarına ismini altın harflerle yazdırmış H.z Ömer; bu işi nasıl başardığını çoğumuz merak ederiz. Müslüman olmadan önce yirmili yaşlarda başarılı bir ticaret insanı idi. Genç yaşında Mekke de devlet yönetiminde söz sahibi oldu. Dışarıdan gelen misafir heyetleri karşılardı Bugünkü durumu ile dışişleri bakanı olmuştu. İslamiyeti kabul etmesi ile Mekke de ses getirmiş ve Peygamberimizin yanından hiç ayrılmamıştır. Onunla beraber bütün savaşlara katılmış, cennetle müjdelenen on sahabenden biridir. Hayatını İslam tarih kitaplarından okumada bizlere büyük fayda sağlayacaktır.

H.z Ömer’i Dünya ve İslam tarihinde önemli kılan, adaletli olması, tayin ettiği devlet adamlarının ve valilerin istenilen özelliklerde olmasıdır. “Benim bulunmadığım yerde, beni temsil eden yöneticilerimin insanlara güven vermede sorumluluk hissedebilecek kimseleri, “Nasihat ehli, bilgili kimselerden yardım alarak atayacak olan kimseyim. Bu işi başkasına devretmeyeceğim. Kim daha layık ise onu bulacağım. Kimki yakınını akrabasını gözeterek yapılan atamalarda, Allah ve Rasülüne ve Müslümanlara karşı hain davranmış olur.” Derdi.

H.z Ömer Önemli görevlere getireceği kimselerin güçlü ve güvenilir olması, fiziki yapısı, ve toplumu her yönden etkileyebilecek donanımda biri olmasına çok dikkat ederdi. İslamı yaşaması, bilgisi başta gelen özelliği idi.

Atayacağı valilerde, Kadılarda, Müfettişlerde kavrayışı güçlü olanı tercih ederdi. Günümüzde bile buna dikkat edilir. Kişi mütedeyyin ve takva sahibi olabilir, fakat meseleleri kavrama gücü yoksa sapıkların tuzağına düşebilir, kandırılabilir. Bilginin yanında bu özellik olursa idareci olunur. Yürütmede bu önemlidir. H.z Ömer bunu arardı.

 Önemli görevlere atayacağı kişilerde şehirde büyümüş, örf ve adetleri bilen, cemiyet içinde bulunmuş kimseleri atardı. Sebebi; Çölde, kırsalda büyümüş, az kişi ile muhatap olmuş, insan ilişkilerinden haberi yoktur. Günümüzde entelektüel aile çocuklarına bile kaymakamlık kurslarında davranış biçimi dersleri verilir. Her konuda donanımlı olmaları aranır.

H.z Ömer halka şefkat ve merhametle yaklaşılmasını isterdi. Eslem kabilesinden birini Vali tayin etmek için yanına çağırdı. Adamın yanında çocuğunu öptü. Adam H.z Ömer’e, -Sen böyle çocuklarını öpermisin, ben çocuklarımı hiç öpmüş değilim deyince H.z Ömer, -Sen asla insanlara merhamet gösteremezsin. Benim adıma işimi üslenme der ve atamasını yapmaz.

Valilere, “Bilin ki, bir kimse eli altında bulunanlara iyi davranırsa, ona da başkaları iyi davranır. Derdi. Kim bir işe talip olursa o işi ona vermezdi. En iyi kim yapabilecek, araştırır ona verirdi.

Valilerin yahut yüksek dereceli memurların ticaret yapmalarını yasaklardı. Haris bin Kab göreve getirilince varlıklı biri olmuştu. H.z Ömer – Bu malı nereden buldun diye sordu. O da maaşımdan ticaret yaptım deyince; -Biz sizi ticaret yapasınız diye bu göreve getirmedik der ve kazandığı mallarını hazineye aktarır.

Vali tayin edilen kimseye yazılı bir metin verir ve ensardan bazı kimseleri şahit tutardı. Buna göre Valiler, kadılar gösterişli arabalara binmeyecekler, buğday unundan yapılmış ekmek yemeyecekler, ince elbiseler giymeyecekler, İnsanlara kapılarını kapamayacaklar. Bunun altına “Allah’ım şahit ol” yazardı. Sahabenin ileri gelenlerine danışmadan, istişare etmeden, hakkında bilgi toplamadan kimseyi devlet işlerine atamazdı. Tayin etmeden önce belli etmeden o kimseyi sınardı. Ahnef bin Kays’ı bir yıl yanında tutmuş sonra atamasını yapmıştı. Ve ona; -“Kim çok gülerse heybeti azalır. Kim insanlarla çok oturup kalkarsa insanlar onu hafife alır. Kim çok konuşursa çok hataya düşer. Kim çok hata yaparsa takvası azalır.” Demiştir.

Valiler ve zekat memurlarında (maliyeciler) takva (doğruluk) arardı. Bazen memurların hanımları kocalarını halifeye şikayet ederlerdi.

 Rumlarla yapılan savaşa Ebu Ubeyde bin Cerrah’ı komutan olarak atadı. Rum elçisi komutanla görüşmeye gelir. Bir baksa komutan Ubeyde yerde oturuyor. Onun islam ordusu komutanı olduğuna inanamaz. Bir ordu komutanı neden yerde oturuyor diye sorar. Ebu Ubeyde; -Benim askerim yerde otururken ben nasıl minder üzerinde oturabilirim. Cevabını alır.

Şu konu çok önemlidir. Görevlendirilen yüksek dereceli memurlar azledilince hiç birisi halifeye kızmamıştır. Bizi o atadı, lüzum gördü o görevi aldı. Derlerdi.

 Memurlar gittikleri yerlerde İslamiyeti yaymaları birinci görevi idi. Camii ve okullar yapacaklar. H.z Ömer devrinde her beldede dört bin cami ve medrese yapılmıştı.

Medine ye gelen Valilerin şehre gündüz girmelerini emretti. Sebebi yanında getirdikleri eşyalarından haberi olması için. Bürokratları denetlemek için Müfettişlik birimi kurmuştu.

H.z Ömer Şam ziyaretinde bazı vali ve bürokratların evlerine girmiş, fazla eşyaları görünce kırbacı ile onlara vurmuştur. H.z Ömer iş başına gelen devlet görevlisini çok sıkı denetlerdi. Elinde bir sopa bulundurur, çarşıda- pazarda hatalı bir iş yapanı gördüğünde hemen cezasını sopası ile halkın arasında verirdi.

H.z Ömer bürokratlarına devlet hazinesinden bir koyun bile habersiz verilmesine müsaade etmez, milletin malına o derece sahip çıkardı.

 Maalesef günümüzde seçim vadlerinde milletin malını nasıl dağıtacaklarını siyasilerden duyuyoruz. Bu konuda hata yaptıklarında kıyamet günü hesabını nasıl vereceklerini düşünüyorlarmı?  Seçim zamanı herkes dindar gözükür, camilere gelirler.  Allah inancı olan daima Müslümanca yaşamalıdır. Her kim ne yaparsa kendine yapar. Vesselam Hayırlı Cumalar.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Saburlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İşte Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İşte Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler İşte Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İşte Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet'i başarılı buluyor musunuz?