Kervan ve kervansarayalar

KERVAN VE KERVANSARAYALAR;

200 sene önce yaşayan atalarımıza deselerdi ki İstanbul dan Amerika’ya sekiz saatte gidilecek diye, gülmekten karınlarına sancılar girerdi. 30 sene önce bizler bilgisayarla yeni tanışmaya başlamıştık. Gençlerimize İzmit- Köseköy- Sarımeşe den geçen Bağdat yolunu görselerdi şaşırırlardı. Şimdi o Arnavut kaldırımı yol bozuldu, üzerine asfalt döktüler. 15 sene öncesine kadar taşlı yoldu. 1950 yılına kadar Anadolu’da develerle yük taşınırdı. Öküzler iki tekerlekli kağnılara (Yapımında demir kullanılmayan iki tekerli araba) koşuluyordu. 1950 yıllarında faytonlara atlar koşulmaya başladı. Makineleşme geliştikçe insanlar konforlu yaşamaya çabuk alıştılar.

İlk insan ve ilk peygamber H.z Adem le dünyada yaşam başlayınca Nüfus arttı, göçler ve ticaret yapmalar başladı. Asya, Afrika, Arabistan da develer ile; Avrupa kıtasında ise katırlarla yük taşımacılığı yapılıyordu. Her tarafa hızlı yolculuklar ve ulaklar atlar ile sağlanırdı.

Asırlarca şehirler arası yollar medeniyet alameti sayılır. Anadolu Selçuklu devleti zamanında yol yapımına ve konaklama yerleri olan Kervansaraylara önem verilmiştir. Denizlerde ise yelkenli gemiler ile mal taşınıyordu. Hindistan’dan kalkan kervan, Afganistan’ı takiple Bağdat tan Halep’e inerdi. İran’dan kalkan kervan, Tiflis ve Erzurum’dan Trabzon’a ulaşırdı. Oradan yelkenli gemilerle İstanbul’a, Avrupa içlerine giderdi. Bu yolların ipek yolu, baharat yolu gibi isimleri vardı. Nil ve Tuna nehri gibi büyük nehirler taşımacılıkta önemli yer tutar.

Çok şükür günümüzde her konuda konforlu bir hayatımız var. Taşımacılık karada tırlar ile yapılıyor. 150 sene öncede develerle zevkli yolculuklar yapılıyormuş. Bununla ilgili çok güzel anılar kaleme alınmış ve zevkle okunmaktadır.

Bir deve 300- 350 kg yük taşıyabiliyormuş. 100 develik bir kervan bir tır kadar yük taşıyor sayılır. Kervanlar günde 50-55 km yol gidebilir. Konya’dan kalkan bir kervan üç ayda Mekke’ye varıyormuş. Anadolu’dan, Şamdan kalkan kervanlarla Hacca 60-70 bin kişi gidiyormuş. İstanbul’dan Ürdün ve Lübnan’daki limanlara yelkenli gemilerle gidilir; Kudüs ziyaret edilip develerle Medine’ye varılırmış.

Develer o zamanın şartlarında Allah’ın bir lütfu; Susuzluğa, açlığa, yük taşımaya dayanıklı, diğer hayvanlara göre sağlıklı hayvanlardır. Katırlarda kolay hastalanmaz, soğuk havaya ve yüke dayanıklıdır. Senede 150 bin deve kervancılıkta kullanılıyormuş. Selçuklular zamanında ana yollarda kervansaraylar yapılmış. Ceyhan, Sultandağı, Bünyan Kastamonu. Tokat’ta bulunan bu devasa yapılar günümüze kadar gelmiştir.

Kervanlarla yolculuk yapanlar verilen emirlere uymak zorunda idiler. Kervancıbaşı ne buyurursa yapılırdı. Hareket emri verildiğinde yarım saatte herkes hazır olabiliyormuş. Yol güvenliği için silahlı görevliler bulunur, kervanı eşkıyalardan korurlardı. Eşkiyalar yakalanınca en ağır ceza verilirmiş.

Kervansaraylarda hayvanlara, yolculara her türlü hizmet yapılır, hiç para alınmazdı. Daima doktor, baytar, aşçı, temizlikçiler çalışır, giriş- çıkışlar disiplin altında olurdu.

Kale şeklinde yapılan, geniş bir alanı kaplayan bu devasa yapıların bazıları, 900 seneden fazla günümüze kadar ayakta kalabilmişlerdir.

Selçuklulardan sonra Osmanlı zamanında bazı yol güzergahları değişti. Osmanlı döneminde de geniş yollar üzerine kervansaraylar yapıldı. Ümit burnu 1400 lü yılların sonunda keşfedilmesi ile ticaret deniz yoluna kaydı. Atlas okyanusundan dolaşarak gemiler, Hindistan’a kadar gidiyordu. Osmanlı yeni gelişmeleri iyi takip edemedi. Ticaret yolunu ecnebilere kaptırdı. Yeni buluşlara, keşiflere ortak olamadı. Günümüzde bile bizlerin en çok sıkıntı çektiğimiz konu değilmi? Sanayi ve ticaret kimin elinde ise güç onda oluyor. Sanayi devrimini yapan ülkelerden bizim neyimiz eksik.

1800 lü yılların başında buharlı gemiler çalışmaya başladı. 1893 te dizel motorların seri üretimi başlayınca dünyada büyük gelişmeler oldu. Avrupa’da bazı ülkeler sanayi ve ticarette kalkındı. Asya ülkeleri zenginliklerini Avrupalılara kaptırdı.

Kervansaraylar bizlere 200 sene önce atalarımızın yaşantılarını hatırlatıyor. Aksaray’da bulunan sultanhanı Moğol istilasında yirmibin askeri içerisinde barındırmıştır. Savaş zamanlarında asker ve sivil halk için kale vazifesini görüyorlardı.

Müslümanlar misafirlere değer verirler. Bu durum kervansaraylarda zirveye ulaşmıştır. Orada Müslim- Gayri müslim ayırmadan canı, malı, hayvanları emniyette idi. Karınları doyurulur, banyosunu yapar, hastaları tedavi edilir, dinlenir ve dualarla yolcu edilirdi. Ortaçağ Avrupa sında bunun bir benzeri yoktu. Misafirperverlik Anadolu insanımızın ruhunda vardır. Bunun sebebi de Müslümanlığı her yönü ile yaşaması, evlatlarını bu yönde yetiştirmesindendir. Hayırlı cumalar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Saburlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İşte Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İşte Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İşte Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İşte Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.