Haçlı Seferleri ve Kudüs

 Türklerin Anadolu’yu yurt edinmeye başlamasından ve Selçukluların Bizans'ı yani o dönemde İstanbul’u tehlikede görmelerinden Hristiyan papazları rahatsız ediyordu. Miladi 10. Y.y. ortalarından itibaren Müslümanlar Cezire, Anadolu ve Biladüşşam dediğimiz bölgelerde, Bağdat’ta halifeye rağmen küçük küçük devletçikler kurulması ile birbiri ile kavga ediyorlardı. Müslümanların bu durumu papazların iştahını kabarttı. Fransız papaz 2. Urban, Katolik ve Ortadoks Hristiyanları birleştirip Müslümanların üzerine yürümeyi hedefledi. Sözde Müslümanlar Hristiyan halklara zulüm ediyor, mallarını ellerinden alıyorlardı. Bu yalanı ortaya atıp bir haçlı ordusu ile Kudüs’e kadar gitmekti. Oysaki Müslümanların arasında yaşayan Hristiyanlar bütün haklardan yararlanıyordu. Kudüs’te üç dinin mensupları huzur içinde idiler.

 Papazlar Kudüs’e gidecek her haçlı askerin bütün günahlarının affedileceği garantisi veriliyordu. Vazgeçenleri aforoz ediyorlardı. Katolik papazlar Avrupa’nın her yerini dolaşıp katılacak savaşçılara doğunun zenginliklerinden elde edecekleri gelirlerin hayallerini anlatıyorlardı. Ve 100 bin savaşçı ile yola çıktılar. Belgrat’tan, Macar, Sırp, Bulgar topraklarından geçerken şehirleri köyleri talan ettiler. Karşı koyan halkı öldürdüler. 11. Y.y. la doğru Müslümanlara sıra gelmeden Avrupa haçlı ordusu kendi dindaşlarını kılıçtan geçiriyordu.  1096 da İstanbul’a ulaşan haçlılar Bizans İmparatorunun verdiği hediyelerle yetinmeyerek zenginlerin ve Yahudilerin mallarını aldılar. Direnenleri öldürdüler. H.z İsa nın mezarını kurtarmaya giden haçlılar tam bir eşkıya idiler. Boğazdan geçip İznik Eskişehir yönüne ilerlerken Selçuklu sultanı Kılıç Aslan’la yapılan savaşı haçlılar kazandı. Haçlılar Antakya ya kadar geçtikleri yerleri yakıp yıktılar. Çünkü Buhara dan Akdeniz’e kadar olan koca Selçuklu devleti parçalanmış; Her parçanın başında bulunan kardeşler birbiri ile savaşıyordu. Şam ve Halep prensleri de savaş halinde idiler. Selçuklu nun başına ne gelmişse koca devleti sultanların oğulları paylaşamadığından gelmişti. Birde Mısır da Şii Fatımi devleti haçlılara destek veriyordu. Kudüs kapılarına 1099 da dayanan haçlı ordusu “Jarusselam”  (Kudüs) diye bağırmaya başladılar.

Beyt’ül Makdis yada Batıda Jarusselam olarak bilinen Kudüs, Ortadoğu nun değil bütün dünyanın en eski şehirlerinden biridir. Peygamberimiz H.z Muhammed’in diğer peygamberlere namaz kıldırdığı yer. Müslümanların ilk kıblesi. H.z İsa peygamberin doğduğu belde. Musa, Davut, Süleyman ve birçok Peygamberlerimizin yaşadığı belde olan Kudüs. Üç dinde kutsal sayılan şehir.

 H.z Ömer zamanında fethedildiğinde bütün insanlara eman verilmişti. Müslümanı, Yahudisi, Hristiyanı rahatça ziyaret ettiği yer. Kudüs’ün H.z Ömer zamanında fethi M. 637.  Haçlıların kuşatması 1099. Aradan geçen tam 462 yıl. Müslümanlar adaletle Kudüs’e sahip çıktılar. Hiçbir kargaşanın yaşanmadığı, huzurlu bir şehir idi.

 Haçlıların Kudüs’ü kuşatması kolay değildi. Şehrin etrafında dört kilometre kadar uzunluğunda sur vardı. Yüksekliği 15, kalınlığı 3 metre kadardı. Şehrin kuşatılması bir aydan fazla sürdü. Müslümanlar canla başla savunuyorlardı. Fakat haçlılara yeni yardımlar gelince 14 Temmuz 1099 da şehre girmeyi başardılar. Hristiyanlar kutsaldır diye hac yapmaya geldiler, fakat yaşlı, kadın, çocuk demeden binlerce Müslümanı şehit ettiler. Bu sayı günümüzde olan şehit sayısından çok fazla idi. “60 ile 70 BİN ARASINDA OLDUĞU RİVAYET EDİLİR: İnsan inanmak istemiyor ama gerçek. Camii ye sığınan Müslümanların kanı dizlere kadar çıktığı tarihi kayıtlarda yazılıdır. Genç kızlardan başka kimseyi sağ bırakmadılar. Tarihte böyle bir vahşet yaşanmamış. Maalesef 1967- 2023 arası akan Müslüman şehitleri Yüzbinleri buldu. Artık Müslümanların tekrar uyanma zamanı gelip geçiyor.

 Saltanat uğruna Müslümanlar arasında meydana gelmiş bölünmüşlük yüzünden büyük dram yaşandı. O zaman Selçuklulara ve sunni Müslümanlara yardım etmeyen Mısırdaki Şii Fatımi devleti nede birkaç gün sonra saldıran haçlıların katliamından kurtulamadılar. Kendilerini Tanrı ya adamış gibi görünen Hristiyan paralı askerler “tapınak şövalyeleri” eşkıyaya dönüşmüştü. Sonrada bir kısmı Avrupa ya dönen şövalyeler, doğunun zenginliğini görünce ikinci haçlı seferini düzenledi. Ardından 3. Ve 4. Seferide düzenlediler. Fakat ikinci haçlı seferi başlamadan Müslümanlar kendi benliklerine dönmeye başlayınca seferlerden geri çekilmek zorunda kaldılar.

 Hristiyanların ve Yahudilerin menfaatleri için yapamayacakları alçaklık olmadığını o zamanda görüldü, günümüzde de görülmektedir. Bir toplumun başına gelecek en büyük felaket, başına geleni bilememesidir. Haftaya Selahattin Eyyübi’nin Müslümanları nasıl bir araya toplayıp Kudüs’ü kurtardığını anlatmaya çalışacağım.

 Yarabbi biz Müslümanları gaflete düşmekten muhafaza eyle. Amin. Hayırlı Cumalar.

  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Saburlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İşte Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İşte Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler İşte Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İşte Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet'i başarılı buluyor musunuz?
Tüm anketler