Yönetimde Adaletin Önemi

İspanya topraklarında Müslümanlar tarafından kurulmuş olan Endülüs Emevi devletinin başkenti Gırnata Üniversitesinin giriş kapısında şu ifadeler yazılı idi. Dünya dört temel üzerinde yükselir. 1-Faziletli kişilerin ilmi. 2- Büyüklerin adaleti. 3- Salihlerin duası 4- Yiğitlerin cesareti.

Allah c.c. Adildir. Yaratılan, akıl ve fikir verilen insanoğlu (Müslümanlar) adil olması şarttır, ibadettir. Hakka inananlar, hakkı haklıya teslim etmelidir. Etmez ise, ilahi adalet su değirmeni gibi yavaş yavaş adaleti gözetmeyenleri iki taş arasında öğütür. Müslümanım diyen idareciler adalete dikkat etmezlerse hem bu dünyada hem ahırette vebalini ödeyeceklerdir. Adaletin zıttı zulümdür, zalimliktir. Halife Mansur şöyle demiş: -Her zaman namuslu dört insana muhtacım. 1- Hiç kimsenin kınamasına aldırmayan, kendini Allah’ın huzurunda bilerek kanunlara göre karar veren kadı. 2- Zayıfın hakkını güçlüden alacak emniyet görevlisi. 3- Adaleti gözeten, fakiri zorlamayan, eşit pay etmesini becerebilen vergi memurları. 4- Haberleri yerli yerinde toplayıp bana ulaştıran istihbaratçı.

Ülkemizde idare edenlerimiz, yöneticilerimiz seçimle iş başına geliyor. Yapacakları icraatları ile beş sene halka hizmet edecekler. Becerilerini ortaya koyacaklar. Bu yöneticileri halkımız seçecek. Başta mahalle muhtarları, belediye başkanları, meclis üyeleri, adaletli, verimli ve müsrif olmadan, menfaatlerini gözetmeden çalışırlarsa bir daha, bir daha seçilirler. Seçmen kime karar verirse yönetici onlar olacak. Biz nasıl isek yöneticilerimizde bizlerin aynası olacaktır.

Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 58 ayette: “Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emreder. Allah bununla ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işiten ve her şeyi görendir.”

Bizler ne halde isek, başımıza o şekilde idareciler gelir. Seçilecek belediye başkanları, meclis üyeleri belirli bir meslek, yahut tahsil durumu önem taşımaz. Yönetici olabilmenin birinci ve değişmez kuralı; Yönetici olmak her şeyi en iyi bilen kişi değil, yaptığı işte iyi bilenleri bir araya getirip, onları uyum içinde çalıştırabilen kimsedir. Onları çok iyi takip ederek yanlış yahut hileye başvurmalarını önleyebilmektir. Toplumda şu söz çok yaygındır. İdareciliğin okulu olmaz diye. Bu sözün gerçek payı çok olmamakla birlikte, doğru olan yanı da vardır. İnsan çok iyi bir doktor, iyi bir mühendis, hoca olabilir. Fakat belediye başkanlığı ayrı bir meziyet ister. Yöneticilik kabiliyeti olmayan kimseler, tanınır olmak, makam sahibi olmak için aday olmuşlarsa hem o beldeye, hem kendi saygınlığına zarar verir. İnsan kendisini dev aynasında görmemelidir. Yapabileceği, hakkı olan işlere talip olmalıdır. Bir şehrin, bir beldenin yolları, imarı, çöpü, temizliği, her şeyi ile başkan sorumludur. Halktan toplanan vergilerle hizmet yapılacaktır. Bu parayı idare edebilmek her babayiyitin yapabileceği iş değildir. Bunun hesabı ister inanalım, ister inanmayalım bir gün gelecek yaratanımıza verilecektir.

Hazreti Ömer halife iken Medine ve civarında yağmur yağmadığından kıtlık olmuştu. Medine’ye yakın bölgelerden insanlar şehre göç etmeye başlıyor. Her gün onlarca insan ölüyor. Hazreti Ömer ve yardımcıları zor durumda. Bir yakını hazreti Ömer’e tirit (Etli ekmek) ikram ediyor. Halife şu cevabı vermiştir. -Millet açlıktan, hastalıktan ölürken benim böyle etli ekmek yemem doğru olmaz der. Ve aylarca kuru ekmekten başka bir şey yemez. Müslümanlar halife Ömer açlıktan ölecek diye korkarlar.

Hicretten 40 yıl sonra halife olan Hazreti Ömerin torunu Ömer b. Abdülaziz; Halife olduğunun sabahı sarayın besili atlarla çekilen arabası evinin önüne yanaştı. Abdülaziz o arabaya binmedi. Bir sokak ötede olan Hükümet konağına yürüyerek gitti. Arabayı ve atları sattırıp parasını hazineye yatırdı. Bindörtyüz sene geçmesine rağmen Hazreti Ömer ve torunu Abdülaziz’in adını bilmeyen Müslüman yoktur. Hizmetleri ve adaletli yönetimleri ile anılmaktadır. Günümüze kadar binlerce devlet başkanları gelip geçti, kaçının ismi tarihe yazıldı. Onlarda toprak oldu gittiler. Günümüzde israf diz boyu. Bazı insanlar bir makam yahut yönetici olunca nasıl müsrif oluyorlar. Böyle durumlar toplumda gerilmelere sebep oluyor.

İnsanları birleştiren, birbirlerine saygılı olmaları, kıskançlığın, bencilliğin, çıkarcılığın olmaması için İslam ahlakını yaşamak şarttır. İslam ahlakına uymayan, yaşamayan devletler tarih sahnesinden çabuk silindiğini tarih bilgisi olanlar iyi bilirler.

Yönetimde, ticarette, adalette, insan ilişkilerinde İslam ahlakı gözetilmiyorsa; o yapıyor ben biraz yapsam ne olur dersek bu dünyada huzur bulamayız. Kabirde ve hesap gününde halimiz nice olur. Bunun için evlatlarımızı küçük yaşta Müslümanca yetiştirelim. İslam ahlakını başta biz uygulayarak, Camiilere, Kur’an kurslarına alıştıralım. Huzuru ancak böyle sağlayabiliriz. Hayırlı Cumalar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Saburlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İşte Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İşte Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler İşte Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İşte Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet'i başarılı buluyor musunuz?
Tüm anketler